Yabancı öğrencilere ülkelerinde Türkçe öğretmek

Malum, salgın hayatın her alanını olduğu gibi ekonominin de her alanını etkiledi. Bundan üniversiteler de nasibini aldı ve özellikle yabancı öğrenciler konusunda üniversitelerimiz sıkıntı çekeceğe benziyor.

Üniversite söz konusu olduğunda yabancı öğrenci çok önemli. Önemi sadece ekonomik nedenlerden kaynaklanmıyor. 12. Asırda ilk örneklerini gördüğümüz üniversitelerin kuruluşunda yabancı öğrencilerin katkısı olduğu için de önemli. Paris ve Bologna’yı üniversite yapan unsurlardan biri özellikle başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Alplerin kuzeyindeki ülkelerden gelen öğrenciler idi.

Günümüzde ise daha çok bu konu ekonomik kaygılarla değerlendiriliyor. Hiç şüphesiz o da önemli ama bence ondan daha önemli olan husus iyi yabancı öğrencilerin üniversitenin akademik ve sosyal hayatına getireceği katkıdır.

Baba bu kitabı niye yazdın?
Ben Kaç Kişiyim

İsmail Güleç uzunca sayılabilecek bir süredir muhtelif yerel gazetelerde ve www.semazen.net’te denemeler yazdı, yayınladı ve halen de yazmaya devam ediyor.
Çoğu kere günlük hayatta şahit olduğu veya dinlediği ilginç bir olay, okuduğu güzel bir kitaptan aklından kalanlar, seyrettiği bir filmde dikkatini çeken hususlar onun yazılarının konusunu oluşturuyor.

Bu kitapta yer alan denemelerin hepsinin bir ortak özelliği var. Lütfi Filiz’in kitaplarının ve sohbetlerinin tesiriyle kaleme alınmış olmaları. Onun, özellikle Noktanın Sonsuzluğu başlıklı, dört ciltlik büyük eseri olmasaydı bu denemelerin yazılması mümkün olmayacaktı.
Bu kitabı hazırlayanın bir temennisi var. O da, bu kitapta yer alan denemelerini yazarken yaşadığı hazzı okurlarıyla paylaşmak. Umarız temennisi gerçekleşir.

Yabancılara Türkçe Öğretiminde Kültür Etkileşimi

            

Üniversite Fikriyatı - Geçmişten Geleceğe Üniversitelerin Dönüşümü

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Baba bu kitabı niye yazdın?
Ben Kaç Kişiyim

İsmail Güleç uzunca sayılabilecek bir süredir muhtelif yerel gazetelerde ve www.semazen.net’te denemeler yazdı, yayınladı ve halen de yazmaya devam ediyor.
Çoğu kere günlük hayatta şahit olduğu veya dinlediği ilginç bir olay, okuduğu güzel bir kitaptan aklından kalanlar, seyrettiği bir filmde dikkatini çeken hususlar onun yazılarının konusunu oluşturuyor.

Bu kitapta yer alan denemelerin hepsinin bir ortak özelliği var. Lütfi Filiz’in kitaplarının ve sohbetlerinin tesiriyle kaleme alınmış olmaları. Onun, özellikle Noktanın Sonsuzluğu başlıklı, dört ciltlik büyük eseri olmasaydı bu denemelerin yazılması mümkün olmayacaktı.
Bu kitabı hazırlayanın bir temennisi var. O da, bu kitapta yer alan denemelerini yazarken yaşadığı hazzı okurlarıyla paylaşmak. Umarız temennisi gerçekleşir.

Lefkoşa - Gezdim, gördüm, anlatıyorum

Kıbrıs’ta kaldığım yıllarda sokaklarında dolaşmaktan ve içinde kaybolmaktan büyük keyif aldığım şehir idi Lefkoşa. Öyle gizli bir hazine idi ki her seferinde daha önce görmediğim bir ayrıntıyı görür, farklı bir özelliği keşfederdim.

Canım sıkıldığında, işim olmadığında veya vakit bulduğumda beni bulacağınız yer Lefkoşa’nın sokakları veya Selimiye Camii civarı idi. KISBÜ'nün Selimiye Sohbetleri kapsamında anlattığım Lefkoşa'yı kısaca anlattım. Dinleyince anlatmadığım şeylerin çok daha fazla olduğunu farketttim.

Umarız ve dileriz suriçi Avrupa’da muhafaza edilen ortaçağ şehirleri gibi mamur, temiz ve bakımlı olur. Böyle olmaması için hiçbir neden yok. Başta belediye olmak üzere Lefkoşalıların irade göstermesi yeter. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

Daha ayrıntılı biligi Suriçi Rehberi'nde inşallah....

Güncel Yazılar

Yabancı öğrencilere ülkelerinde Türkçe öğretmek

Malum, salgın hayatın her alanını olduğu gibi ekonominin de her alanını etkiledi. Bundan üniversiteler de nasibini aldı ve özellikle yabancı öğrenciler konusunda üniversitelerimiz sıkıntı çekeceğe benziyor.

Üniversite söz konusu olduğunda yabancı öğrenci çok önemli. Önemi sadece ekonomik nedenlerden kaynaklanmıyor. 12. Asırda ilk örneklerini gördüğümüz üniversitelerin kuruluşunda yabancı öğrencilerin katkısı olduğu için de önemli. Paris ve Bologna’yı üniversite yapan unsurlardan biri özellikle başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Alplerin kuzeyindeki ülkelerden gelen öğrenciler idi.

Günümüzde ise daha çok bu konu ekonomik kaygılarla değerlendiriliyor. Hiç şüphesiz o da önemli ama bence ondan daha önemli olan husus iyi yabancı öğrencilerin üniversitenin akademik ve sosyal hayatına getireceği katkıdır.

Açık ve Uzaktan Eğitim Üniversitesi

30 Haziran 2020 tarihli Resmi Gazete’de çıkan 2704 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Ankara Üniversitesi’ne bağlı Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi kurulduğu haberini okuyunca uzun zamandan beri düşündüğüm bir konuyu paylaşmak istedim.

YÖK’ün sitesinde verdiği bilgilere göre 129’u devlet 76’si vakıf olmak üzere 205 üniversite bulunuyor. Muhtemelen eskisi kadar çok olmasa da tek tük yeni üniversiteler kurulacak. Ancak Türkiye’nin acil ihtiyacı olan bence diğerlerine benzeyen yeni bir üniversite kurmak yerine çok büyük rekabetin olduğu yükseköğretimde dünyayla da rekabet edebileceğimiz farklı türde bir üniversite kurmak:
Açık ve Uzaktan Eğitim Üniversitesi.

Kitaplar

Üniversiteye Dair Muhtelif Yazılar. İstanbul: Pati Kitap, 2020.

Üniversiteye öğrenci olarak ilk adım attığım tarih 1989’un Eylül’ü idi. O günden beri üniversitedeyim ve üniversite ile iç içeyim. Öğrenciliğimde Enderun Kitatevi’nde çalıştım ve müşterilerimizin büyük bir kısmı üniversite çevresindendi. Dolayısı ile üniversite ile irtibatım sadece öğrencisi olmaktan ibaret değildi ve hep üniversitenin çevresindeydim. Mezun olduktan iki sene sonra da araştırma görevlisi olarak üniversiteye intisap edince bu sefer içine de girmiş oldum.

1996 yılında İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak ...

Şiir, Şair ve Peygamber’e Dair, İstanbul: Ötüken Yayınları, 2018.

Arap edebiyatı tarihçileri Arap şiirini câhiliye, erken dönem İslâm (Hz. Peygamber ve Hulefa-i Raşidîn), Emeviler, Abbasiler, Türk dönemi ve çağdaş dönem olmak üzere altı ayrı devrede ele alırlar. Bu kitabın konusu ise erken dönem İslâm’ın Hz. Peygamber’in yaşadığı dönem ile sınırlı olan kısmıdır. Şiir, Hz. Peygamber’e vazifesinin tebliğ edilmesinden vefatına kadar geçen 22 yıllık sürenin üç farklı döneminde üç farklı şekilde değerlendirilmiştir. İlki vahyin başladığı ...

ismailgulec.net