İsmail Güleç

You are here:
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
Pirî Paşa Camii ve Türbesi

Yine bir pazar günü, üstelik hava da güneşli. Evde oturacak halimiz yok ya. Aldım tayfayı çıktık yola. Ver elini Lefke.

Lefke’yi çok severim. Zaman zaman giderim. Sessiz, sakin, yeşil ve huzur verici bir yer. Tarih Lefke’de evler, konaklar, camiler ve resmi binalar ile dimdik ayakta. Macunları, meşhur Yafa portakalı ve pekan cevizi ile hurması bütün tadlarıyla bizi selamlıyor. Lefke’yi dünyaya tanıtan bir diğer isim ise Şeyh Nazım Kıbrısî. Lefke’yi uluslarasılaştıran cami ve türbe adetâ birleşmiş milletler. Her milletten insan var ve İngilizce neredeyse Türkçe kadar konuşulan bir dil. Şeyh Efendi bile sohbetini hem Türkçe hem de İngilizce yapıyor.

Lefke’de üç camii var. Mahkemeler Camii, Şeyh Nazım Camii ve Pir Mehmet Paşa Camii. Bir diğer söyleyişle, Aşağı Cami, Orta Camii ve Yukarı Camii. En eskisi ise en sonuncusu ve ben sizlere sonuncusunu tanıtmaya çalışacağım.

 
Kör ile kötürümün ortaklığı

Sibel Eraslan’ın Siret-i Meryem’inde geçen Hz. İsa’nın çocukken Mısır’a kaçtıkları vakit himayelerinde bulundukları kuyumcunun başından geçen hikaye çok hoşuma gitmiş ve beni düşündürmüştü. Üşenmedim, düşündüklerimi kaleme aldım. Kitabı okumayanlar için önce hikayeyi anlatayım.

Kuyumcu Hz. Meryem ve oğluna kol kanat gerip evini açan hayırsever bir insan. Birgün içinde altınları sakladığı sandık kaybolur. Ne yaparlarsa sandığı kimin çaldığını bulamazlar. En ufak bir delil yoktur sandığı kimin çaldığına dair. Hz. İsa’nın ise gizli şeylerin yerini bilme konusunda meşhur olmuştur. Annesi de yasaklar Hz. İsa’ya söylemesini. Çünkü başına bir şey gelmesinden korkar. İyiliklerini gördüğü kuyumcunun sandığının bulunması için İsa’ya izin verir.

İsa kuyumcuya tüm adamlarını toplamasını ister. Hepsiyle teker teker görüşür ama geriye iki kişi kalmıştır. Biri kör, diğeri kötürüm olan bu iki kişiden kimse şüphelenmez doğal olarak.

 
Kantara Kalesi

Adanın doğusundaki bekçi

Kıbrıs’ın kuzey sıradağları üzerinde adaya gelen dost ve düşman gemileri gözetlemek üzere doğusundan batısına doğru dizilmiş üç kale var. En küçüklerini ortalarına almış üç kızkardeşe benzettiğim bu kalelerden ilk olarak ortasındaki Buffavento Kalesini yazmıştım, daha sonra da St Hilerion’u. Sıra adanın en doğusunda yer alan Kantara Kalesinde. Sizlere bu sefer bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

Yine güneşli bir pazar günü, havanın henüz tam manasıyla ısınmadığı, terletmeyecek kadar serin, üşütmeyecek kadar sıcak bir bahar günü gezdim bu kaleyi. Denizden yaklaşık 700 metre yükseklikte bir noktada inşa edilen kale konum itibarıyla öyle bir yere kondurulmuş ki hem adanın kuzeyindeki denize, hem doğusundaki denize, hem Dipkarpaz’a kadar uzanan o çıkıntı yarımadaya, hem de Maserya ovasına hakim. Dolayısıyla kuş adaya kuzeydoğu ve doğudan gelecek her türlü gemiyi görmek mümkün.

 
Derviş ve Sultan

Yahut
Dervişler ve Sufi Çevreler Üzerine

Geçtiğimiz günlerde Haşim Şahin’in oldukça önemli bulduğum bir kitabı yayınlandı. Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan bu kitapta yazarın daha önce muhtelif dergilerde ve kitaplarda yayınlanmış erken dönem Osmanlı toplumunun ruh ve zihin dünyasının şekillenmesinde müessir olmuş zevatın biyografilerini mihverine alan makalelerinden oluşuyor. Kitabın ismi kitabın ikinci bölümünü aynı zamanda; Dervişler ve Sufi Çevreler. Bu kitabı ben hazırlamış olsaydım Sultan ve Derviş adını verirdim. İçinde Gelibolulu’da Dini Hayat ve Klasik Çağ’da İstanbul’da Nakşıbendilik gibi yazıları dışarıda bırakır, bunların yerine yazarın Taptuk Emre ve Karaca Ahmed gibi aynı dönemde yaşamış mühim şahısları konu edinen makaleleri ilave ederdim ve Osmanlıların ilk iki asrının tarihini padişahlar ve dervişler üzerinden anlatmaya çalışırdım. Bu haliyle de konuyu bütünleştirmiş olurdum.

Kitap akademik bir eser olmasına rağmen bir çırpıda okunuyor. Haşim Şahin’in okuru yormayan bir dili ve üslubu var. Kitabı elime aldıktan sonra iki gün içinde bitirdiğimi söylersem ne demek istediğim daha iyi anlaşılır sanırım. Bazı kitapları günlerce çantamda taşıdığım halde bitiremediğimi düşündüğümde yazarın okutmadaki başarısını daha yakından farketmiş oluyorum. Bu bakımdan yazar tebrik edilmeyi hak ediyor.

 
Saint Hilarion basit bir kale değildir

Saint Hilarion Efsaneleri

Saint Hilarion kalesini tanıtmaya çalışğım yazının sonunda kale ile ilgili efsanelerin ayrı bir yazı konusu olduğunu söylemiş ve bir sonraki yazıda sadece bu konuya ele alan bir yazı yazacağımı belirtmiştim. Sözümüzü yerine getirelim.

Her şeyden önce kalenin kendisine has bir karizması olduğunu ve efsane üretmeye uygun bir zemini bulunduğunu söyleyelim. Kalenin beni etkileyen tarafı taşların üzerinde olmanın verdiği bir vahşilik ve doğallıkla kale içindeki yapıların naifliğinin ve güzelliğinin bir arada uyum içinde olması. Bu eşsiz uyum bir o kadar eşsiz panoramik manzara ile birleşince insanların dikkatini çekmemesi ve etkilenmemesi mümkün değil. O kadar muhteşem bir görüntüsü var ki etkilenmemek mümkün değil. Söylenenlere göre Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmindeki kale bu kaleden mülhem inşa edilmiş. Filmi gözlerimin önüne getirmeye çalışınca aralarında gerçekten bir benzerlik olduğunu düşündüm.

 

 
Saint Hilarion Kalesi

 

Kıbrıs’ı doğudan batıya doğru kesen iki sıradağ var. Biri Zafer Burnu’ndan Koruçam’a kadar sıralanan bazı kaynaklarda Girne olarak da geçen ama daha çok Beşparmak olarak bildiğimiz ve söylediğimiz sıradağlar. Diğeri de Rum kesimindeki Türklerin Karlıdağ adını verdikleri Trodos.

Yaklaşık 170 kilometre uzunluğundaki Kuzeydeki sıradağlar üzerinde değişik dönemlerde yapılmış üç kale var: En doğusunda Kantara, ortada Buffevento ve batısında da Girne’nin sırtını dayadığı 732 metre yükseklikteki tepelerin üzerinde St Hillarion Kalesi. Gözetleme amaçlı inşa edilen bu üç kaleden bugün en sağlamı ve belli olanı St Hillarion. Sadece gözetleme değil, aynı zamanda Girne’den Lefkoşa’ya geçişi de kontrol eden bir noktada. Size bu kaleyi tanıtmaya çalışacağım.

 


Pirî Paşa Camii ve Türbesi

Pirî Paşa Camii ve Türbesi

Yine bir pazar günü, üstelik hava da güneşli. Evde oturacak halimiz yok ya. Aldım tayfayı çıktık yola. Ver elini Lefke. Lefke’yi çok severim. Zaman zaman giderim. Sessiz, sakin, yeşil ve huzur verici bir yer. Tarih Lefke’de evler, konaklar, camiler ve resmi binalar ile dimdik ayakta....

Devamı...

Kör ile kötürümün ortaklığı

Sibel Eraslan’ın Siret-i Meryem’inde geçen Hz. İsa’nın çocukken Mısır’a kaçtıkları vakit himayelerinde bulundukları kuyumcunun başından geçen hikaye çok hoşuma gitmiş ve beni düşündürmüştü. Üşenmedim, düşündüklerimi kaleme aldım. Kitabı okumayanlar için önce...

Devamı...

Kantara Kalesi

Kantara Kalesi

Adanın doğusundaki bekçi Kıbrıs’ın kuzey sıradağları üzerinde adaya gelen dost ve düşman gemileri gözetlemek üzere doğusundan batısına doğru dizilmiş üç kale var. En küçüklerini ortalarına almış üç kızkardeşe benzettiğim bu kalelerden ilk olarak ortasındaki Buffavento...

Devamı...

Derviş ve Sultan

Derviş ve Sultan

Yahut Dervişler ve Sufi Çevreler Üzerine Geçtiğimiz günlerde Haşim Şahin’in oldukça önemli bulduğum bir kitabı yayınlandı. Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan bu kitapta yazarın daha önce muhtelif dergilerde ve kitaplarda yayınlanmış erken dönem Osmanlı toplumunun...

Devamı...

Saint Hilarion basit bir kale değildir

Saint Hilarion basit bir kale değildir

Saint Hilarion Efsaneleri Saint Hilarion kalesini tanıtmaya çalıştığım yazının sonunda kale ile ilgili efsanelerin ayrı bir yazı konusu olduğunu söylemiş ve bir sonraki yazıda sadece bu konuya ele alan bir yazı yazacağımı belirtmiştim. Sözümüzü yerine getirelim. Her şeyden...

Devamı...

Saint Hilarion Kalesi

Saint Hilarion Kalesi

  Kıbrıs’ı doğudan batıya doğru kesen iki sıradağ var. Biri Zafer Burnu’ndan Koruçam’a kadar sıralanan bazı kaynaklarda Girne olarak da geçen ama daha çok Beşparmak olarak bildiğimiz ve söylediğimiz sıradağlar. Diğeri de Rum kesimindeki Türklerin Karlıdağ adını verdikleri...

Devamı...

Kifâyetsiz Muhteris

Bu başlığı görünce aklınıza hemen “yine kim kızdırdı bu adamı” cümlesi gelmesin. Peşinen söyleyeyim, bu yazıyı içinde bulunduğumuz hâli kendimce tarif için yazdım. Yok, sen durduk yerde böyle şeyler yazmazsın, mutlaka birini görmüş, ona göre yazmışsındır, diye düşünebilirsiniz....

Devamı...

İntihal nedir, ne değildir?

Birkaç haftadan beri, çocuklar için hazırladığım Kıbrıs’ın Manevi Mimarları isimli resimli kitap ile ilgili olarak sosyal medyada intihal iddiaları dolaşıyormuş. Bir arkadaşım sayesinde haberdar oldum ve iddia sahibine lisan-ı münasiple izah etmeye çalıştım. Ancak ne kadar alttan...

Devamı...

Romantizma

Romantizma

- Örtmenim, örtmenim! - - Örtmenim değil yavrum, öğretmenim. - - Öğretmenim, - - Efendim yavrum. - - Bir sorum var. - - Sor kızım. - - Romantizm nedir öğretmenim? - - Evet çocuklar. Arkadaşınızın sorusunu duydunuz. Kim cevap vermek ister? - - Örtmenim duyamadık. -...

Devamı...

Öküzden bir mektup var

Öküzden bir mektup var

Sayın Hocam, Geçen günkü yazınızda çevrenizde olduğunu tahmin ettiğim bazı insanları bana benzetmişsiniz. Çok üzüldüm. Bu mektubu da üzüntülerimi ifade etmek için yazıyorum. Yazınızı okurken ve okuduktan sonra bir hayli düşündüm. Biz öküzlerin suçu ne? Öküz olmak...

Devamı...


........Kitaplarım........

*
*
*
*
*
*
*
*
*

 

 


Anketler

Sitemde Neler Olsun İstersiniz
 

Kimler Sitede

Şuanda 4 konuk çevrimiçi

Ziyaretçiler

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün51
mod_vvisit_counterDün148
mod_vvisit_counterToplam214618

Mesnevi Kitaplarım..

*