İsmail Güleç

You are here:
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
Kıbrıs’ta Bir Çelebi: Harid Fedai

Dehr içinde hangi gün gördün ki akşam olmaya

13 Ekim Cuma günü sabahı Prof. Dr. Oğuz Karakartal’dan aldım elim haberi. Harid Fedai Hoca’nın iyice zayıflamış ve güçşüzleşmiş bedeni emaneti daha fazla taşıyamamış. Garip bir hüzün çöktü üzerime. Telefonu kapattıktan sonra bir süre kendime gelemedim. Oysa hoca yaşlı ve hasta idi ve başı bekleniyordu ve bizim tanışıklığımız çok eskilere gitmiyordu.

Fedai Hoca, Kıbrıs’ta Türk Dili ve Edebiyatları bölümlerinde kısa süre de olsa çalışan Türkiye’den gelen misafir öğretim üyelerinin hepsinin tanıdığı ve hayran olduğu biriydi. Fedai Hoca’yı o kadar severlerdi ki onun için bir armağan kitap bile hazırlamışlardı. Harid Fedai Hoca’nın isteyip Türkiye’den gelen hocaların yapmayacağı bir şey yokdu. O da kendisinden istenilen her şeye cevap vermeye çalışırdı.

Ben çok geç tanıdım Harid Fedai’yi. İsmini duyardım, eserlerini bilirdim ama vicahen tanışmak mümkün olmamıştı iki sene öncesine kadar. Kıbrıs’ta görevlendirilince Hala Sultan ile ilgili bir sempozyum yapmak istedik ve çalışmalara başladık. Herkes Harid Fedai’yi de çağırın diyordu ve ben tanımıyordum Hoca'yı. Telefon numarasını buldum ve kendisini aradım. O sıralar yaşına ve zayıflığına rağmen DAÜ’de ders veriyordu. Bana sempozyumun ilk gün dersi olduğu için katılamayacağını ancak ikinci gün gelebileceğini ve bildirisini ikinci güne koymamı söyledi. İlgilendiği alanda bir sempozyum var, Türkiye’den tanıdığı, bildiği birçok bilim adamı geliyor ve Hoca buna rağmen dersini iptal etmeyi veya ertelemeyi hiç düşünmüyor. İşte dedim, hoca ahlakı bu.

 
TEOG’dan sonra ne olacak?

Malumunuz, cumhurbaşkanımızın bir televizyon kanalında TEOG ile ilgili sözlerinden sonra TEOG kaldırıldı ve MEB yetkilileri yeni bir sistem üzerinde çalışmaya başladı. Yeni sistemin nasıl olacağı da yavaş yavaş belli oluyor.

TEOG aslında hiçbir eğitimci tarafından savunulacak bir sistem değil. Okulu ve öğretmeni ikinci plana atan, sokaklarda akranlarıyla oynama çağındaki çocukları yarış atına döndürüp evlere ve dershanelere tıkan bir sistemin savunulacak tek tarafı kimsenin kimseye güvenmediği güzel ülkemizde lise girişlerinde adaleti sağlıyor oluşuydu. Belki yüzde on beşlik kesimi ilgilendiren bir sınav için öğrencilerin tamamına yakınını cendereye sokmak ve aileleri de yarışın içine dahil etmek gibi pahalı bir bedeli olmasına karşılık sadece bu güven ve adaletten dolayı kimse ses çıkarmıyor ve durumu kabulleniyordu.

Hoş, çocuklarını iyi okullara ve dershanelere gönderebilen veya özel hoca tutabilenler lehine bir adaletsizlik oluyordu ama nedense kimse bu konuyu pek gündeme getirmeyip istisnai başarı hikayeleri üzerinden TEOG kutsallaştırılıyor. Sanki TEOG’dan önce iyi lise ve üniversitelere giden hiç çoban olmamış, TEOG’la da çobanlar arasında gidenlerin sayısında patlama olmuş gibi. Oysa istatiklere kabaca bir göz atmak yeterli iyi liselere kimlerin ağırlıklı olarak gittiklerini öğrenmek için.

 
Mevlana’dan sağlıklı beslenme öğütleri

Böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Bir ara iş çığırından çıkmaya başladı galiba diye düşünmeye başlamadım değil.

Ne demek istediğimi, neyi kastettiğimi biraz daha açayım. Efendim, malumunuz Mesnevi’den Hayvan Hikayeleri kitabı yayınlandıktan sonra çevremdeki insanlar kitapta benim yaptığım açıklamaları yetersiz buldukları için bana yardımcı oluyorlar sağ olsunlar. Ben de bunları sizinle paylaşıyorum. Bu sefer Aslan, Kurt ve Tilki hikayesini eksik anlamış ve yorumlamışım. Farklı bir katmanı daha varmış hikayenin, ama ben fark etmemişim.

Mesnevi’deki hikaye şöyle:

Ava giden aslan, kurt ve tilki*

Bir aslan, bir kurt, bir tilki birlikte ava çıkmışlar. Birbirlerine yardım ederek av hayvanlarını adamakıllı yakalamayı, onların yolunu kesmeyi planlamışlardı.

Üçü de beraberce o geniş ovada birçok av elde etmek niyetindeydiler. Aslan, onlarla beraber avlanmaktan utanmaktaysa da yine onları ağırladı, onlara yoldaş oldu.

 
Tedbir takdirin bir cüzüdür

Bir arkadaşımızın köy dönüşünde başından geçenleri anlattığım yazıyı hatırlayacaksınız, tabi ki okuduysanız. Yine bir akşam, neredeyse tamamı üniversite mezunu, doktoralı, mastırlı kişilerden oluşan bir meclisteyiz. Laf döndü, dolaştı, benim yazıya geldi. Eh tabi lafı oraya getirmek için benim de azıcık gayretim oldu, inkar edecek halim yok. Şimdi siz benim yazılarımdan bahsetmek için fırsat kolladığımı felan düşüneceksiniz ama yanılıyorsunuz. Konu kendiliğinden oraya geldi.

Şimdi siz nasıl geldi, söyle de bilelim, dersiniz. Ben de sizi merakta bırakmak istemem.

Malum bayramlarda milletçe bizi üzen tek şey tr1afik kazaları. Bu bayramda trafik kazalarında ölenlerin sayısı biraz azalmış ama hâlâ yüksekmiş, devlet tedbir almalıymış, kamyonlar yola çıkmamalıymış, mış mış da mış. Devletin ihmalini ve kusurunu konuştuktan sonra bu sefer de sürücüler ve arabaların kusurları konuşulmaya başlandı. Acemi sürücüler uzun yola çıkmamalı, şu kadar yaş üzeri arabalara izin verilmemeli, her iki saatte bir mola verilmeli gibi birçok öneri peşpeşe sıralandı.

 
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir

Ya da dervişlik halleri

Bayramların güzel taraflarından biri de uzun zamandan beri görmediğiniz eş dost ve akrabalarımızı görme imkanı bulmamız. Ben de yıllardan beri görmediğim akrabalarımı gördüm, sohbet ettik, halimizi hatırımızı sorduk, başımızdan geçen ilginç olayları paylaştık.

Köydeyiz, yine bir akşam, namazlar kılınmış, kavurmalar yenmiş, herkes kendisini taşıyabildiği bir koltuğa veya mindere zar zor atmış, kendisine birilerinin çay getirmesi için içinden Allah’a dua ettiği bir ortamda akrabalardan biri hiç ilgisi yokken bana işittirmek ister gibi bir şeyler anlatmaya başladı.

- Bir seferinde köyden İstanbul’a dönüyorum. Akşam oldu ve büyük oğlan açım demeye başlayınca biz de yolumuzun üzerindeki Amasya’ya uğrayalım dedik. Yeri gelmişken söyleyeyim, Amasya’yı çok beğendim. Tarihi eserleri öyle güzel ortaya çıkarmışlar ki insanın ayrılası gelmiyor. Bayıldım, diyeyim de gerisini siz tahmin edin artık. Amasya’nın tarihi camilerinden Mehmet Paşa Camiin önünde durduk, arabayı parkedip camiye gittik. İmamı bayram iznine gittiği için cemaatten birinin kıldırdığı akşam namazının ardından oğlanın karnını doyurmak için ırmak yoluna doğru yürüdük. Irmak, yanındaki yol, serin esen rüzgar, ırmağın karşı tarafındaki kral kayaları, evler, konaklar, hepsi o kadar harika idi ki içimden, ne güzel yer, burada bir gün akşama kadar kalabilirim dedim.

 
Elli yıl sonra FETÖ ne olacak?

Malumunuz, geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanı bir basın toplantısı ile FETÖ Örgütlü Bir Din İstismarı başlıklı bir rapor yayınladı. Yayınlandıktan sonra rapor hakkında birçok yorum yapıldı. Haliyle beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de oldu. Genel eleştiri ise geç kalınmış olması idi. Bu rapordan sonra bir rapor daha bekliyorum. Darbe yapmaya girişmeleri beklenmeden diğer cemaatlerin de aynı şekilde incelenip değerlendirilmesi ve aziz halkımızın uyarılması. Gördüğüm bir diğer eksik nokta FETÖ gibi dini istismar eden yapıların neşvünema buldukları ortamların mahiyetleri hakkında bilgi verilmesi. Çünkü ortamlar devam ettiği müddetçe FETÖ gider METÖ gelir ve biz bu konuları konuşmaya devam ederiz.

Diyanet’in raporunun ardından aynı konuda bir rapor daha yayınlandı. Gülen Yapılanması: 15 Temmuz’a Giden Süreçte FETÖ’nün Analizi ve Tavsiyeler (İstanbul: İSAM, 2017) İçindekiler bölümünden anladığım kadarı ile ilkine göre oldukça kapsamlı ve muhtevalı olan bu çalışma çözüm önerileri bulundurması, kimi problemlere dikkat çekmesi bakımından önemli. Bu kitabı da okur okumaz sizinle paylaşacağım.

Diyanet’in raporunda görmediğim bir diğer husus tabanını gelecekte bekleyen tehlikeler ve FETÖ’nün elli yıl sonraki haline dair projeksiyon.

 


Kıbrıs’ta Bir Çelebi: Harid Fedai

Kıbrıs’ta Bir Çelebi: Harid Fedai

Dehr içinde hangi gün gördün ki akşam olmaya 13 Ekim Cuma günü sabahı Prof. Dr. Oğuz Karakartal’dan aldım elim haberi. Harid Fedai Hoca’nın iyice zayıflamış ve güçşüzleşmiş bedeni emaneti daha fazla taşıyamamış. Garip bir hüzün çöktü üzerime. Telefonu kapattıktan...

Devamı...

TEOG’dan sonra ne olacak?

TEOG’dan sonra ne olacak?

Malumunuz, cumhurbaşkanımızın bir televizyon kanalında TEOG ile ilgili sözlerinden sonra TEOG kaldırıldı ve MEB yetkilileri yeni bir sistem üzerinde çalışmaya başladı. Yeni sistemin nasıl olacağı da yavaş yavaş belli oluyor. TEOG aslında hiçbir eğitimci tarafından...

Devamı...

Mevlana’dan sağlıklı beslenme öğütleri

Mevlana’dan sağlıklı beslenme öğütleri

Böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Bir ara iş çığırından çıkmaya başladı galiba diye düşünmeye başlamadım değil. Ne demek istediğimi, neyi kastettiğimi biraz daha açayım. Efendim, malumunuz Mesnevi’den Hayvan Hikayeleri kitabı yayınlandıktan sonra...

Devamı...

Tedbir takdirin bir cüzüdür

Tedbir takdirin bir cüzüdür

Bir arkadaşımızın köy dönüşünde başından geçenleri anlattığım yazıyı hatırlayacaksınız, tabi ki okuduysanız. Yine bir akşam, neredeyse tamamı üniversite mezunu, doktoralı, mastırlı kişilerden oluşan bir meclisteyiz. Laf döndü, dolaştı, benim yazıya geldi. Eh tabi lafı...

Devamı...

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir

Ya da dervişlik halleri Bayramların güzel taraflarından biri de uzun zamandan beri görmediğiniz eş dost ve akrabalarımızı görme imkanı bulmamız. Ben de yıllardan beri görmediğim akrabalarımı gördüm, sohbet ettik, halimizi hatırımızı sorduk, başımızdan geçen ilginç olayları...

Devamı...

Elli yıl sonra FETÖ ne olacak?

Malumunuz, geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanı bir basın toplantısı ile FETÖ Örgütlü Bir Din İstismarı başlıklı bir rapor yayınladı. Yayınlandıktan sonra rapor hakkında birçok yorum yapıldı. Haliyle beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de oldu. Genel eleştiri ise...

Devamı...

Kışın söz verip yazın unutmak

Kışın söz verip yazın unutmak

Daha önce anlatmıştım sizlere. Bizim büyük oğlan kitapta Papağan ve Bakkal hikayesini okuduktan sonra bana yanlış anladığımı söylemişti. Beni çok şaşırtacak şekilde hikayeye başka bir açıdan yaklaşmıştı. Ben de bunu hem yazmış hem de sağda solda anlatmıştım. Bizim küçük...

Devamı...

Baba bakkala, evlat papağana benzer mi?

Baba bakkala, evlat papağana benzer mi?

Bugünlerde pek neşeliyim. Şimdi siz memlekette bin türlü sıkıntı dert varken bu adam niye neşeli, diye sorarsınız içinizden, bilirim. Hatta Alemde ki kâmil çeke gam zevk ede câhil Mısraını hatırlayıp benim cahil olduğumu düşünenleriniz bile olabilir. Böyle düşünenlere...

Devamı...

Yusuf İslam neden hâlâ gitar çalıyor?

Yusuf İslam neden hâlâ gitar çalıyor?

  Yusuf İslam’ı biz çok sevdik, Muhammed Ali Clay’i sevdiğimiz gibi. Onun Müslüman olmasıyla gururlandık, mutlu olduk. Gariptir, Müslüman olmadan önce o şarkı söyler, biz dinlemezdik. Müslüman oldu, o şarkı söylemeyi bıraktı, biz onun şarkılarını dinlemeye başladık....

Devamı...

15 Temmuz'un yıl dönümü için

Benim Gürleyen toplarım yok Ama Allah’a inancım ve sevgim var Hz. Peygamber’in yol arkadaşlarından biri olan Huzeyfe b. Yeman Resulullah’a Müslümanların geleceğini ve belli kötülüklere nasıl yanıt verilmesi gerektiğini sorar: - Ya Resulullah! Biz şer ve cahiliyet...

Devamı...


........Kitaplarım........

*
*
*
*
*
*
*
*
*
*

 

 


Anketler

Sitemde Neler Olsun İstersiniz
 

Kimler Sitede

Şuanda 10 konuk çevrimiçi

Ziyaretçiler

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün85
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterToplam246118

Mesnevi Kitaplarım..

*
*