Özgeçmiş
...
Batı edebiyatında işlenen konuların başında korku ve şiddet gelir. İnsanın en temel duygularından biri olan korkuyu işleyerek okuru gerilimli, rahatsız edici ya da ürkütücü bir atmosfere sürükleyen korku, Batı edebiyatının kaynaklarından biri olan Ahd-i Atik’ten itibaren başlar, mitolojik çağda devam eder, Hristiyanlık ile cehennem korkusuna dönüşerek kilisenin elinde yeni bir boyut kazanır. Modernizm ile başlayan uluslaşmanın bir sahası olarak derlenen masallar özellikle Grim kardeşler masallarında korku ve şiddet çocuklar için kabul edilemez bulunmuş olmasına rağmen devam eder. 18. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan Gotik edebiyatın temel özelliği korkudur. Teknolojik gelişmelerle birlikte şiddet ve korku bu sefer oyunlara, animelere ve sinemaya geçer, böylece Avrupa’dan dünyanın diğer ülkelerine transfer edilmiş olur. Sosyal medya bu transferi hem hızlandırdı hem de alanını genişletti. Asırlardan beri kendi içinde olan bu hastalığa karşı Avrupa kısmen de olsa bir panzehir geliştirirken bulaştırdığı toplumlar ağır hasar aldılar ve bedeller ödemeye başladılar. Maalesef bu zehre ve tehlikeye maruz kalan ve şimdiden bedel ödemeye başlayan toplumlardan biri de biziz....
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Öğretmen ile mürebbi arasındaki farkın konuşulduğu programda eğitimin bilgi ve beceri kazandırmaktan öte insan yetiştirmek. Eğitim-öğretim ile insan yetiştirmek arasında bir fark var. Bir mürebbi dışarıya yönelmeden önce kendi iç dünyasını imar etmelidir. Bu bir karakter meselesi. Niyet ise önemli olan bir diğer kavram. Diğeri ise muhabbet. Çünkü “kalbe girmeden zihne girilemez”.
Vahdettin Işık, bu sohbetinde bize Türkiye'nin İslamcılıktan Türkçülüğe evrilen istikamet arayışını gerekçeleriyle aktarıyor ve isimlendirme konusunda bir öneride bulunuyor. Konuyu merak edenlerin ilgi ile dinleyecekleri bir sohbet olduğunu söylemeliyim.