Taraklı Sarıkız ve Kızlar Türbeleri

Sakarya'nın merkeze en uzak ilçelerinden biri olan Taraklı şehrin güneybatısında ve 65 kilometre uzaklıkta şirin ve tarihi bir kasabadır. Tarihi İpekyolu üzerinde bulunan Taraklı, Ertuğrul Gazi zamanında Osman Bey'in silah arkadaşlarından Samsa Çavuş tarafından Bizanslıların elinden alınması Osmanlı Beyliği'nin kuruluşundan öncesine gidiyor, bir rivayete göre 1289, bir diğerine göre 1293.

Evliya Çelebi Seyahatname'sinde halkın şimşir tarak ve kaşık yapmasından dolayı Yenice Tarakçı olarak geçen kasabanın adı zamanla Taraklı'ya dönüşür.

Taraklı'daki en meşhur bina Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi esnasında konaklaması esnasında veziri Yunus Paşa'ya yaptırttığı Yunus Paşa Cami. Kubbesinin kurşunlu olmasından dolayı Kurşunlu Cami olarak da bilinen caminin inşa tarihi 1517.

Taraklı'nın bir diğer güzelliği 19. yüzyıldan kalma cumbalı, iki ve üç katlı tarihi ahşap evleri. Bir de asırlık çınar ağacı var. Yurdun çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçilerin en çok görmek istedikleri yerler. Bunların yanında pek bilinmeyen türbeleri var ve ben bunları anlatmaya çalışayım. Kızlar Türbesi ile Sarıkız Türbeleri ile başlayayım.

Sarıkız ve Kızlar Türbeleri

Taraklı ortasından geçtiği yolun iki tarafına kurulmuş mahallelerden oluşuyor. Kızlar türbesi yolun kuzeyinde, Sarıkız güneyde kalıyor. Sarıkız'ın olduğu mahalleye gittiğimde Kızlar türbesini sordum, karşı mahallede dediler. Kızlar türbesinin bulunduğu mahalleye gidip Sarıkız'ın olduğu yeri işaret ederek şu mahalle neresi dediğimde yine karşı mahalle dediler. Taraklıların şakacılıklarını bildiğim için yalaza yapmıyorsunuz değil mi, diye emin olmak istedim ve ısrarla tekrar sordum. Yok, dediler. Buna rağmen ben yine de yalaza yapmadıklarından emin olamadım.

Sarıkız ile Kızlar türbeleri karşılıklı iki mahallede olduğunu söylemiştim. İkisinin de öyküsü farklı ama aralarında benzerlikler de var. İkisi de söylencelere dayanıyor ve kahramanları kız. Ve bu tip türbelerde olduğu gibi malumat kaynağı yerel halktan birilerinin gördükleri rüyalar.

Türbelerden daha çok bilineni Sarıkız kasabanın güneyinde, Yusufbey Mahallesinde Sivritepe denilen tepeye çıkan yol üzerinde. Kolayca bulmak isterseniz GSM baz istasyonunun olduğu tepeyi takip edin, tepeye yaklaşınca hemen sağ tarafta görürsünüz.

Arabayla mahallenin sonuna kadar girip çok yüksek ve uzun olmayan bir tırmanıştan sonra baz istasyonuna giden yolun kuzey tarafında, Karşı mahalleyi tam cepheden gören ve panoramik bir manzarası olan, bir ağacın gölgesine sığınmış etrafı yeşile boyanmış hazır duvarla çevrili bir mezar burası.

Türklerin yaşadığı coğrafyada, birçok yerde Sarıkız veya kızlar türbesi bulunuyor. En meşhuru ise Kaz Dağlarındaki Sarıkız efsanesi. Bunun nedeni Türkler arasında aşkın ve sevdanın kutsal kabul edilmesi ve bu uğurda haksızlığa veya engellemelere maruz kalan aşıklara karşı müşfik davranmaları, onları unutmak istememelerinden başka bir şey değil.

Diğer Sarıkızlar gibi Taraklı'daki Sarıkız'ın da kim olduğunu ve ne zaman yaşadığını bilmiyoruz. Bu konuda anlatılanlar hep söylencelerden ibaret.

Taraklı'da anlatılanlara göre Sarıkız çok sevdiği ve kendisini çok seven sevdiceğine kavuşamamış bir aşk şehididir. Taraklı halkı içine düştüğü duruma çok üzüldüğü bu kıza çok saygı duyar ve malum yere defnedilir ve mezarı sevdalıların ziyaretgahı olur.

Sarıkız türbesi evlenmek isteyen kızların, sevdiğine kavuşmak isteyenlerin sığınacakları kapıdır. Aşıklar, türbenin hemen yanı başındaki ağaca sevdiğinin adını söyleyerek iplik bağlarlar. Dualarının daha kuvvetli olmasını isteyenler ise ilk defa Taraklı'da duyduğum 'türbe katipleri' denilen kimselere sevdiklerinin adını yazdırıp ğaca astırırlar. Kim bilir kaç kişinin duası bu vesile ile gerçekleşmiş olmalı ki ziyaretçileri devam etmiş uzun süre.

Sarıkız isminin verilmesine gelince yine anlatılanlara göre o mahallede oturanlar tepede uzun sarı saçları olan bir kız görmeleri üzerine. Belki rüyalarında gördüler belki gündüz gözüyle, orası pek kesin değil.

Sarıkız türbesinin gittiğimizde eskisi kadar ziyaretçisi olmadığı anlaşılıyordu. Gölgesine sığındığı ağacın üzerinde ipliklerin ve kağıtların olmaması menkıbenin unutulduğunu veya artık eskisi gibi inanılmadığını gösteriyor.



Kızlar Türbesi

Bugün Taraklı'da Kızlar Türbesi veya Sarıkız denilince halkın büyük bir kısmı Sarıkız'ı anlıyor. Kızlar türbesini bilenlerin sayısı çok az.

Kızlar türbesine cadde üzerinde meydana gelmeden kuzeydeki caddelerden herhangi bir girine girip Hıdırlık'a giden yola düştüğünüzde yerleşim yerinden ayrıldıktan sonra hemen yine yolun altında, bir ağacın gölgesinde ve etrafı çevrili olarak göreceksiniz.

Taraklı'nın kuzeyinde bulunan Kızlar türbesinin geçmişi Sarıkız kadar çok eskilere gitmiyor. Geçimini evlere temizliğe giderek sağlayan bir kadının gördüğü rüya üzerine bir çeşme yaptırıp kendisine işaret edilen yerin etrafını çevirmesi ile vücut bulur. Ancak bana söylenildiğine göre bu kadın türbeyi ve çeşmeyi kimseden beş kuruş yardım almadan sınırlı geliri ve kıt imkanlarıyla yaptırır.

Burada birden fazla kız olmalı ki adı Kızlar türbesi olmuş. Muhtemelen burada yatanların hikayesi aynı kaderi paylaşan birkaç arkadaş veya kardeşin birlikte vefat etmiş olmalarından dolayı. Doğrusunu Allah bilir deyip bu bahsi kapatayım.



* Ailesinden ve istirahatinden feragat ederek bir Pazar günü bize türbeleri gezdiren ve rehberlik eden Alaaddin Yılmaz'a çok teşekkür ederim.

** Fotoğraflar için Hüseyin Tunca'ya teşekkür ederim.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Baba bu kitabı niye yazdın?
Ben Kaç Kişiyim

İsmail Güleç uzunca sayılabilecek bir süredir muhtelif yerel gazetelerde ve www.semazen.net’te denemeler yazdı, yayınladı ve halen de yazmaya devam ediyor.
Çoğu kere günlük hayatta şahit olduğu veya dinlediği ilginç bir olay, okuduğu güzel bir kitaptan aklından kalanlar, seyrettiği bir filmde dikkatini çeken hususlar onun yazılarının konusunu oluşturuyor.

Bu kitapta yer alan denemelerin hepsinin bir ortak özelliği var. Lütfi Filiz’in kitaplarının ve sohbetlerinin tesiriyle kaleme alınmış olmaları. Onun, özellikle Noktanın Sonsuzluğu başlıklı, dört ciltlik büyük eseri olmasaydı bu denemelerin yazılması mümkün olmayacaktı.
Bu kitabı hazırlayanın bir temennisi var. O da, bu kitapta yer alan denemelerini yazarken yaşadığı hazzı okurlarıyla paylaşmak. Umarız temennisi gerçekleşir.

Lefkoşa - Gezdim, gördüm, anlatıyorum

Kıbrıs’ta kaldığım yıllarda sokaklarında dolaşmaktan ve içinde kaybolmaktan büyük keyif aldığım şehir idi Lefkoşa. Öyle gizli bir hazine idi ki her seferinde daha önce görmediğim bir ayrıntıyı görür, farklı bir özelliği keşfederdim.

Canım sıkıldığında, işim olmadığında veya vakit bulduğumda beni bulacağınız yer Lefkoşa’nın sokakları veya Selimiye Camii civarı idi. KISBÜ'nün Selimiye Sohbetleri kapsamında anlattığım Lefkoşa'yı kısaca anlattım. Dinleyince anlatmadığım şeylerin çok daha fazla olduğunu farketttim.

Umarız ve dileriz suriçi Avrupa’da muhafaza edilen ortaçağ şehirleri gibi mamur, temiz ve bakımlı olur. Böyle olmaması için hiçbir neden yok. Başta belediye olmak üzere Lefkoşalıların irade göstermesi yeter. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

Daha ayrıntılı biligi Suriçi Rehberi'nde inşallah....

ismailgulec.net