Özgeçmiş
...
Âşık Yunus’a ait olduğu söylenen dinlerken kendimden geçtiğim bir nutk-ı şerifi var:
Erenlerin kılıcı.
Arşa çıkar bir ucu
Ne de güzel kesici
La ilahe illallah.
Erenlerin kılıcının ne olduğu anladığım kadarı ile anlatmaya çalışayım.
Özellikle Bektaşî ve Alevî ozanlar şiirlerinde bir tahta kılıçtan bahsederler. Yedi ulu ozandan biri kabul edilen Şah Hatayî’nin şu dörtlüğünde Öğürcük Veli olarak nitelediği Seyyid Ali Sultan’ın tahta kılıcına bir telmihte bulunulur. Doğan Kaya’dan alıntılıyorum:
Rum ilin feth etti Öğürcük Veli
Tahta kılıç tutar o bâtın eli
Erenler serveri Şah Seyyid Ali
Zâhirde bâtında sen imdad eyle
Tahta kılıca telmihte bulunan Pakî mahlâslı bir ozan da nefesinde Seyyid Ali Sultan’ın tahta kılıcından söz eder. Turgut Koca’dan alıntılıyorum:
Gelibol’dan geçti Hakk’a dayandı
Tahta kılıç al kanlara boyandı
Burhanın görenler geldi inandı
Eşiğine Seyyid Ali Sultan’ın
Tahta kılıçtan bahseden bir diğer ozanımız Turabî’dir. Bu sefer tahta kılıç kullanan Sarı Saltık’tır. Yaşar Kalafat’tan alıntılıyorum:
Muhammed Bakır'dan bir destur aldık
Düşmanın askerin iyice bunalttık
Tahta kılıç urdu Sarı Saltık
Hünkar Hacı Bektaş Veli dost diye
17. yüzyıl ozanlarından Gedâ Musli de tahta kılıç ağaç zülfikar olur. Kemal Samancıgil’in kitabından aktarıyorum:
Erenler serveri ol sırrım Ali
Serçeşme olmuştur Urum iline
Ağaçtan Zülfikar ol gerçek veli
Evvel tekbir aldık pirin beline
Tahta kılıç veya ağaç zülfikarın geçtiği şiirler hiç şüphesiz yukarıdakilerle sınırlı değil. Aranılsa başka örnekler de bulunabilir. Ama değişmeyen şey tahta kılıç kullananların büyük veli oluşlarıdır.
Tahta kılıç hakkında yapılmış onlarca çalışma var. Çalışmalara göre tahta kılıcın iki kaynağı var. İlki İslamiyet, ikincisi ise eski Türk inanışının önemli bir parçası olan kamlar yani şamanlar.
Tahta kılıç hakkında kaynaklarda Hz. Peygamber’in ashabına “Müslümanlar arasında fitne çıktığı vakit tahtadan bir kılıç edinin” tavsiyesinde bulunduğu yazılıdır. Hadis boş yere kan dökülmemesi için alınan bir tedbir olarak anlaşılmış ve yorumlanmış.
Abdürrahim Alkış, kapsamlı makalesinde bu hadise ittiba ederek tahta kılıç taşıyan Müslümanları anlatır. Ne gariptir ki fitne çıkmasın ve kan dökülmesin diye tahta kılıç taşıyanlar daha sonra gerçek kılıç alıp savaşacaklardır.
Tahta kılıç İslam öncesi Türk inancının merkezinde yer alan kamların ayin esnasında kullandıkları birkaç aletten biridir. Davul çalarak vecde geldikten sonra gittikleri ruhlar âleminde kötü ruhlara karşı kendilerini korumak için yanlarında bulundurdukları tahta kılıcı sallarlar. Ahmet Yaşar Ocak, konu hakkında yazılmış referans kitabında kamların savaşlarda düşmana karşı tahta kılıç ile savaştıklarından da bahseder. Tahta kılıç bir kam/şaman için ruhlar âleminde de bu âlemde de kabilelerini korumak için kötülere karşı verdikleri savaşta kullandıkları silahlarıdır.
Fuat Köprülü, İlk Mutasavvıflar isimli eserinde ilk Müslüman olan Türklerin arasında seferlerde ve gazalarda askerlerle birlikte ellerinde tahta kılıçlarla savaşa katılan dervişlerden ve onların katkısından bahseder. Anadolu’ya geldikten sonra kaleme alınan velayetname, menakıpname, destan gibi olağan üstü olayların anlatıldığı eserlerde de tahta kılıç önemli bir unsur olarak yer alır. Ahmet Yaşar Ocak menakıpnamelerde geçen tahta kılıcın kam/şamanlardan kalma bir inanç olduğunu düşünür.
Tahta kılıç bir motif olarak Menâkıb-ı Hacı Bektaş Velî, Velâyetnâme-i Hacım Sultan ve Velâyetnâme-i Abdal Musa gibi önemli kaynaklarda geçer. Şeyh Bedreddin’in tahta kılıçlı bir dervişi vardır. Adı pek bilinmeyen Barak Baba, Abdal Murad, Hasan Dede, Koçu Baba ve Garip Musa gibi gecgin dervişler ile bugün türbesi Macaristan’da bulunan Gül Baba’nın da tahta kılıcı olduğu rivayet edilir.
Hacım Sultan Velâyetnâmesi’nde Hoca Ahmet Yesevî Hacı Bektaş Velî’nin beline bir tahta kılıç kuşatmasından bahsedilir. Abdal Musa Velayâtnâmesi’nde ise bu sefer Abdal Musa Kızıl Deli Sultan’a tahta kılıç kuşatır. Hacım Sultan Velâyetnâmesi’nde Hacı Bektaş’ın tahta kılıç kuşattığı Hacım Sultan’ın bir katırı ve mermeri tahta kılıcıyla ikiye ayırması anlatılır. Balım Sultan’dan tahta kılıç alan derviş Hasan Dede’dir. Vilayetname-i Otman Baba'da Sarı Saltık tarif edilirken belindeki tahta kılıçtan ve ona verdiği heybetten bahsedilir. Saltıkname’de Sarı Saltık, hurma ağacından yapılmış ve Hz. Peygamber’den kendisine ulaştırılmış tahta kılıcıyla binlerce kafiri hıyar gibi doğrar, bir ejderhayı öldürür, kocaman bir ağacı parçalar, ev kadar büyük bir taşı ortadan ikiye böler. Emir-i Çin Osman menkıbesine göre de Türkistan’da Emir-i Çin Osman, şeyhi Ahmed Yesevî’nin verdiği tahta bir kılıçla Çin diyarına musallat olan bir ejderhayı öldürür. Tahta kılıç ile ejderha birlikte anlatıldığında ejderhanın nefis olduğu ve tahta kılıcın da nefse hâkim olmak üzere yapılan zikirler, riyazât ve mücâhade olduğu anlaşılır.
Ömer Lütfi Barkan’ın “Kolanizatör” olarak nitelediği dervişlerin ellerinde tahta kılıçlarla bölgenin İslamlaşmasında önemli rol oynadıkları anlatılır. Savaş zamanı düşmana karşı, barış zamanı kendi nefislerine karşı kullandıkları tahta kılıçlar onlar hakkında anlatılan hikayeler vazgeçilmez unsurlarından biri olur. Kamların kötü ruhlarla savaşırken kullandıkları tahta kılıç sûfîlerin nefisleriyle yaptıkları savaşta sembolik olarak kullandıkları bir silaha dönüşür.
Tahta kılıç kuşananların ortak özelliği mürşit olmalarıdır. Dolayısıyla tahta kılıç kullanmak mürşitlik alametidir. Nefsini yenebilmenin sembolüdür. Tahta kılıcın bir diğer işlevi hudud boylarına giden savaşçı dervişler tarafından fetihlerde kullanılması ve binlerce kişinin Müslüman olmasına vesile olmasıdır. Bir diğer özelliği tahta kılıcı kullanan gazi dervişlerin hetaradoks olarak değerlendirilmeleridir.
Ahmet Yaşar Ocak Hoca özellikle Osmanlıların ilk dönemlerinde gazi dervişlerin kullandıkları tahta kılıçlarda kamların/şamanların kılıcının etkisinden bahseder. Hz. Peygamber’in hadisi ile birlikte düşündüğümüzde dervişlerin tahta kılıç kullanmakla fetih için gittikleri beldelere savaşmak için değil, barışı getirmek için geldiklerini göstermek istemelerinden de bahsedebiliriz.
Tahta kılıç aynı zamanda bâtın kılıcıdır. Zahir kılıç küçük savaşta, tahta kılıç ise büyük savaşta kullanılır. Büyük savaş kişinin nefsiyle yaptığı savaştır. Tahta kılıcı çocuklar ve kamiller kullanırlar. Çocukluk ise yolun başlangıcındaki halimizdir. O zamanlar kılıç tahta olduğu için kimseye zarar vermemek için elimize tutuşturulur. Yolun sonunda ise tahta kılıç çelikten daha etkili olur. Ancak bu sefer kâmiller kullanabilir. Yine zarar vermez ama barış ve esenlik getirir. Hem kullanana hem kendisine karşı kullanılanlara.
Özetle tahta kılıç, erenlerin kullandığı bir ucu arşa çıkan, vurulduğu yeri kesen tahta kılıçtır.
...
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Endülüs’ten önce İspanya nasıl idi? Endülüs fethedildikten sonra İber yarımadasında ne değişti?
Endülüs medeniyetine bilim nereden geldi ve nasıl gelişti?
Endülüslü alimlerin hepsi burada mı yetişti yoksa başka bölgelerden gelenler de var mıydı?
Müslümanları ve İslam’ı anlatan eserlerden bahsediyorsunuz. Bunların Batı’da İslam ve Müslüman algısına ne tür bir etkisi oldu?
Mozaraplar kimlerdir?
Avrupa’da Endülüs’teki İslam bilimlerine yönelik ilgi ne zaman, nerede ve nasıl başladı?
Toledo Tercümanlar Okulu’nun katkısı ve işlevi neydi?
Arapçadan tercüme edilen eserlerin tercüme süreçleri
Tercümeler hangi konularda ve hangi amaçlarla yapıldı?
Kastilya-Leon Kralı X. Alfonso kimdir ve neden bu kadar çok İslam kültürü ve medeniyeti ile ilgilendi?
Üniversitelerin kurulmaya başladığı döneme denk geliyor. Üniversitelere etkisine dair bir şeyler söylemek mümkün müdür?
Geometrik desenin nesi İslam ile ilgili? Desenin İslam ile nitelendirilmesini sağlayan özelliği nedir?
İslam geometrik desenlerinin özellikleri
Bu desenleribir yapının hangi unsurlarında görüyoruz?
Daire, kare ve yıldız biçimlerinin tercih edilmesinin özel bir nedeni var mı?
İslam sanatında geometrinin bu denli zengin bir içerikle yer alması sadece hayvan figürlerinin hoş görülmemesi ile açıklanabilir mi?
Geometrik desenlerin kökeninde bir felsefe var mı?
Geometrik desen pergel ve cetvelsiz olmaz. Mimarlar ve sanatkârlar pergel ve cetvel kullanmayı nerede ve nasıl öğreniyorlardı?
İslam geometrik desenleri kendisinden öncekilerden etkilendi mi?
İslam geometrik deseni diğer din ve milleri etkiledi mi?
En yoğun ve derin geometrik desenler hangi dönem ve devletlerin eserlerinde görüyoruz? Bunun medeniyet düzeyi ve eğitim sistemi ile ilgisi var mı?