Kadir gecesinde tertip edilen bir Mukabele-i Şerif

Ruşen Eşref Ünaydın'ın, Mütâreke yıllarında kaleme aldığı ve kendine "İstanbul seyyahı" ve "çeşmeler kâşifi" unvanlarını kazandıran yazılarından oluşan zevkle okuduğum bir kitabı var. Bu kitapta, İstanbul'da zamanla teşekkül eden ve hayatı zenginleştirilen örf ve âdetleri ve mimarî eserleri anlatır. Morallerin dibe vurduğu bir dönemde yazılan makaleler, halka ümit ve moral vermenin yanı sıra ne kadar büyük bir millet olduğumuzu hatırlatır ve makus talihin değişeceğine ve güzel günlerin geleceğine dair inançları tazeler.

Ruşen Eşref'in, kitabında anlattığı şeylerden biri de "Kadir gecesinde Mevleviler" başlığı altında, 100 yıl öncesinin İstanbul'unun bir köşesinde, Yenikapı Mevlevihânesi'nde ihyâ edilen Kadir gecesidir. Ruşen Eşref'in, belîğ ve selîs ifadeleriyle olan metnini okuyunca bana hak vereceksiniz.

Hiç değil feryâdıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak!

Sır Hz. Mevlana’nın latif ruhları, nale ve feryad İlahî sırlar ve Rabbanî hakikatlere dair sözler. Göz ve kulak bedenimizdeki göz ve kulaktır.

Mevlana hazretleri “benim sırrım, benim feryad u figanımdan ayrı değildir. Ancak onu duyacak kulak görecek göz yok” buyuruyor. Demek ki gözümüzün önünde cereyan ettiği halde göremediğimiz bazı hakikatler var.

Ney nasıl neyzenin ağzından çıkan nefesi sese dönüştürüyor ise sırrım da feryad ve figana dönüştürüyor. Neyzenin nefesi nasıl sesin içinde ise benim sırrım da feryadımda saklı.

            

Başımdan Geçmeyen Hikâyeler

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Hiç değil feryâdıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak!

Sır Hz. Mevlana’nın latif ruhları, nale ve feryad İlahî sırlar ve Rabbanî hakikatlere dair sözler. Göz ve kulak bedenimizdeki göz ve kulaktır.

Mevlana hazretleri “benim sırrım, benim feryad u figanımdan ayrı değildir. Ancak onu duyacak kulak görecek göz yok” buyuruyor. Demek ki gözümüzün önünde cereyan ettiği halde göremediğimiz bazı hakikatler var.

Ney nasıl neyzenin ağzından çıkan nefesi sese dönüştürüyor ise sırrım da feryad ve figana dönüştürüyor. Neyzenin nefesi nasıl sesin içinde ise benim sırrım da feryadımda saklı.

Mesnevi Dersleri 5 ve 6. Beyitler

Men be-her cem’iyyetî nâlân şodem
Coft bed-hâlân u hûş-hâlân şodem

Ağladım her yerde hep ah eyledim.
Gördüğüm her kul için ‘dostum’ dedim.

İkinci mısra ilk mısrayı açıklamaktadır. Bed-hâl şehvet ve hevesine düşkün olanlar, hoş-hâl ise zühd ve takva ehlidir. Bed-hâl olanlar çok olduğu için önce söylendi.

Beytin manası şöyledir: Ben her cemiyette, şehvet ve nefsine düşkün olanların da, zühd ve takva sahibi olanların da meclisinde ağladım, inledim. Yani onlarla oturup kalktım. Bu oturup kalkma onlarla birlikte onların yaptıkları işi yaptım olarak da anlaşılır, onlarla birlikte oturdum, bana geldiler şeklinde de anlaşılabilir.

Güncel Yazılar

Kadir gecesinde tertip edilen bir Mukabele-i Şerif

Ruşen Eşref Ünaydın'ın, Mütâreke yıllarında kaleme aldığı ve kendine "İstanbul seyyahı" ve "çeşmeler kâşifi" unvanlarını kazandıran yazılarından oluşan zevkle okuduğum bir kitabı var. Bu kitapta, İstanbul'da zamanla teşekkül eden ve hayatı zenginleştirilen örf ve âdetleri ve mimarî eserleri anlatır. Morallerin dibe vurduğu bir dönemde yazılan makaleler, halka ümit ve moral vermenin yanı sıra ne kadar büyük bir millet olduğumuzu hatırlatır ve makus talihin değişeceğine ve güzel günlerin geleceğine dair inançları tazeler.

Ruşen Eşref'in, kitabında anlattığı şeylerden biri de "Kadir gecesinde Mevleviler" başlığı altında, 100 yıl öncesinin İstanbul'unun bir köşesinde, Yenikapı Mevlevihânesi'nde ihyâ edilen Kadir gecesidir. Ruşen Eşref'in, belîğ ve selîs ifadeleriyle olan metnini okuyunca bana hak vereceksiniz.

Mâni sadece eğlendirmez, öğretir de

Ramazan ayındayız. Ramazan'la ilgili her şeyi konuşuyoruz, yazıyoruz. İbâdet hayatının yanı sıra günlük hayattaki değişiklikler, eğlenceler, bekçi fasılları, davulcu mânileri, meddah ve Karagöz oyunları, zengin iftar sofraları, Bektâşî fıkraları, Ramazan'ı konu edinen şiirler ve öykülerin yanı sıra halk arasında söylenilen Ramazan mânileri de var.

Ramazan mânilerini sadece bir eğlence aracı olarak görürsek, yanılırız. Mâniler, halkın din ve ahlâk eğitiminin bir parçasıdır. Aynı zamanda, tarih bilgisinin de kaynağıdır. Henüz küçük bir çocuk iken çocukta Allah ve peygamber sevgisinin, ibâdetlerin, güzel ahlâkın öğretilmesinde ve gönüllere yerleşmesinde mühim bir vazîfe îfâ ederler.

İbâdet ve ahlâk eğitimi, sadece mânilerle olmuyor elbette. Eğitimin parçası, ilk eşiği. Dine ait duyguların çocukların gönlüne işlenildiği bu ilk evrede, tam olarak anlamını bilmediği birtakım kavramlar, zihne mâniler yoluyla işlenir.

Kitaplar

Üniversiteye Dair Muhtelif Yazılar. İstanbul: Pati Kitap, 2020.

Üniversiteye öğrenci olarak ilk adım attığım tarih 1989’un Eylül’ü idi. O günden beri üniversitedeyim ve üniversite ile iç içeyim. Öğrenciliğimde Enderun Kitatevi’nde çalıştım ve müşterilerimizin büyük bir kısmı üniversite çevresindendi. Dolayısı ile üniversite ile irtibatım sadece öğrencisi olmaktan ibaret değildi ve hep üniversitenin çevresindeydim. Mezun olduktan iki sene sonra da araştırma görevlisi olarak üniversiteye intisap edince bu sefer içine de girmiş oldum.

1996 yılında İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak ...

Şiir, Şair ve Peygamber’e Dair, İstanbul: Ötüken Yayınları, 2018.

Arap edebiyatı tarihçileri Arap şiirini câhiliye, erken dönem İslâm (Hz. Peygamber ve Hulefa-i Raşidîn), Emeviler, Abbasiler, Türk dönemi ve çağdaş dönem olmak üzere altı ayrı devrede ele alırlar. Bu kitabın konusu ise erken dönem İslâm’ın Hz. Peygamber’in yaşadığı dönem ile sınırlı olan kısmıdır. Şiir, Hz. Peygamber’e vazifesinin tebliğ edilmesinden vefatına kadar geçen 22 yıllık sürenin üç farklı döneminde üç farklı şekilde değerlendirilmiştir. İlki vahyin başladığı ...

ismailgulec.net