Ahilik ahlakını bugüne aktarmak mümkün müdür?

Özellikle son zamanlarda medyanın her türlüsünde çıkan haberleri okudukça hepimiz korkuya ve endişeye kapılıyoruz. Hep birlikte oturup neler yapılması gerektiğini düşünüp tartışacağımıza birbirimizi suçluyor, işimize geldiği gibi konuşuyoruz.

Tarım ve Orman Bakanlığı Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıdalar Listesi yayınlamaya başladığından beri görmediğimiz bir tartışma içine girdik. Yapılan sahtekarlıkların boyutu hepimizi korkutmaya yetiyor. Hangi ürünü alıp nerede yemek yiyeceğimizi bilemez olduk.

Bir taraftan daha önce hiç görmediğimiz cinayetler, bir tarafta insanları kandırmanın bin bir çeşidi, bir tarafta da gıda sektöründeki taklit ve tağşişler. Tüm bunlar karşısında yapılması gereken şey bu konuda söz söyleyebilecek durumda olanların tartışması ve hepimizi üzen bu ortamdan bizi hızlıca uzaklaştıracak adımları atmak.

Konu bazı meslek sahiplerinin sahtekarlıkları olunca akla gelen ilk şeylerden biri ahilik ahlakı olmakta. Eskiye duyulan özlem ve sorunlara çare olarak sunulması kulağa hoş gelmekle birlikte olup olmayacağını düşünmüyoruz. Bugün ahilik gibi teşkilat kurmak mümkün müdür? Bugünün dünyasında bu soruya evet demek pek mümkün değil. Ahiliği diriltmenin mümkün olduğunu söylemek pek mümkün görünmüyor. Ancak yeniden kurulamayacak olması teşkilatın tarihinden bir şeyleri bugüne taşıyamayacağımız anlamına gelmiyor. Meramımı daha açık bir şekilde ifade edebilmek için bugüne nasıl aktarılacağına dair somut örnekler vermeye çalışayım.

Ahilik eğitiminin temel ilkeleri

Ahiliğin temel metinleri olarak kabul edilen fütüvvetnamelere göre ahilik eğitiminin temel ilkelerini Rüştü Yeşil ve Mehmet Kart’ın müşterek yazdıkları makaleden özetleyerek sıralayayım:

1. Meslek seçiminde kabiliyete bakmak.

2. Eğitim bütündür, biri diğerinden daha önemsiz değildir.

3. Öğrenmenin yaşı yoktur (hayat boyu öğrenme)

4. Bütünlük ilkesi: Bireyin zihinsel, bedensel ve duygusal yönleri bir bütünlük

5. Sosyal öğrenme (model olma): Usta çıraklara karşı modeldir. Ayrıca mentör gibi yol gösterir, motive eder, destekler, cesaretlendirir, öğüt verir, kolaylaştırır ve iş birliğini teşvik eder.

6. Somuttan soyuta (Müşahhastan mücerrede): Bolca menkıbe ve hikâye anlatılır.

7. İş başında verilen eğitim ile iş dışında verilen eğitimin birbirini tamamlar.

Bir ahi çırağı eğitiminin bir kısmını mesleği öğrendiği iş yerinde alırken bir kısmını da iş yeri dışında alır. İş yeri dışındaki eğitimde, dinî, ahlakî ve genel kültüre dairdir. Bunların yanı sıra kılıç kullanma, ata binme, ok atma gibi bedeni güçlendirmeye yönelik etkinliklerin yanı sıra güzel sanatlar ve musiki eğitimi ile de çırakların estetik eğitimleri tamamlanırdı. Dinî eğitimi ahi şeyhinden veya onun görevlendirdiği bir hocadan alırken ahlak eğitimini mensubu bulunduğu dergahtan ve kendisine model olarak seçtiği ahi şeyhi ve ustasından öğrenir. Mesleğe girişte, kalfalık ve ustalık payesini alırken bir tören düzenlenir. Usta oluncaya hatta usta olduktan sonra bile meslek etiğine dair hikayeler ve menkıbeler okur veya dinler. Okuduğunu anlayıp anlatabilme ve yazabilme becerisini kazanması için de eğitim alır.

Ahilik eğitiminden nasıl yararlanılabilir?

Belli başlı ilkeler doğrultusunda verilen ahilik eğitimini bugün olduğu gibi vermek mümkün değildir ancak mevcut imkanlarla bir kısmını öğrencilere kazandırmak mümkündür. Bugün üniversitelerimizde verilen eğitim imkanları göz önünde bulundurulduğunda ahilik eğitiminin bir kısmını vermek mümkündür. Tarihsel ve teorik bilgiyi müfredata konulacak zorunlu Meslek Etiği dersi ile mümkündür. Bu dersin içeriğini hazırlarken fütüvvetnameler ile klasik ahlak kitapları ve hikâye kitaplarından yararlanılmalıdır. Ayrıca diğer derslerde yeri geldikçe ve ilgi kuruldukça ahiliğe dair temel kavramlara değinilmelidir.

İş yerinde verilen eğitim çok önemli olup öğrencilere veya çıraklara model olacak ustaların bulunmasına dikkat edilmeli, mümkün mertebe öğrenciler model alabilecekleri ustaların yanına gönderilmeye çalışılmalıdır.

Ahilikte temel kurallardan biri de ahiliğe kabul esnasında ve ustalık payesi verilirken düzenlenen merasimlerdir. MYO’larda ve meslek liselerinde de bir dönemi bitiren öğrencilerin mesleğe giriş törenleri düzenlenip mesleğe dair sembolik değeri olan bir eşya verilebilir veya kıyafet giyidirilebilir. Mezuniyet törenleri ise aynı zamanda ustalık veya kalfalık töreninini andıracak şekilde yapılandırılabilir.

Ahilik eğitiminin temel ilkelerinden biri de iş yeri dışında eğitim ve bu eğitimin yaşam boyu sürmesidir. Son yıllarda üniversitelerimizde tartışalan konulardan biri olan önceki öğrenmenin tanınması ve mikrokredilendirme sistemlerinin etkin bir şekilde yer aldığı esnek öğrenme modelini başarı ile kullanan üniversitelerde bu eğitimi vermek mümkündür. Okul ve iş yeri dışında öğrencinin yönlendirme ve ihtiyaç duyması ile aldığı eğitimin transkripte işlenmesi eğitimi sınıf ve atölye dışına çıkartarak öğrencinin daha iyi yetişmesini sağlayacaktır.

Ahilik eğitimin temel ilkeleri arasında yer alan genel ilkeler ve ahlak eğitimini kazandırmanın yollarından biri üniversitede verilecek konferans ve seminerlerdir. Konferans ve seminerleri planlarken öğrencilerin dünyayı doğru bir şekilde algılamasına yardım eden, ahlakî duyarlılığını artıran, vatan ve millet sevgisini körükleyen konu ve konuşmacıların yer almasına dikkat edilmesi durumunda öğrencilerin kimi kazanımlara sahip olması mümkün olacaktır.

Günümüzce meslek sahibi olmak kadar önemli olan bir diğer husus meslek ahlakına sahip olmaktır. Tüketici haklarına saygılı olmayan, tek amacı çok para kazanmak olan, daha çok para kazanmak için meslektaşlarına zarar vermekten çekinmeyen, stokçuluk ve fırsatçılık yaparak fiyatları yükselten, müşterilerini kazıklayan ve kandıran, birlikte çalıştığı personelin hakkını vermeyen ve insanca davranmayan, insan ve toplum sağlığını tehdid eden ürünler üreten, çevreyi kirleten, topluma faydası olmadığı gibi zarar veren kişiler mesleklerinde ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar değerli değildir. Dolayısıyla meslek ahlakına sahip olmak mesleğe sahip olmaktan daha değerlidir.

Meslek ahlakını okullarda verilebileceğini düşünmek ise bizi yanıltır. Ahlak önce ailede, sonra sokakta, daha sonra da ilk okulda başlayan ilk ve orta öğretimde verilmesi ve kazandırılması gerekir. Aksi takdirde bir virüs gibi her tarafımızı saran sosyal medyanın yıkıcı ve tahrip edici tesirinden kurtulmak mümkün olmayacaktır. Bunun aynı zamanda güvenliğimizi ve bağımsızlığımızı tehdid eden bir sorun olduğunu da unutmamalıyız.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Zikrullah nedir, neden yapılır?

Zikrullah nedir? Zikir denildiğinde siz ne anlıyorsunuz?
Zikrullahın Kur’an ve sünnette bir temeli var mıdır?
Zikir ibadet midir yoksa hâl midir?
Zikirde telaffuz mu önemlidir niyet mi yoksa hal mi?
Toplu zikirde zikri yönetecek kişide birtakım şartlar aranmalı mıdır?
Tarikat ve zikir
Bir tarikatte zikir usulleri nasıl belirlenir, kim belirler?
Zikir sadece dergâhta mı yapılır, gündelik hayata nasıl taşınır?
Mürşid olmadan zikir mümkün müdür?
Osmanlı coğrafyasında zikir ayinleri ve İstanbul’un önemi (sistematik, asker toplum, ayinlerde kıyafet) tarikat ayinlerinde estetik boyut
Modern hayat zikrullahı etkiledi mi?
Günümüz insanının zikrullaha ihtiyacı var mı?
Beden hareketleri ile ne amaçlanır?
Derviş için önemi
Dervişe neler kazandırır?
Nefis terbiyesi için önemi nedir?

Bir şair niçin ve nasıl Mevlid yazar?

Bu şiir kitabına neden Mevlit adını verildi?
Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ile benzer tarafları
Bir şair için Mevlit yazmak ne demektir?
İçindekilerim yedi bölümden oluşmasının anlamı
Kuran, Mevlid ve Hüsn ü Aşk’a yapılan telmihler
Bölümlere naat adı verilmesinin sebebi
Girişteki beyan bahsi
Bölümler miraç kademeleri mi süluk mertebeleri mi?
Aralardaki nesir bölümlerinin işlevi
Bu metni anlamak için sadece kelimelerin anlamlarını bilmek yetmez. Sanki daha fazlasını da bilmek gerekiyor. Daha fazlası nedir?
Üçüncü naatte şiirlerin başlıkları Gülşen-i Raz, Bustan, Füsûs iken dördüncüsü illiyyîn ve sonuncusu merhaba.
Dördüncü ef’âl, sıfat, zât ve zâtü’z-zât.
Beşinci terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî ve terk-i terk.
Altıncı bölüm regâip, miraç, berat, kadir adını taşıyor. Bununla nelere işaret edilir?
Yedinci hüve, sühan mülkü, hatm, zikreden Kuran adını taşıyor.

ismailgulec.net