Hollywood'u göklere çıkarmak, genç nesli dolandırmaktır

Sinemayı seven biri olarak Alev Alatlı’nın Suç Ortağı Hollwood Kaan’ın Kitabı (Genişletilmiş 2. Baskı İstanbul: Turkuvaz Kitap, 2021) isimli kitabını görünce hemen edindim ve bir çırpıda okudum.

Alatlı’nın kitabı yazmaya başlaması, anlatılan ve öğretilen Amerikan tarihi ile filmlerde anlatılanların birbirinin zıttı olduğunu fark etmesi ile başlıyor. ABD’yi ve tarihini o kadar bilmesi yetmiyor böyle bir kitap yazabilmek için. Aynı zamanda o kültürün kör bir mümini ve tapacak kadar hayranı olmamak gerekiyor. Alev Alatlı bize bunu gösteriyor.

Kitabı okuyup da Alev Hanım’a hayran olmamak mümkün değil. Çünkü ancak Hollywood üzerine tez hazırlayan birinin bilebileceği kadar detay bilgileri, çok iyi bildiği Amerika tarihi ile harmanlayarak, birbirlerine gönderme yaparak o kadar açık bir şekilde anlatıyor ki okuyup da bana hak vermeyecek kimse, eğer özel bir düşmanlığı yok ise, yoktur. Ayrıca kitabı tam olarak anlayabilmek için iyi derecede İngilizcenin yanı sıra sinema ve Amerikan tarihi de bilmek gerektiğini ilave edeyim. Ya da neredeyse her paragrafta durup ansiklopediye bakacaksınız. O yüzden tek seferde okunacak bir kitaptan daha çok Amerika Tarihi adıyla bir seçmeli dersin kitabı olarak okunacak derinlikte ve genişlikte bir kitap.

Alatlı kitabında, Amerika’nın bilinmeyen, daha doğru bir ifade ile bize gösterilmeyen ve saklanan tarihini, sinema tarihini, Hollywood-toplum-siyaset yani sinema ve politika ilişkilerini, toplumsal gelişmeleri, emperyal güç olma hikayesini Hollywood üzerinden anlatıyor. Hollywood'un ABD sisteminde nasıl bir işlevi olduğu yazıyor. Bir toplumu nasıl şekillendirdiğini ve Amerikan halkının etkisizleştirildiğini belirtiyor.

Dolayısıyla Hollywood’un bir taraftan dindar Amerikan toplumunu yozlaştırmasını öte taraftan da Amerikan kültürü altında büyük Amerikan şirketlerinin ürünlerini pazarlayarak dünyanın geri kalanını da Amerikanlaştırmasını gözler önüne seriyor.

İyi paketlenmiş sakil duygusallık, gösterişsiz soyluluk, tarihi turist gibi turlamak, all american, ucuz duygusallık, bonesmen, "the tall, dark and handsome" aktörler, elektrikli sandalye, kölelik, kadın hakları ve fenimizm, savaşlar, ırkçılık, kirli para, Kaptan Amarika, "violent rescue and revenge missions" uzmanı kahramanlar, "cavalli lifestyle'ın ambassador'ları" ve benzerleri ve daha birçok terim ve ismi Alev Hanım’ın verdiği anlamla öğreniyoruz. Özellikle Teddy Bear oyuncakları ile Superman’e dair verdiği bilgiler ile yaptığı yorumlar oldukça etkileyici.

Göz boyayıcı Hollwood

Bir şeyi olduğundan farklı göstermeye göz boyamak diyoruz. Hollywood’un tam olarak yaptığı da bu. Hollwood’a kural tüm kadınlar illa sarışın olacak. Oysa Amerikalılar sarışın değil. Hatta siyahlar ve Hispaniklerle yapılan evliliklerle gittikçe esmerleşiyorlar. Ama gelin görün Amerikalılar esmerleştikçe filmlerde sarışın hale geliyorlar. Böylece sarışınlık üzerinden insanlar tüketime hazırlanıyor. Bu açıdan baktığınızda plastik cerrahi ve farmakolojide, makyaj malzemeleri sektöründe, moda ve mankenler dünyasında kadın da yok erkek de.. Var olan sadece tüketici. Saçını sarıya boyatmak isteyen kadınlarla başlarına saç ektiren erkekler hep aynı: Tüketici. Bunu besleyen ve büyüten de rüküş tüketimin çığırtkanı olan Hollywood’dan başkası değil. Bunun sonucu ise paçozluk. Dolayısıyla Alev Alatlı’nın yaptığı sahici olmayan Amerika’yı bize gerçek yüzüyle tanıtmak.

Neden Suç Ortağı?

Kitabın ön adı Suç Ortağı. Peki Hollywood hangi suçun ortağı? Amerika’nın tüm günahlarının ortağı. Kızılderili katliamının yok sayılmasının, ırkçılık hareketlerinin, erkek egemen yapının, vasatın ve paçozluğun tahakkümünün. Alatlı, kitapta suç ortağı olarak Hollywood'un Amerikan hükümetlerinin günahlarını nasıl gizlediğini, akladığını ve masum hale getirdiğini örnekleriyle açıklıyor. Filmlerde teröristleri sakallı göstererek ABD toplumunu ve dünyayı şartlandırarak gördükleri her sakallıyı terörist sanmalarını sağlıyor. Ondan önce de Kızılderilileri bitirdiler. Kızılderili katliamı ortada iken çekilen kovboy filmleriyle bu katliamı ters-yüz ettiler.

Çocukluğumuzda seyrettiğimiz kovboy filmleri ile hepimiz Kızılderili öldürmek isteyen kovboy olmak istemedik mi, bir düşünün. Hollywood bu; hem katliama uğrayıp hem de yıllarca filmlerin kötü adamları olan Kızılderililere yapılanlara ne demeli! ABD’nin dünyadaki kirli işlerinin temizleyici ve aklayıp paklayıcısı Hollywood. Kitabı okuduktan sonra Afganistan’la ilgili bir film çekilmesini beklemeye başladım. Yıllar önce ilk girdiklerinde Rambo’nun serisi olarak çekilmişti. Şimdi de ABD’nin ülkeyi mahvettikten sonra elleriyle Taliban’a teslim ettikten sonra gerçekleri ters yüz edip bize bambaşka bir Afgansitan ve Taliban izletebileceklerini düşünüyor ve bekliyorum. Veya durduk yerde bir ülke ile veya şahıs ile ilgili film çekilmiş ise mutlaka ardından bir operasyon geleceğini düşünüyorum.

İçinden geçtiğimiz zamanı anlamak için kılavuz olduğunu söyleyerek sözlerimi bitireyim. Alatlı, “Hollywood Amerikalıların giyim kuşamlarını, davranışlarını, konuşma biçimlerini, hatta aşk ve evliliğe ilişkin tutumlarını şekillendirdi” diyor bir konuşmasında. Sadece Amerikalıların mı? Batı ve tüm üçüncü dünya ülkelerinin kökünden koparılmış yetişen nesillerini de şekillendirdi.

Kitap sinemanın sadece sanat olmadığı ve sanat kaygısıyla yapılmadığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren kitabı sinema meraklısı gençler mutlaka okumalı. Radyo-sinema ve iletişim bölüm öğrencileri de. Bir de ülkenin yönetiminde söz sahibi olanlar. Amerikan kültürünün lokomotifi Hollywoood, insanı dinden uzaklaştırıp pagan dünyaya hatta da daha da ileri gidelim, mağaraya tıkmaya çalışan bir şeytandan başka bir şey olmadığını gösteriyor. Allah bizi ve çocuklarımızı bu şeytandan korusun.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Mesnevi 15-16. Beyitler

Derdimizden gün zamansız dolmada,
Her yanış bir günle yoldaş olmada.

“Geçti gün!” der, etmeyiz yersiz keder;
Var ol ey sen tertemiz insan! yeter.

Mevlana hazretleri burada eskilerin üslûb-ı hakîm dedikler, başkasına söyleyeceği sözü ve edeceği şikayeti veya uyarıyı sanki kendine söylüyormuş gibi dile getiriyor. Bunu neden yaparlar? Muhatabını incitmemek için, kızdırmamak ve önyargısız bir şekilde dinlemesi için yapar. Aksi takdirde kızıp dinlemeyebilir. Ama bu uyarının ilk mertebesidir, baktın anlamıyor, biraz daha açık söylemek gerekebilir. Mevlana’nın burada yaptığı kendi durumundan örnek vererek dinleyenlere ve okuyanlara ümit vermekte, ben de sizin gibiyim, sizin başınıza gelenler normal demekte.

Gamımız derken kamillerin de nakısların da gamını kasteder ancak ikisi de farklıdır. Kamil için makam, şöhret, zenginlik gamdır, kederdir, sıkıntıdır. Nakıs için ise onlardan ayrı kalmak, onlara kavuşamamak.

Anlatır ney: Aşk-ı Mecnun’un nedir,
Kanlı bir yoldan haber vermektedir

Hadîs, sözlük anlamı haber ve söz, hadîsçilerin ıstılahında Hz. Peygamber’in sözü anlamındadır. Kur’ân yaratılmamış (kadîm), hadîs ise yaratılmıştır (hadîs). Sıhah isimli eser kadîmin hadîsin zıddı olduğunu söyler. Az da olsa çok da olsa kelâm kelâmdır.

Kanlı yol ile aşk yolu kastedilir. Bu tehlikeli yolda hep kanlar dökülmüştür. Bu ibarenin iki anlamı vardır. Biri ney diğeri aşık için. Ney kamışlıktan kesilmesi, bağrının delinmesi gibi eziyetlere katlanmıştır. Aşık için ise aşk yolunun her adımında bin türlü dert ve bela vardır. Âdem’in dünyaya indirilmesi sadece bu dert ve belalar ile terakki edebilir. Bela yükünün altına girmeden tenezzül bulan yoktur. Peygamberler ve evliya arasında türlü bela ve dertlere düşmeyen yoktur. Yakub (a.s.), Yûsuf (a.s.)’a yazdığı mektupta “Biz belalar evindeyiz.” dedi. Peygamberimiz Efendimiz de “Peygamberin çektiği sıkıntılar senin çektiğin sıkıntılar gibidir.” yani “Peygamberin saflığı (temizliği) senin saflığın gibidir.” şeklinde açıklamışlardır. Çünkü bela ve sıkıntı temizlenme ve saflaşma nedenidir. Saflaşma/arınma ise herkesin yeteneğine göredir. Peygamberimiz istidat ve kıymet bakımından yaratılmışların en üstünü idi. O yüzden hepsinden daha büyük sıkıntılara uğradı.

ismailgulec.net