Üniversite tercihinde nelere dikkat edelim?

Üniversite tercih haftasındayız. Rehberlik ve danışmanlık hizmeti veren uzmanlar puanlarınıza bakarak hangi üniversite ve bölümleri kazanabileceğinizi hesap ediyorlar. Puanınıza göre bir liste çıkartılıyor ve tercihte bulunuyorsunuz.

Üniversite seçme konusunda şimdiki adaylar çok şanslı. Gitmek istedikleri üniversite ve bölüm hakkındaki bilgilere daha kolay ulaşıyorlar. Başta Yök Atlas olmak üzere üniversitelerin web siteleri, öğrenci forumları adayda bir kanaat oluşturacak bilgiyi veriyorlar.

Ben, oralarda yazmayan farklı noktalara dikkatinizi çekeceğim.

1. Başarılı olacağınız bölüme gidin:

Eğer mümkünse aday bir teste tabi tutulmalı. Psikologların yaptığı bu testin sonucunda öğrencinin ilgi ve beceri alanı belirleniyor. Sırf puanı yüksek diye çok başarılı olması mümkün olmayan bir bölüme gitmek doğru değil. En doğrusu ise bu testin lise birinci sınıfta iken yapılması. Eğer o zaman yapmadıysanız şimdi de yaptırabilirsiniz. Kararınızda aldığınız puan kadar fıtratınız ve hayalleriniz de etkili olsun. 2. Tüm sorumluluğu almak:

Tercihlerde karşılaşılan bir diğer sorun tercih edilen bölümlerin seçiminin ya öğrenciye ya da aileye bırakılmasıdır. Öğrenciler, yaşı gereği çevreden ve sosyal medyadan etkilenerek daha sonra pişman olacakları karar verebilirler. Çocuklarını iyi tanıyan anne-babalar da çocuklarının gitmek istedikleri bölümü iyice araştırmalı, çocuklarının yapıp yapmayacağından emin olmalı. Eğer anne-baba yeterli bilgi toplamak ve kanaat oluşturmak konusunda kendini yetersiz görüyorsa mutlaka bir uzmandan destek almalı, bilen birine sormalı. Çocuğunun öğretmenlerinin görüşü çok önemli. Mutlaka onlarla görüşüp çocuklarının o bölümde başarılı olup olmayacağını öğrenmeli.

3. Vakıf mı, devlet mi?

Ben otuz yıldan beri devlet üniversitelerindeyim. Önceleri devletin vakıf üniversitelerinden daha iyi olduğunu düşünürdüm. Ancak işin içine girince, kimi devlet ve vakıf üniversitelerini yakından inceleme ve görme fırsatı bulunca kanaatim değişti. Bildiğim birkaç vakıf üniversitesinin çoğu devlet üniversitesinden daha iyi olduğunu gördüm. Şimdi devlet-vakıf ayırımı yapmıyorum. İyi üniversite- iyi olmayan üniversite ayrımı yapıyorum. 4. Üniversite mi daha önemli, bölüm mü?

Bir diğer sorunumuz da bu. Sırf puanımız tutuyor diye iyi bir üniversitenin istemediğimiz ve düşünmediğimiz bir bölümüne gitmek yerine başka bir üniversitenin kazanabileceğimiz bölümüne gitmek daha mantıklı olabilir. Ama bunun için ne düşündüğünüz önemli. Eğer amacının sadece üniversite mezunu olmak ise üniversiteyi öncelersiniz. Ama hayalinizde bir meslek varsa o zaman bölümü öncelemek en doğrusu.

5. Hangi şehirde okumalı?

Bu da çok önemli bir konu. Her bölüm her üniversitede okunmaz. Bazı bölümler üniversite kadar ortam da önemli. Tahsil ettiğiniz bilgi ve beceriyle karşılaşabileceğiniz veya uygulama fırsatı bulacağınız bir şehri tercih etmelisiniz.

6. Her şey üniversitede olmaz

Benim de yaptığım bir hata. İyi bir okula gidince her şeyin iyi olacağını sanmak. Çok yanıltıcı bir düşünce. Dünyanın en iyi üniversitesine gitseniz bile kişisel gelişiminiz için gayret göstermezseniz sıradan bir öğrenci olursunuz. İyi bir öğrenci olmak, okulda alınan derslerle olmaz, dersler dışında yapılanlarla olur. Öğrenciyi farklı kılan dersler değil, okul dışında yapıp ettikleridir. Dolayısıyla üniversite canlı bir sosyal ve kültür hayatı olan şehir ister. Öğrenci şehirde gelişir, öğrenir, farkına varır. Kampüste geçen bir öğrencilik hayatı öğrenciyi çok eksik bırakır.

7. Akademik kadro

Bir hoca bazen bir bölümden daha değerli ve etkili olabilir. Bazen üniversiteye bakmadan sadece bir hocanın öğrencisi olmak için bile tercih yapılabilir. Bir bölüm, sadece, peşinden gideceğiniz, size bilgisini ve tecrübesini aktaracak çok iyi bir hocası olduğu için bile tercih edilebilir. Sıradan öğretim görevlilerin anlattıklarını onların dersine girmeden de dışarıda veya internet ortamındaki açık derslerden de öğrenebilirsiniz. İyi hoca dersine gidemediğiniz zaman üzüldüğünüz, çok şey kaybettiğinizi düşündüğünüz hocadır.

Şunu unutmadan da ilave edeyim. İsminin önünde profesör yazması o kişiyi çok iyi bir hoca yapmaya yetmez. İyi hoca olmak, hem iyi bir akademisyen hem de iyi bir insan olmakla mümkündür.

8. Diploma önemli ama her şey değil

Çok iddialı bir cümle kuracağım. Üniversiteye kaydolup derse gitmeden kendi kendinize çalışarak birçok bölümü bitirebilirsiniz. Eğer böyle bir durum varsa kusura bakmayın gittiğiniz bölüm her ne kadar örgün olsa da açık üniversitedir. Derslere gitmeniz vakit kaybından başka bir şey değildir. Eğer amacınız sadece diploma ise üniversite çok önemli değil. Çünkü iş dünyasında artık hangi üniversitenin diplomasını aldığınıza, hatta diplomaya bile bakılmıyor. İşi bilip bilmemenize bakıyorlar. Nasreddin Hoca’nın dediği gibi keramet kavukta yani diplomada değil, sizde.

Son sözümüz de şu olsun. Hangi üniversiteye giderseniz gidin, hangi bölümde okursanız okuyun, mesele öğrencide bitiyor. Üniversite bir imkân sunar. O imkânı değerlendirmek ise öğrencinin elinde.

Meselenin bir başka boyutu daha var. Kaymakam olmak yetmez, adam olmak da lazım. Gerçek üniversite ise “adam gibi kaymakam” yetiştiren üniversitedir. Bence asıl mesele budur, gerisi laf u güzaftır.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Ezelden Ebede Kudüs: Hz. Peygamber'in Mirac ettiği Kudüs

Kudüs'ün İslam'daki yeri
15:29 Hz. Peygamberimiz (sav) Miraç Gecesi neler yaşadı?
22:10 Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın önemi
33:08 Dinler tarihi açısından Kudüs
46:03 Mehmet Akif İnan - Mescid-i Aksa
48:28 Ezelden ebede kutsal şehir: Kudüs
54:15 Hz. Peygamberimizin (sav) Taif duası
1:10:19 Bakara Suresi son iki ayet - İsmail Coşar
1:17:23 Hz. Ömer zamanında Müslümanların Kudüs'ü fethi
1:25:24 Hz. Ömer'in Emannamesi
1:27:48 Osmanlı döneminde Kudüs'te neler yaşandı?

Kısa Kıbrıs Tarihi ve Rehberi

Kıbrıs, Türkiye’ye sadece yetmiş km uzaklıkta, Kuzey sahillerinden Toros dağlarının rahatlıkla görülebileceği kadar Anadolu yarımadasına yakın bir ada. Anadolu’dan kopan bir kara parçası olan Kıbrıs, adeta şehadet parmağıyla İskenderun körfezini işaret ederek “ben buranın bir parçasıyım” demekte.

Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Lübnan’ın batısında, İsrail ve Filistin’in kuzeybatısında, Mısır’ın güneyinde yer alan ve Sicilya ve Sardunya’dan sonra Akdeniz’in en büyük üçüncü adasına, bir zamanlar çok zengin bakır madenleri olduğu için bakırlık anlamında Kıbrıs denilmiş.

Kıbrıs’ta eskiden yalnız dağlar değil ovalar da sık ormanlarla kaplı imiş. Fakat bu ormanlar bir yandan bakır ve gümüş madenlerinin işletilmesi, bir yandan gemi yapımı ve Mısır gibi ağaçsız ülkelere kereste ihracatı yüzünden tahrip olmuş. Üstüne bir de yangınlar ve keçiler gelince ortada orman namına pek bir şey kalmamış.

ismailgulec.net