Mitoloji, efsane, menkıbe

İsmail GÜLEÇ, "Mitoloji, Efsane, Menkıbe" Karabatak İki Aylık Edebiyat ve Sanat Dergisi, 41 (Kasım-Aralık 2018), s. 90.

Mitoloji dediğimizde eğer önünde başka bir sıfat gelmezse akla antik Yunan ve Roma mitolojisi gelir. Batı'da gelişen sanatlar da mitolojik kahramanlar ve özellikleri bilinmeden anlaşılmaz. Mitolojileri de efsaneler takip eder. Efsane dini bir mahiyet alırsa da menkıbe olur. Bu değişim ve gelişimi bir örnek üzerinden anlatmaya çalışayım.

Mitoloji

Mitolojide nemfler (Nymphe) peri dediğimiz tanrısal varlıklardır. Dişi ve uzun ömürlüdürler. Güzelliğin sembolüdürler. Ormanlarda ve su kenarlarında yaşarlar ve bulundukları yeri korurlar. Genellikle de çobanlar tarafından görülürler. Zeus'un kızları oldukları için de insanlar onlara saygı gösterirler. Başları örtülüdür ve geline benzerler ama evlenmezler. Evlenenlerin çocukları da mutlaka ya bir dev veya başka bir lanetle doğarlar. Çünkü onların asıl işleri tanrılara ve tanrıçalara yardım etmek, bulundukları yeri korumak ve bölgelerindeki mazlumlara ve darda düşenlere yardım etmektir. Bakirelik yardımcı oldukları tanrıçalar için çok önemlidir. Bakire olmadıkları anlaşıldığı anda kovulurlar ve göklerde yıldızlara dönüştürülürler. Şairlerin ilham perisi olan musalar da resimlerde hep elinde testi ile çizilir.

Efsane

Kaz dağlarında yaşamış Sarıkız için bir efsane anlatılır. Sarıkız kazlarıyla birlikte ormanda yaşar. Ormanda yaşamasının nedeni hakkında uydurulan yalanlardan ve atılan iftiralardan dolayı öldürmeye kıyamayan babası tarafından kazlarıyla birlikte bırakılmasıdır.

Kızını dağa bıraktığı için üzülen ve merak eden baba birgün dağda kalan yolculara sarı bir kızın yardım ettiği haberini işitir ve heyecanlanır. Kızının hayatta olabileceği ümidiyle yollara düşer ve kızını bulur. İkisi de sevinir. Babası kızından abdest almak için su ister. Sarıkız kilometrelerce uzaktaki denizden su getirir. Suyu tuzlu bulununca bu sefer tatlı su getirir. Babası kızının erdiğini o anda anlar. Kızın ermişliği anlaşılınca da bir kara bulut orayı kaplar ve kız ortadan kaybolur. Köylüler de öğrenince sarıkız ve babasının adına türbe yaparlar.

Menkıbe

Sarıkız'a benzer bir hikaye Eskicuma'da (Tırgovişte-Bulgaristan) cam fabrikasına giden yol üzerinde ve Eskicuma'ya hâkim bir noktada, Momino köyünün girişinde yol üzerinde birtakım yapılardan oluşan güzel bir tekkede yatan Kızana için anlatılır.

Kızana, Demir Baba Velâyetnâmesi'ne göre ise 16. asırda yaşamış Demir Baba ve Akyazılı Sultan ile sıkça görüşen bir kadın derviş. Nişanlı bir kız iken evlenmekten vazgeçmiş ve nişanlısını da bir akrabasıyla evlendirip kendisini halka ve Hakk'a hizmet etmeye adamış Kızana öldükten sonra da mezarı türbe olmuş.

Peki Kızana'yı halk arasında böyle önemli ve değerli kılan ne?

Doğumu ile ilgili başlar onun hakkındaki menkıbeler. Kızana'nın anababasının çocuğu olmazmış. Bir gün annesi rüyasında Kızana'ya hamile kalacağın görmüş ve Kızana dünyaya gelmiş. Adını da Zühre koymuşlar. Zühre'nin aynı zamanda bir yıldız adı olduğuna dikkatinizi çekerim.

Bir gün köye iki derviş gelir ve Zühre'lerin evine misafir olur. Zühre 13 yaşlarındadır. Abdest alan dervişler suyu temiz bir yere dökmelerini ister. Babasının yarım leğen suyla aldığı abdesti bu dervişler bir avuçla almışlardır neredeyse. Kızana suyu dökecek temiz bir yer bulamayınca içer ve ertesi gün sararmaya başlar ve görünmez olur, kaybolur. Güvercin donunda dolaşır, ormanlarda karacalarla birlikte yaşamaya başlar.

Köylülerden biri görür ve gidip babasına haber verirler. Babası gelir, kızını bulur ve ona geri dönmesi için yalvarır. O insanlar arasında yaşayamacağını söyler ve babasından gösterdiği yere bir çeşme ile kurban kesilip pişirmek ve misafir ağırlamak için de ocaklı bir oda ve türbesini yapmasını ister. İleride burada köy olacağını da ilave eder. Babası, ormandan getirttiği kereste ile kızının türbesini ve odayı yapar. Kızana'nın batırdığı çubuğun deldiği yerden çıkan suyun başına da çeşme yaptırır.

Köylüler Kızana'nın dervişlerin abdest suyunu içtikten sonra görünmez olmasının yanı sıra ölümsüz olduğuna da inanırlar. Kızana ismini almasına gelince, bakire kaldığı takdirde insanlara yardımcı olabileceği kendisine söylenir. O da hiç evlenmez ve ismini de Kızana olarak değiştirir.

Nemfler, Sarıkız ve Anakız arasındaki benzerlikleri fark etmişsinizdir. Burada sıralamama gerek yok.

Bu yazıdan menkıbelerin mitolojilerden uyarlandığını kastettiğim anlaşılmasın. Söylemeye çalıştığım şey insan her dönem aynı ve düşünceleri hiç değişmiyor. Edebiyat dediğimiz şey de insanın duygularını, düşüncelerini, inançlarını yansıttığı bir aynadan başka bir şey değil. Mitoloji, efsaneler ve menkıbeler ise insanoğlunun duygularını, inançlarını ve düşüncelerinin temeli, arketipidir. Bu yönüyle de edebiyatçıların olduğu kadar antropologların, psikiyatristlerin, sosyologların de konusu ve araştırmalarının nesnesidir.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

18 Mayıs 1944 Büyük Kırım Sürgünü

Stalin, II. Dünya Savaşı’nın ardından 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki 420 bin Kırım Tatarını bir gece yarısında evlerinden alınıp sürülmelerini emrini verir. Bu arada Kırım Tatar erkekleri, Kızılordu’da askerdir ve Almanların Nazi ordusuna karşı savaşmaktadır. Geride kalanlar ise çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalardır. Kocaları, babaları, evlatları Ruslar adına cephede savaşırken kimsesiz ve çaresiz Kırım Türkleri, bir gece yarısı yataklarından kaldırılarak 15 dakikada evlerini boşaltıp çıkmaları istenmiş, hayvan taşınan vagonlara doldurularak Orta Asya, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildiler. Sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yarısı ya sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalıktan hayatını kaybetti. Ruslar, hayatlarını kaybetmesi için de her türlü şartı sağladı. Mesela önce salamura balık yedirip sonra bataklıktaki sudan içirerek bulaşıcı hastalığa yakalanmalarını sağladılar. Dünyada benzeri nadir görülen zulümlerden biri idi.

Bambaşka bir alem: Metaverse

Hizli bir degisim sürecinden geçen dünya ve insanligi kusatan her yeni durum, insana ve dünyaya geri dönen sonuçlariyla etkisini sürekli kilmaktadir. Özellikle teknolojik gelismeler, yarattigi kirilmalarla hem insanin kendisi hem de çevresi üzerine farkli bilimlerin inceleme konusu olabilecek içerikler üretmektedir. Dogrusu sosyal bilimler bu hizli degisimleri anla(mlandir)maya yetismekte dahi zorlanmaktadir desek yeridir. Bu durum kimi zaman gelismelere yetismeyi zorlastirsa da yeni gelismelerin takip edilerek bir perspektif sunulmasi da basta sosyal bilimler açisindan önem tasimaktadir. Bu gelismelerden birisi de Metaverse’tür.

ismailgulec.net