Özgeçmiş
...
Şimdi etrafında pek bir işaret olmasa da burası eskiden köy halkının sıkça ziyaret ettiği ve mum yakıp adaklar adadıkları bir yer imiş. Sakallı Dede’de adak adamanın adabı şöyle imiş. Adağı olan kişiler şehidanın sağ tarafından yanına yaklaşıp adaklarını adayıp dua ettikten sonra mum yakarlarmış. Mum bulamayanların pamuk ipliği yaktığı da olurmuş. Adakları bittikten sonra yaktıları kibriti de mumu da orada bırakıp şehidanın sol tarafından geri geri çıkarlarmış. Bu arada Sakallı Dede’nin çevresinde bir tur atmış oluyorlar. Sakallı Dede ziyaretinin bir adabı da cuma akşamları ziyaret edilmemesi imiş.
Peki kim bu Sakallı Dede. Farklı iki rivayet var. Biri şehit olan bir askerin mezarı. Bir diğer rivayet ise köyden birilerine görünen bir hayalet. Birine bir Arap çocuk, bir başkasına beyazlar içinde elinde değneği olan sakalı göbeğine kadar uzamış bir adam olarak görünmüş. Kendisini Hızır olarak tanıtırmış ve duvarın dibindeki mezarından çıkar ve yine orada kaybolurmuş. Önemli bir olay olmadan önce de gören kadının rüyasına girermiş.
Sakallı Dede eskisi gibi adak adanan bir yer değil. Böyle yerler halkın rağbetiyle ayakta durur ve halk ilgi gösterdiği sürece yaşar. İlgi gösterenler birer ikişer bu dünyadan elini eteğini çekmeye başlamış. Kalanların da umurunda değil. Muhtemelen burası da diğerleri gibi ortadan kalkacak, sadece kitaplarda kalacak.
...
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Her döneme ait bir İstanbul efsanelesi var.
Efsanelerin işlevi
Efsaneleri, şehrin “gayriresmî tarihi” olarak okumak mümkün müdür?
Efsaneler tarihsel hakikati çarpıtır mı, yoksa başka bir tür hakikati mi dile getirir?
Bizans döneminden Osmanlı’ya devrolan efsaneler var mı? Bunlar nasıl dönüşmüştür?
Osmanlı şehir kültüründe efsanelerin yayılma mecraları (tekke, çarşı, saray, mahalle vb.)
Bir “efsane aktarıcısı” olarak Evliya Çelebi
İstanbul’un fethinin efsaneler üzerinden anlatılması bize ne söyler?
İstanbul’da neden özellikle bazı mekânlar efsane üretir?
Kız Kulesi, Ayasofya ve Galata Kulesi gibi yerlerin sürekli efsaneleştirilmesini nasıl açıklarsınız?
Yeraltı mekânları (sarnıçlar, tüneller) neden korku ve gizem efsanelerinin merkezindedir?
Bir mekânın “kutsal” ya da “uğursuz” olarak algılanması zamanla değişebilir mi?
İstanbul efsanelerinde dinî motifler mi, yoksa halk inançları mı daha baskındır?
Cin, tılsım, lanet gibi temalar şehir hayatında nasıl bir işleve sahiptir?
Efsaneler insanları korkutmak için mi, korumak için mi anlatılır?
Bu anlatılar mahalle kültürünü ve toplumsal denetimi nasıl etkiler?
Günümüzde İstanbul efsaneleri hâlâ üretiliyor mu, yoksa sadece tüketiliyor mu?
Endülüs’ten önce İspanya nasıl idi? Endülüs fethedildikten sonra İber yarımadasında ne değişti?
Endülüs medeniyetine bilim nereden geldi ve nasıl gelişti?
Endülüslü alimlerin hepsi burada mı yetişti yoksa başka bölgelerden gelenler de var mıydı?
Müslümanları ve İslam’ı anlatan eserlerden bahsediyorsunuz. Bunların Batı’da İslam ve Müslüman algısına ne tür bir etkisi oldu?
Mozaraplar kimlerdir?
Avrupa’da Endülüs’teki İslam bilimlerine yönelik ilgi ne zaman, nerede ve nasıl başladı?
Toledo Tercümanlar Okulu’nun katkısı ve işlevi neydi?
Arapçadan tercüme edilen eserlerin tercüme süreçleri
Tercümeler hangi konularda ve hangi amaçlarla yapıldı?
Kastilya-Leon Kralı X. Alfonso kimdir ve neden bu kadar çok İslam kültürü ve medeniyeti ile ilgilendi?
Üniversitelerin kurulmaya başladığı döneme denk geliyor. Üniversitelere etkisine dair bir şeyler söylemek mümkün müdür?