Özgeçmiş
...
Tırhala için iki önemli isim var. İlki Tırhala’nın uzun süre yöneticiliğini yapan Turanoğlu Ömer Bey ve oğulları. Aile medrese, tekke, muallimhane, imaret, mescit, kervansaray, hamam ve bedesten yaptırarak şehri güzelleştirir, abad eder. Ancak Osmanlıların Balkanlardaki en büyük külliyelerinden birini Kanuni’nin yeğeni Osman Şah Bey (ö. 1568) yaptırır. Kubbeli bir cami, bir medrese, imaret, han, hamam, mektep, yedi kemerli taş köprü ve bunca güzel işi yaptıran adamın abidevi türbesi.
Bu kadar mektep ve medresenin olduğu yerde şair olmaması düşünülemezdi. Nevizade Atayi’nin iki kez kadılık yaptığı şehirde Bahari (ö. 1551), Veysi (ö. 1628), Pareparezade Ahmet Efendi, Şeyh İdris-i Muhtefi (ö. 1615) Şeyh Ali Kamili (ö. 1903), gibi pek çok şair yetişir. Sekiz tekke olan şehirde Nureddinzade’nin müritlerinden Mehmet Efendi’nin Halveti Tekkesi çok bilinir. Ali Paşa’nın Sadi dervişleri için tekke yaptırır. Ayrıca Durbali Baba, Gazi Ali Baba, Gülşeni Tekkesi, Rufaiyye Tekkesi, Nakşıbendi Tekkesinin yanı sıra birçok zaviye varmış. Arşiv kayıtlarında isimleri geçen zaviyeler bugün olmadığı için yazmayacağım.
Osman Şah Bey Camii ve Türbesi
Kara Osman Paşa olarak da bilinen Osman Şah Bey, İskenderpaşazade Mustafa Paşa ile Yavuz Sultan Selim’in kızı Hadice Sultan’ın oğlu. Kanuni, öz ablasının oğlunu şehzade gibi severmiş ve Teselya bölgesinin idareciliğini kayd-ı hayat şartıyla bu zevk ehli yaşamayı sevdiği söylenen yeğenine vermiş.
Evliya Çalebi’nin Mimar Sinan tarafından yapıldığını söylediği ve “bu civarda misli yoktur” diye övdüğü Osman Şah Bey Camii türbesiyle birlikte günümüze kadar ayakta kalmayı başaran iki abidevi yapı. 1990’larda da her iki eser tadil edilir ve bugünkü halini alır.
Camiin büyük kubbesi kiremitle örtülü imiş, tadilattan sonra kurşunla kaplanmış olmalı. Kubbeyi her cephesinde bir pencere olan kasnak taşıyor. Köşelere gelen cepheler ise iki payanda ile desteklenmiş. Neredeyse iki metreye yakın kalınlıktaki duvar, sırayla taş ve tuğla ile örülmüş ve üç sıra pencereli. Son cemaat mahallinde iki mihrab var. Peteği ve külahı yıkılmış, biraz tıknazca kesme taştan bir minaresi var.
Yunanlılar bütün camilerde son cemaat mahallini yıkıp kubbe altında kalan mekanı bırakıyorlar. Burada da aynısını yapmışlar. Ama daha sonra tadilatta yeninde inşa edilmiş.
Camiin kıble tarafındaki türbe ise sekiz köşeli ve kubbeli. Eskiden kiremitle örtülü kubbe kurşun ile kaplanmış. Sekiz köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuş ve her köşesinde aşağıdakiler dört köşeli ve mermer söveli, üsttekiler ise kemerli ve daha küçük. İçinde bir mihrap için yer açılmış olması burada da namaz kılındığını gösteriyor.
Etrafı parka çevrilen ve avlusu çiçeklerle süslenmiş bu abidevi camiin içini ancak bir sergi ve konferans olduğu zaman görebilirsiniz. Biz maalesef içeri giremedik.
...
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Her döneme ait bir İstanbul efsanelesi var.
Efsanelerin işlevi
Efsaneleri, şehrin “gayriresmî tarihi” olarak okumak mümkün müdür?
Efsaneler tarihsel hakikati çarpıtır mı, yoksa başka bir tür hakikati mi dile getirir?
Bizans döneminden Osmanlı’ya devrolan efsaneler var mı? Bunlar nasıl dönüşmüştür?
Osmanlı şehir kültüründe efsanelerin yayılma mecraları (tekke, çarşı, saray, mahalle vb.)
Bir “efsane aktarıcısı” olarak Evliya Çelebi
İstanbul’un fethinin efsaneler üzerinden anlatılması bize ne söyler?
İstanbul’da neden özellikle bazı mekânlar efsane üretir?
Kız Kulesi, Ayasofya ve Galata Kulesi gibi yerlerin sürekli efsaneleştirilmesini nasıl açıklarsınız?
Yeraltı mekânları (sarnıçlar, tüneller) neden korku ve gizem efsanelerinin merkezindedir?
Bir mekânın “kutsal” ya da “uğursuz” olarak algılanması zamanla değişebilir mi?
İstanbul efsanelerinde dinî motifler mi, yoksa halk inançları mı daha baskındır?
Cin, tılsım, lanet gibi temalar şehir hayatında nasıl bir işleve sahiptir?
Efsaneler insanları korkutmak için mi, korumak için mi anlatılır?
Bu anlatılar mahalle kültürünü ve toplumsal denetimi nasıl etkiler?
Günümüzde İstanbul efsaneleri hâlâ üretiliyor mu, yoksa sadece tüketiliyor mu?
Endülüs’ten önce İspanya nasıl idi? Endülüs fethedildikten sonra İber yarımadasında ne değişti?
Endülüs medeniyetine bilim nereden geldi ve nasıl gelişti?
Endülüslü alimlerin hepsi burada mı yetişti yoksa başka bölgelerden gelenler de var mıydı?
Müslümanları ve İslam’ı anlatan eserlerden bahsediyorsunuz. Bunların Batı’da İslam ve Müslüman algısına ne tür bir etkisi oldu?
Mozaraplar kimlerdir?
Avrupa’da Endülüs’teki İslam bilimlerine yönelik ilgi ne zaman, nerede ve nasıl başladı?
Toledo Tercümanlar Okulu’nun katkısı ve işlevi neydi?
Arapçadan tercüme edilen eserlerin tercüme süreçleri
Tercümeler hangi konularda ve hangi amaçlarla yapıldı?
Kastilya-Leon Kralı X. Alfonso kimdir ve neden bu kadar çok İslam kültürü ve medeniyeti ile ilgilendi?
Üniversitelerin kurulmaya başladığı döneme denk geliyor. Üniversitelere etkisine dair bir şeyler söylemek mümkün müdür?