Hızır yaşıyor mu?

Birkaç sene önceydi. Kâmil bir mürşidin sohbet meclisinde idik. O günkü sohbetin konusu, bir arkadaşımızın başından geçen olayları anlatmasıyla Hızır’ın gemiyi delmesi üzerine oldu. Önce Kehf suresinde anlatılan Hz. Musa ile sâlih kul arasında geçen kıssayı anlattı. Unutanlara hatırlatmak için kıssayı kısaca özetleyeyim.

Hz. Musa, İsrailoğullarına insanların en büyük âliminin kim olduğunu sordu ve sorduğu soruya kendi cevap verdi. En büyük âlimin kendisinin olduğunu söyledi. Bu sözler üzerine Allah, iki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulunun kendisinden daha bilgili olduğunu söyledi. Musa “Allah’ım o kulunu nasıl bulurum?” diye sorunca “Sepetine bir balık koy, balığı kaybettiğin yerde onu bulacaksın.” cevabı üzerine yanına aldığı bir genç ile yola çıktı.

İstanbul Camileri Kubbeleri

Kubbelerde insanları etkileyen şeyler
Kubbe bir cami için ne anlam ifade ediyor?
Kubbe tezyinatı ve nakışları
Ayasofya kubbesi
Kendine has kubbesi olan camiler
Kubbe fotoğrafı çekmenin zorlukları nelerdir?
İyi bir kubbe fotoğrafı çekmek için nelere dikkat edilmelidir?
Çatılı camilerin tavanlarının güzelliği
Mihrap, minber, kürsü, maksure, giriş kapısı, sütunlar, avlular, şadırvanlar vs.
Yeni yapılan camiler ile eskiler arasında farklar

Bizde Üniversite Böyle Olur Çelebi (Üniversiteye İçeriden Eleştirel Bir Bakış)

Kosova Tekke ve Türbeleri

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

İstanbul Camileri Kubbeleri

Kubbelerde insanları etkileyen şeyler
Kubbe bir cami için ne anlam ifade ediyor?
Kubbe tezyinatı ve nakışları
Ayasofya kubbesi
Kendine has kubbesi olan camiler
Kubbe fotoğrafı çekmenin zorlukları nelerdir?
İyi bir kubbe fotoğrafı çekmek için nelere dikkat edilmelidir?
Çatılı camilerin tavanlarının güzelliği
Mihrap, minber, kürsü, maksure, giriş kapısı, sütunlar, avlular, şadırvanlar vs.
Yeni yapılan camiler ile eskiler arasında farklar

İstanbul Efsaneleri

Her döneme ait bir İstanbul efsanelesi var.

Efsanelerin işlevi
Efsaneleri, şehrin “gayriresmî tarihi” olarak okumak mümkün müdür?
Efsaneler tarihsel hakikati çarpıtır mı, yoksa başka bir tür hakikati mi dile getirir?
Bizans döneminden Osmanlı’ya devrolan efsaneler var mı? Bunlar nasıl dönüşmüştür?
Osmanlı şehir kültüründe efsanelerin yayılma mecraları (tekke, çarşı, saray, mahalle vb.)
Bir “efsane aktarıcısı” olarak Evliya Çelebi
İstanbul’un fethinin efsaneler üzerinden anlatılması bize ne söyler?
İstanbul’da neden özellikle bazı mekânlar efsane üretir?
Kız Kulesi, Ayasofya ve Galata Kulesi gibi yerlerin sürekli efsaneleştirilmesini nasıl açıklarsınız?
Yeraltı mekânları (sarnıçlar, tüneller) neden korku ve gizem efsanelerinin merkezindedir?
Bir mekânın “kutsal” ya da “uğursuz” olarak algılanması zamanla değişebilir mi?
İstanbul efsanelerinde dinî motifler mi, yoksa halk inançları mı daha baskındır?
Cin, tılsım, lanet gibi temalar şehir hayatında nasıl bir işleve sahiptir?
Efsaneler insanları korkutmak için mi, korumak için mi anlatılır?
Bu anlatılar mahalle kültürünü ve toplumsal denetimi nasıl etkiler?
Günümüzde İstanbul efsaneleri hâlâ üretiliyor mu, yoksa sadece tüketiliyor mu?

Güncel Yazılar

Hızır yaşıyor mu?

Birkaç sene önceydi. Kâmil bir mürşidin sohbet meclisinde idik. O günkü sohbetin konusu, bir arkadaşımızın başından geçen olayları anlatmasıyla Hızır’ın gemiyi delmesi üzerine oldu. Önce Kehf suresinde anlatılan Hz. Musa ile sâlih kul arasında geçen kıssayı anlattı. Unutanlara hatırlatmak için kıssayı kısaca özetleyeyim.

Hz. Musa, İsrailoğullarına insanların en büyük âliminin kim olduğunu sordu ve sorduğu soruya kendi cevap verdi. En büyük âlimin kendisinin olduğunu söyledi. Bu sözler üzerine Allah, iki denizin birleştiği yerde bulunan bir kulunun kendisinden daha bilgili olduğunu söyledi. Musa “Allah’ım o kulunu nasıl bulurum?” diye sorunca “Sepetine bir balık koy, balığı kaybettiğin yerde onu bulacaksın.” cevabı üzerine yanına aldığı bir genç ile yola çıktı.

Erenlerin Kılıcı yahut Tahta Kılıç

Âşık Yunus’a ait olduğu söylenen dinlerken kendimden geçtiğim bir nutk-ı şerifi var:

Erenlerin kılıcı.
Arşa çıkar bir ucu
Ne de güzel kesici
La ilahe illallah.

Erenlerin kılıcının ne olduğu anladığım kadarı ile anlatmaya çalışayım.

Özellikle Bektaşî ve Alevî ozanlar şiirlerinde bir tahta kılıçtan bahsederler. Yedi ulu ozandan biri kabul edilen Şah Hatayî’nin şu dörtlüğünde Öğürcük Veli olarak nitelediği Seyyid Ali Sultan’ın tahta kılıcına bir telmihte bulunulur. Doğan Kaya’dan alıntılıyorum:

Kitaplar

ismailgulec.net