Geçmişten günümüze, en çok konulan kız isimleri

Ülkemizde her sene sonunda çeşitli istatistikler yayınlanır. Bunlardan biri de o sene doğan çocuklara verilen isimler hakkındadır. Beşer senelik dönemlerde değişen isimler olmakla birlikte hiç değişmeyen isimler de yer alır.

Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada 2020 yılında, en çok verilen erkek ismi Yusuf, kız ismi ise Zeynep imiş. Elif ve Defne ise Zeynep'ten sonra isimler. Sıralama, Asel, Azra, Eylül, Nehir, Eslem ve Asya şeklinde devam ediyor.

Son yıllardaki durum bu. Peki önceki yıllarda nasıldı?

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, yani 1923-1930 arasında doğan kız çocuklarına en çok verilen isimler, Fatma, Ayşe, Emine, Hatice ve Zeynep. Bu beş isim, 1990'lı yıllara kadar sıralaması değişmekle birlikte konulmaya devam etmiş. 1990'lardan itibaren dizin değişmeye başlamış ve kız çocuklarına en çok verilen isim Merve olmuş ve Fatma, ikinci sıraya düşmüş. Büşra, Elif ve Kübra ise ilk beşe giren diğer isimler. Zeynep ise yedinci sıraya gerilemiş. 2000'li yıllara gelindiğinde Zeynep ilk sıraya yükselmiş ve onu Elif takip etmiş. Ecrin, Hiranur, Defne, Yağmur, Miray, Ebrar, Zehra ve Azra gibi isimler de onu takip etmiş.

Dizinlerden gördüğümüz kadarı ile, 2010'lardan sonra Fatma, Ayşe, Emine ve Hatice gibi isimler, çocuklara eskisi kadar çok konulmaz olmuş.

Ya Osmanlılar?

Osmanlılarda kız çocuklarına verilen isimlerin tutulduğu kayıtlar elimizde yok elbette. Ancak kadı sicillerinde ve tereke defterlerinde geçen isimlere bakılarak bir kanaat edinilebilir.

Hocam İsmail Erünsal'ın binbir emek ile çalışıp gün yüzüne çıkardığı tereke defterlerinden bahsettiği çalışmasında, terekelerde geçen isimler, geçme sıklıklarına göre dizinlenmiş. Dizinde yer alan ilk on beş ismi, kim olduklarını yanına ilâve ederek nakledeyim:

Fâtıma: Hz. Peygamber'in "gözümün nuru" diye sevdiği torunları Hz. Hasan ve Hüseyin'in annesi olan kızı.

Ayşe: Hz. Peygamber'in hanımı, Hz. Ebûbekir'in kızı.

Hatice: Hz. Peygamber'in yaşayan tüm çocuklarının annesi olan ilk eşi.

Âmine: Hz. Peygamber'in annesi. Bizde daha çok Emine şeklinde geçer.

Zeynep: Hz. Peygamber'in kızının ve Hz. Peygamber'in, Hz. Fâtıma ve Hz. Ali'den olan torunu, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in kızkardeşi.

Rukiye: Hz. Peygamber'in kızı.

Ümmü Gülsüm: Hz. Peygamber'in kızının ve Hz. Peygamber'in Hz. Fatıma ve Hz. Ali'den olan torunun adı. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in kızkardeşinin adı.

Havva: İlk yaratılan kadın, Hz. Âdem'in eşi ve insanoğlunun annesi.

Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu Numan bin Sabit'in kızı.

Züleyha: Hikâyesi, Kur'ân'ın en güzel kıssasında anlatılan kadın.

Râbia: Sûfîlerin öncüsü Basralı kadın mutasavvıf.

Safiye: Hz. Peygamber'in hanımlarından.

Habibe: Hz. Peygamber'in "Allah'ın sevgilisi" anlamında Habib isminin kadın için söylenileni.

Sâliha: İyi amel sâhibi, günah işlemekten kaçınan anlamında Sâlih'in kadın ismi olarak söylenileni.

Emetullah: Allah'ın hizmetkârı anlamında, IV. Mehmed'in eşi, II. Mustafa ve III. Osman'ın annesinin adı.

Ümmühan: Aslı, Ümmü Hanî'dir. Hz. Ali'nin kızkardeşi ve Hz. Peygamber'in amcasının kızı.

Bu isimlerin sahiplerine baktığımızda, ekseriyetinin Hz. Peygamber'in ailesi ve yakınları olduğunu görürüz. Şüphesiz, Hz. Peygamber'in ailesindeki kadınların sayısı bu kadar az değildi ama ecdâdımız, özellikle hem ehl-i beyt, hem de Türkçe sesletime uygun olan veya uydurulan isimleri tercih etmiş. Üstüne, geleneğimizde aile büyüğü adını koymak gelince bu isimler asırlar boyunca kız çocuklarına konulagelmiş.

Bunlardan başka Dilbeste, Anber-sima, Gülbeyaz, Şehbaz, Mehcebin, Zülfisiyah, Hüsnüşah, Gülbuy, Mehpare, Hürrem, Bağ-ı cinan, Dildare, Def-i gam gibi isimler var ama bu isimler cariyelere sonradan verilen isimler. Câriyeler azâd edildiğinde kendilerine yeni bir isim alarak hayatlarını sürdürüyor.

Zeynep: En sık konulan isim

Hem Osmanlılarda, hem de günümüzde en sık rastlanılan isim Zeynep. İlginç olan durum, 1990'ların sonuna kadar Osmanlılarda en sık kullanılan isimler neredeyse aynı iken 2000'lerle birlikte isimler değişmeye başlıyor.

Günümüzde, özellikle kültürlü ve eğitimli aileler kızlarına Osmanlılar döneminde verilen isimleri vermeye başladı. Eğer çift isim ise biri çoğunlukla geleneksel bir isim oluyor.

Son yıllarda Zeynep'in tekrar popüler olması sanırım her şeyi tüketerek yaşadığımız çağda tükenmeyen şeyleri aramaya başladığımızın bir işareti. Önümüzdeki yıllarda geleneksel isimlerin daha fazla konulacağını düşünüyorum.

Yoksa benim fazla iyimser olduğumu mu düşünüyorsunuz?




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Hiç değil feryâdıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak!

Sır Hz. Mevlana’nın latif ruhları, nale ve feryad İlahî sırlar ve Rabbanî hakikatlere dair sözler. Göz ve kulak bedenimizdeki göz ve kulaktır.

Mevlana hazretleri “benim sırrım, benim feryad u figanımdan ayrı değildir. Ancak onu duyacak kulak görecek göz yok” buyuruyor. Demek ki gözümüzün önünde cereyan ettiği halde göremediğimiz bazı hakikatler var.

Ney nasıl neyzenin ağzından çıkan nefesi sese dönüştürüyor ise sırrım da feryad ve figana dönüştürüyor. Neyzenin nefesi nasıl sesin içinde ise benim sırrım da feryadımda saklı.

Mesnevi Dersleri 5 ve 6. Beyitler

Men be-her cem’iyyetî nâlân şodem
Coft bed-hâlân u hûş-hâlân şodem

Ağladım her yerde hep ah eyledim.
Gördüğüm her kul için ‘dostum’ dedim.

İkinci mısra ilk mısrayı açıklamaktadır. Bed-hâl şehvet ve hevesine düşkün olanlar, hoş-hâl ise zühd ve takva ehlidir. Bed-hâl olanlar çok olduğu için önce söylendi.

Beytin manası şöyledir: Ben her cemiyette, şehvet ve nefsine düşkün olanların da, zühd ve takva sahibi olanların da meclisinde ağladım, inledim. Yani onlarla oturup kalktım. Bu oturup kalkma onlarla birlikte onların yaptıkları işi yaptım olarak da anlaşılır, onlarla birlikte oturdum, bana geldiler şeklinde de anlaşılabilir.

ismailgulec.net