Batı'ya doğru yürüyen Aslan'ın Anadolu'daki ilk fethi: Ani

Ağustos zaferler ayı. Neredeyse büyük bir zaferin yıldönümü olmayan günü yok. Son birkaç yıldan beri de 26 Ağustos günü bize Anadolu'nun kapılarını ardına kadar açan Ahlat ve Malazgirt Anadolu'nu Fethi 1071 Anma Günü'nü kutluyoruz.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı himayelerinde gerçekleşen kutlamalardan bahsederken bölgeyi ve önemini çok iyi bilen ve bizlere öğreten merhum Haluk Dursun Hoca'mızı minnet ile bir kez daha yad edelim.

Malazgirt zaferinden yedi yıl on gün önce, Bizanslıları Malazgirt ovasına gelmek zorunda bırakan önemli bir olay oldu. Sultan Alparslan 955 yıl önce Anadolu'da bir yeri ilk defa fethetti: Kars-Ani ve çevresi, Erzurum, Pasinler. Bir aydan fazla devam eden çetin muhasara ve çok şiddetli çarpışmalar sonunda gerçekleşen fetihten dolayı Halife Alpaslan'a Ebu'l-Feth ünvanı ile ödüllendirdi. Alpaslan da bu fethin yönünü ve kendisini simgeleyen Ani surlarının giriş kapısı üzerine doğudan batıya doğru yürüyen bir arslan çizdirdi.

Bu konuda Prof. Dr. Ahmet Kala Hoca'nın meseleyi her yönüyle irdelediği bir kitabı var. Anadolu'nun İlk Selçuklu İslam Şehri Ani-Şehristan. Kitaptan öğrendiğim kadarı ile bu şehrin bir özelliği daha var: Türkler tarafından Anadolu'da yaptırılan ilk camiinin burada olması. Ve bugün bu cami maalesef himmete muhtaç bir halde.

Ani'den Şehristan'a

Ani, Sultan Alpaslan'ın fethetmekle kalmayıp adeta yeniden kurduğu bir şehir. Prof. Kala'ya göre üç unsurlu şehir yerleşim modelinin ilk uygulandığı Ani, Anadolu'nun ilk Fethiye veya Ulu Camii ve çevresinde inşa edilen medrese, tekke, han, hamam, kervansaray, çarşı ve dükkanların olduğu ilk Anadolu İslâm şehri. Şehristan kurularak İpekyolu ağına dahil olabilmenin şartları yerine getiriliyor adeta.

Herkes İpekyolu'nu ekonomik ve siyasi açıdan inceler. Ama İpekyolu üzerindeki şehirlerin önemli kurumlarından biri de tekkelerdir. Özellikle de bir esnaf locası olan Ahi tekkeleri. Bu Ahi tekkeleri ve teşkilatı bu şehirlerin adeta temel direkleri.

Prof. Kala'ya göre Selçuklular Ani'yi almakla iki önemli işi gerçekleştirdiler.

1. Selçuklular üç ticaret yoluna hükmettiler

Selçukluları büyüten ve imparatorluğa götüren hususlardan biri ticarete de hâkim olmaları. Onlardan önce göçebeler ve Hristiyanlar Kürk Yolu'nu, Müslümanlar İpek Yolu'nu, yerleşik Budist, Hindu ve Paganlar da Baharat Yolu'nu kullanıyorlardı. Selçuklular sayesinde bu üç yola da büyük ölçüde Müslümanlar hâkim oldular.

2. Türklerin Hristiyanlaşmalarını önlediler

İslam henüz yayılmadan Kafkaslar ve Kuzey Karadeniz üzerinden Balkanlara göç eden Türkler hızla Hristiyan olmuşlardı. Bizans da onlara yer ve yurt göstererek Hristiyanlaşmalarını destekliyordu. Bizanslıların bölgede hakimiyet kurması ile Kafkaslara ve Kuzey Karadeniz'e giden yol ellerine geçmişti. Halife'nin davetiyle Anadolu önlerine gelen Türklerin, yani Selçukluların Anadolu'ya girmeleri ve bölgeye hakim olmaları Türklerin Hristiyanlaşmalarını durdurduğu gibi İslamlaşmalarını da teşvik etti. Hatta Gürcülerin, Ermenilerin ve Balkan topraklarındaki gayr-ı Türk unsurların bir kısmının da Müslüman olmalarına vesile oldu.

Ani'yi yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var

Bugün sokaklara çıkıp Ani deyince aklınıza ne geliyor, diye sorsanız insanların aklına ilk olarak Ermenilere ait dini eserlerin geldiğini görürsünüz. Halbuki orası Türklerin Anadolu'da fethettiği ilk şehir. Türklerin fethettikleri beldenin ahalisini dini, sosyal, iktisadi varlıklarını koruyarak yaşamalarına müsaade edilmesi günümüze kadar gelmesini sağladı. Ancak 1877'de Çarlık Rusya'sının Kars'ı işgal edip bölgeyi Ermenistan'a bırakınca bağnaz Ermeni rahiplerin teşviki ile Ani'deki Anadolu'nun ilk camileri, dini eserleri, Selçuklu ve Osmanlıya ait tüm eserler büyük ölçüde tahrip edilmiş, adeta Türklerin yaptıkları eserler yok edilmiş.

Maalesef günümüzde de halen Sultan Alparslan'ın komutanı Selçuklu Ani Emiri Ebul Manuçehr'e inşa ettirdiği Anadolu'nun bu ilk Ulu Camii, Rus ve Ermeni işgal döneminde yıkıldığı haldeki gibi yarı yıkık ve ibadete kapalı.

Ani'yi de unutmamalıyız

Oranın fethedilmesi ile Anadolu'nun kapısı kuzeyden Türklere aralanmış oldu ve peşinden gelen Malazgirt ile de kapı sonuna kadar açıldı. Malazgirt'i kutladığımız şu günlerde Ani'yi de programın öncü etkinlikleri arasına alarak hatırlamak Malazgirt'in daha iyi anlaşılmasına da katkıda bulunacak.

Prof. Dr. Ahmet Kala Hoca'mızın çığlığına kulak vermenin zamanı geldi. Bugün bir kısmı harabe olan bir kısmı da yok olmuş Selçukluların yaptıkları cami, han, hamam, zaviye ve çarşının aslına uygun olarak yeniden inşa edilmesi önemli. Eğer aslına uygun bir şekilde Selçuklu Ani'sini inşa edebilirsek hem gençlerimize tarihimizi canlı bir şekilde gösteren açık hava müzesi kurmuş olacağız hem de Kars ve çevresine bir değer kazandırılmış olacak. Hazır Şark Ekspresi ile Kars'a gitmek bu kadar popüler iken güzergaha yeniden inşa edilmiş bir Selçuklu şehrini ilave etmek fena mı olur? Bir de personelin tarihi kıyafetler giydiklerini düşünün. Kim böyle bir yeri görmek istemez?

Ani deyince aklına sadece Ermeni kilisesinin değil, Alpaslan'ın ve eserlerinin geldiği kaç kişi var aramızda? Harap bir halde olmamızın nedeni belki de Alpaslan'ın emanetlerinin harap halde olmasıdır.

Haksız mıyım sizce?





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Hiç değil feryâdıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak!

Sır Hz. Mevlana’nın latif ruhları, nale ve feryad İlahî sırlar ve Rabbanî hakikatlere dair sözler. Göz ve kulak bedenimizdeki göz ve kulaktır.

Mevlana hazretleri “benim sırrım, benim feryad u figanımdan ayrı değildir. Ancak onu duyacak kulak görecek göz yok” buyuruyor. Demek ki gözümüzün önünde cereyan ettiği halde göremediğimiz bazı hakikatler var.

Ney nasıl neyzenin ağzından çıkan nefesi sese dönüştürüyor ise sırrım da feryad ve figana dönüştürüyor. Neyzenin nefesi nasıl sesin içinde ise benim sırrım da feryadımda saklı.

Mesnevi Dersleri 5 ve 6. Beyitler

Men be-her cem’iyyetî nâlân şodem
Coft bed-hâlân u hûş-hâlân şodem

Ağladım her yerde hep ah eyledim.
Gördüğüm her kul için ‘dostum’ dedim.

İkinci mısra ilk mısrayı açıklamaktadır. Bed-hâl şehvet ve hevesine düşkün olanlar, hoş-hâl ise zühd ve takva ehlidir. Bed-hâl olanlar çok olduğu için önce söylendi.

Beytin manası şöyledir: Ben her cemiyette, şehvet ve nefsine düşkün olanların da, zühd ve takva sahibi olanların da meclisinde ağladım, inledim. Yani onlarla oturup kalktım. Bu oturup kalkma onlarla birlikte onların yaptıkları işi yaptım olarak da anlaşılır, onlarla birlikte oturdum, bana geldiler şeklinde de anlaşılabilir.

ismailgulec.net