Medrese Neden Üniversite Değildir?
Bizim toplumumuzda medreseler genellikle üniversiteler ile mukayese edilir ve bizim üniversitelerimiz olarak değerlendirilir. Her ne kadar ikisi de yükseköğretim kurumu olması bakımından ve üniversitenin de yükseköğretim kurumlarının genel adı olarak değerlendirildiğinde doğru kabul edeceğimiz bu genelleme üniversitelerin tarihine, yapısına ve işleyişine dikkatlice bakıldığında aynı olmadıkları hemen fark edilir.
12. Asırda ilk örneklerini Bologna ve Paris’te gördüğümüz üniversite bir Orta Çağ kurumudur. Aynı zaman diliminde İslam coğrafyasında ciddi eğitim verilen birbirinden farklı yükseköğretim kurumları bulunuyordu ve bunların hiçbiri üniversite değildi.
Batan şeyleri sevmeyen bir ârif: Ayaşlı Şakir Efendi
Ankara Ayaş’ta dünyaya geldiği için ‘Ayaşlı’, Darülmuallimin Mektebi mezunu olduğu için de ‘Muallim’ lakaplarını alan Ayaşlı Muallim Şâkir’in Sadettin Ökten Hoca’nın sohbetlerinde sıkça tekrar ettiği bir dörtlüğü var. Dörtlüğe ve açıklamasına geçmeden bu derin sözlerin sahibini biraz tanımak ve tanıtmak isterim.
Anne tarafından Bayramî-Melamî şeyhlerinden Bünyamin Ayaşî’nin soyundan gelen Şakir Efendi henüz çocuk iken annesini kaybeder, anneannesi ve teyzesinin yanında büyür. Hafız olup Arapça ve Farsçayı öğrendikten sonra gittiği İstanbul’da imtihansız girdiği Muallim Mektebini birincilikle bitirir. Şiir yazmaya İstanbul’a gitmeden önce başlayan şairin yazımıza konu olan şiiri Tokat’ta cinnet geçirdikten sonra başlayan ikinci dönemine aittir.