3.jpg

Etkinlik Takvimi

13 Ara 2019;
02:00PM - 03:00PM
Necatigil'de Eski Edebiyatın izleri

Kimler Sitede

383 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Ziyaretçiler

Bugün 48

Dün 96

Haftalık 237

Aylık 951

Tüm Zamanlar 328681

Kubik-Rubik Joomla! Extensions

Mesnevi Kitaplarım..

 
 

 

 

 

 

 

Salı, 10 Aralık 2019 11:21

Susarak konuşanların filmi: Dilsiz

Yazan

Murat Pay’ın Maşuk’un Nefesi ve Miraciyye isimli belgeseler filmlerinden sonra beklediğim ilk uzun metrajlı filmi Dilsiz’i vizyondan çabucak kalkacağı endişesiyle bir arkadaşımla birlikte gün içinde işi gücü bırakıp gittim ve seyrettim. İyi ki gitmişim, odama döndüğümde sabahki halimden eser yoktu üzerimde. Muhabbet yağmuru ile yıkanmış gibiydim ve adeta ruhum temizlenmişti.

Başından sonuna kadar gözümü kırpmadan seyrettiğim filmde ara verildiğinde aklıma ilk gelen şey filmin şeridi mi koptu yoksa bir başka arıza çıktığı oldu, ara olabileceğini hiç düşünmedim bile. Filmin sonunda jenerik dönerken fonda çalan şarkı bitmeden kimse salondan çıkmak istemedi. Sanki film bitmemişti ve devam edecek gibiydi. Salonu temizlemeye gelenler olmasa kimsenin çıkacağı yoktu salondan. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 08 Aralık 2019 11:32

Gölge öğretmen veya öğretici

Yazan

YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç Engelliler Günü dolayısı ile bir basın toplantısı düzenledi ve şunları söyledi:

Bugün burada uzun yıllardır bir eksiklik ve arayış olarak dile getirilen bir konu ile ilgili çalışmalarımızın tamamlandığını da kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Engelliler Destek Programını hayata geçiriyoruz, bu program iki yıllık bir önlisans programı. Yurt dışında ‘Gölge Eğitici’ adıyla bilinen kişileri akademik ortamda yetiştirecek olan bu program mezunlarının engellilerin hayatında önemli bir yer tutacağını, onların topluma kazandırılmasında katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki ilk yıl bu program, 3 devlet, 2 vakıf üniversitemizde açılacak ve öğrenci alacaktır.

Devamını okumak için tıklayınız.

Bu çalışmanın amacı Türkiye’deki yabancı uyruklu bireylerin “mikroagresyonlar”a (microaggressions) ilişkin tecrübelerini ve sorunlarını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda Türkiye’ye eğitim, daha iyi bir hayat için göç ya da savaştan kaçış gibi değişik sebeplerle gelen bu bireylerin mikroagresyonların değişik çeşitlerinden hangilerine ne sıklıkla maruz kaldıkları belirlenmeye çalışılmıştır.

Araştırma beş farklı ilde yapılan görüşmelerle gerçekleştirilmiştir. İlkokuldan üniversiteye kadar eğitimin her kademesinden öğrenci, öğretmen, öğrenci velileri ve doktorlar ile görüşülmüştür. Verileri toplamak için katılımcılara “Türkiye'de sizin kültürünüze ve etnik farklılığınıza yönelik kasıtlı ya da kasıtsız kırıcı, incitici söz ve davranışlara maruz kalıyor musunuz?” sorusu mikroagresyonların ülkemizde çok ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir.

Devamını okumak için tıklayınız.

 

Çarşamba, 04 Aralık 2019 10:20

Cehalet kaç türlüdür?

Yazan

Eskiler cehaleti üçe ayırırlardı. İlkine cehl-i basit yani sıradan cehalet, ikincisine cehl-i mürekkep yani katmerli cehalet derlerdi. Üçüncüsü ise cehl-i mik’ab yani katmerlinin katmerlisi olan cehalet. Matematik diliyle ifade edecek olursak ilki rakamın kendisi, ikinci karesi, üçüncüsü de küpü diyebiliriz.

Sıradan cehalet bir şey bilmemektir. Kişi cahildir, okumamıştır ve cahil olduğunu bilir. Ömer Seyfettin’in Nadan isimli hikayesinde geçen Eşek Hasan gibi. Hatırlatmak kabilinden özetlersem sanırım ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 01 Aralık 2019 11:10

Öküzden mektup var!

Yazan

Sayın Hocam,

Son yazınızda anladığım kadarı ile ki beni kaba saba ve kavrayışı kıt olarak bilirsiniz, çevrenizde olduğunu tahmin ettiğim bazı insanları bana benzetmişsiniz. Çok üzüldüm. Bu mektubu da size teessüflerimi ifade etmek için yazıyorum.

Yazınızı okurken ve okuduktan sonra epey bir düşündüm. Biz öküzlerin suçu ne? Öküz olmak başlı başına bir suç mudur? Öküzlerin kime ne zararı olmuş? Öküzler olmasa insanlar ne yapardı? Bu insanlar neden kızdıklarında birbirlerine öküz derler? Biz insanlara ne zarar verdik, ne yaptık? Biz öküzler kızdığımızda birbirimize insan diyor muyuz?

Devamını okumak için tıklayınız.

Perşembe, 28 Kasım 2019 13:55

Dünya öküzün boynuzları üzerinde

Yazan

Dünya öküz ile balığın üzerindedir, şeklinde bir hadis-i şerif olduğu söylenir. Sahih olup olmadığı tartışmalarının yanı sıra hadisin ne anlama geldiği veya nasıl anlaşılması gerektiği de tartışılmış hadisçiler arasında.

Hadisin müteşabih özellikler taşıdığı, hadiste geçen kelimelerin sözlük anlamının değil mecazi anlamlarının anlaşılması gerekli olduğunu söyleyenler bu hadisi şöyle açıklamışlar.

Cenab-ı Allah, yarattığı her nesne için bir melek görevlendirmiştir. Dünya için de iki melek görevlendirmiştir. Bunlar Sevr (öküz) ve Hut (balık) isimli meleklerdir. Burada öküz ile kastedilen Sevr meleğidir.

Devamıı okumak için tıklayınız.

Pazar, 24 Kasım 2019 11:06

Gazali'ye göre öğretmen nasıl olmalı?

Yazan

Malum 24 Kasım öğretmenler günü. Bugün öğretmenler konuşacak ve konuşulacak. Hepimiz ilkokuldan üniversiteye kadar üzerinde emeği olan öğretmenlerimizi hatırlayacak, onların günlerini kutlayacağız.

Basılı ve görsel medyada da bu vesile ile öğretmenlerin sorunları konuşulacak, tartışılacak. Öğretmenlere yapılan saldırılar, tacizler dile getirilecek, maaşlarının azlığından bahsedilecek, kimi dilek ve temennilerde bulunulacak.

Ben ise bu vesile ile büyük İslam alimi Gazali’nin (ö. 1111) iyi bir öğretmenin hangi özelliklere sahip olmasına dair söylediklerini aktarmaya çalışacağım. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Salı, 19 Kasım 2019 17:32

Aşkı olanın hastalığı olmaz

Yazan

Hz. Pir, Mesnevî-i Şerif’inin 23. Beytinde şöyle buyurur.

Ey sevdası güzel aşkımız! Mutlu ol. Ey bütün hastalıklarımızın tabibi.

Hastalık nelerdir? Kişiyi kuvvetten düşüren, günlük hayatını aksatan, mecalsiz bırakan her türlü şey. Bedenimiz için hal böyle iken ruhumuz için nasıl acaba! Kişinin tabiatına göre bir şeyi çok istemek hastalıktır. Nefsine göre ise boş hevesler hastalıktır. Çünkü tüm kötü sıfatları boş heveslerdendir.

Kötü sıfatlar arasında yedi tanesi vardır ki bunlar diğerleri arasında öne çıkar. Bu yedi kötü sıfat kişiye cehennemin yedi kapısını açar. Kişi o yedi kötü sıfatından yani hastalıklarından kurtulmadıkça cehennemin yedi kapısı onun için hep açık kalır.

Peki bu sıfatlar nedir?

Devamını okumak için tıklayınız.

Pazar, 17 Kasım 2019 10:40

Sünnete su katmamak

Yazan

Bizim millet, daha doğru ifade ile atalarımız Hz. Peygamber’i can u gönülden sevmiş, hayatlarının her anına onun sözlerini ve davranışlarını yerleştirmişler. Çocuklarına erkek ise Ahmet, Mahmut, Mehmet ve Mustafa ismini, kız ise Hatice, Ayşe ve Fatma ismini koymuşlar. Onun sevgisi içimize kadar yerleşmiş ki çoğumuz farkında bile değiliz kimi adetlerimizin Hz. Peygamber’in sünneti olduğunu.

Konuya geçmeden önce sünnet ile neyi kastettiğimi açıklayayım. Hz. Peygamber’in sözleri, davranışları ve şahit olup ses çıkarmadığı eylemlerin ortak adını kastediyorum. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Çarşamba, 13 Kasım 2019 20:47

Bunaldığımızda sığınacak liman bulmak

Yazan

Son günlerde daha önce duymaya alışık olmadığımız haberleri almaya başladık. Bizde intihar haberleri pek olmazdı. Sonra tek tük çıkmaya başladı, daha sonra da arttı. Şimdi de toplu intihar haberleri duymaya başladık. Korkarım bu gidişle bu tür haberleri almaya devam edeceğiz.

Haberi siz de duymuş veya okumuşsunuzdur. Fatih’te birlikte yaşayan, akrabaları olmayan, yaşları 48 ile 62 arasındaki dört kardeş topluca intihar etti. Bu intiharın nedenlerini üzerine bir sürü yorum yapıldı. 

Devamını okumak için tıklayınız.

Page 1 of 36

........Kitaplarım........

 

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

© 2005 - 2019 İsmail Güleç