Beyaz su, sarı su, kara

Su deyince akla hemen temizlik, beyazlık, şeffaflık gelir. Suları renklerine göre söyleyince de genellikle aklımıza meşrubat gelir. Sarı su deyince aklımıza limonata, kırmızı su seyince vişne şerbeti, kara su deyince karadut suyu veya pekmezden yapılan şerbet gelir. Peki beyaz su akan, sarı su akan ve kara su akan ırmak deyince aklınıza ne gelir? Saçmaladığımı düşünmeyin hemen. Bu ırmaklar bir masalda geçiyor. Ne demek istediğimin daha iyi anlaşılması için bir örnek vereyim.

Efendim, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellar iken sinekler berber iken, ben anamın babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken çok ama çok uzak bir memlekette, bir evde öz kızı ve üvey kızı ile birlikte yapalan bir anne varmış. Bütün masallarda olduğu gibi üvey anne üvey kızı hiç sevmez ve daima ona kötü davranırmış. Tüm meşakkatli işleri ona yaptırır, canı çıkacak derecede çalıştırırmış, yine de dirhem olsun acımazmış.

Her zamanki gibi kötü niyetiyle bir gün gittiğinde akşam eve dönemeyeceği kadar uzak olan bir yere maslahat için göndermiş. Üvey kız elinden başka bir şey gelmediği için çaresiz gitmiş, denilenleri yapmış ve eve dönmek için yola çıkmış ama hava da kararmaya başlamış. Karanlıkta da eve gelmesi çok zor olacağı için yolunun üzerinde gördüğü bir kulübenin kapısını çalmış. Kapıyı yaşlı bir kadın açmış ve kızcağızı içeri buyur etmiş. İçeri girince üvey kızdan saçlarına bakmasını istemiş. Üvey kız da bütün yardımseverliğiyle "peki teyzeciğim" diyerek yaşlı kadının başındaki bitleri ayıklamış. Kadın kendisinden iğrenmeyen ve hiç ikilemeden dediğini yapan bu kızı çok beğenmiş. Üvey kıza dönerek;

- Kızım, şimdi uyuyacağını, evin yanındaki dereden önce kara su, sonra beyaz su ve daha sonra da sarı su akacak. Sarı su akarken beni uyandır, emi!

Demiş ve yatmış. Kızcağız ırmağı beklemeye başlamış. Çok geçmeden yaşlı kadının dediği gibi önce, kara su, sonra beyaz su ve daha sonra da sarı su akmaya başlamış. Sarı su akmaya başlayınca da yaşlı kadını uyandırmış. Yaşlı kadın hemen kızla birlikte suyun yanına varmı ve kızı o sarı suda bir güzel yıkamış. Yıkanan kızın her tarafı altın gibi parıl parıl parlamaya başlamış. Sabah olmuş, teni parıl parlayan kız kadının elini öpüp ayrılmış ve evine varmış. Üvey kızı böyle güzel ve çekici gören üvey annesi çok şaşırmış. Sadece şaşırsa iyi, aynı zamanda kıskançlık damarları da çatlamış. Hemen üvey kızdan hikayeyi bir güzel dinlemiş. Kadının evinin adresini almış ve kendi kızının da böyle güzel ve çekici olmasını istediği için yanında ırmak akan eve göndermiş.

Kız tarif edildiği üzere evi bulmuş ve kapıyı çalmış, kapıyı yine aynı yaşlı kadın açmış ve kızı içeri buyur etmiş. İçeri girince kızdan üvey kızdan istediği gibi başına bakmasını istemiş. "Ben annemin başına bile bakmam, senin gibi yaşlı bir kadının pasaklı başına niye bakacakmışım ki?" diye cevap verince kadın kızın nasıl birisi olduğunu anlamış. Ona da şimdi yatacağını, önce sarı su, sonra beyaz su ve daha sonra da siyah su akacağını, o zaman da kendisini uyarmasını tembih ederek yatmış.

Kadının dediği gibi, önce sarı su, sonra beyaz su daha sonra da siyah su akmış. Kız da yaşlı kadını uyandırmış. Yaşlı kadın kızla birlikte ırmağın kenarı varmış ve akan siyah suyla kızı bir güzel yıkamış. Bu sefer kızın her tarafından yılanlar ve akrepler çıkmaya başlamış ve simsiyah olmuş. Bu halde kızı annesine göndermiş ve kızını bu halde gören anne çıldırmış.

Masal burada bitiyor. Irmakta akan sular renkli. Beyazı anladık da sarı ve siyah su da ne oluyor? Masal deyip geçelim mi, yoksa anlamaya mı çalışalım, ne dersiniz?

O zaman anladığımız kadarı ile açıklamaya çalışalım.

Irmakta akan sular insanların huylarına işaret ediyor. İnsanın huyu iyiyse, kalbi temiz ve yardımseverse, alçak gönüllü ise o sarı su ile yıkanır ve her tarafı altın gibi olur. Altın kalpli olanın her tarafı altın olur. Huyları kötü ise onun hakkı da kara sudur. Kalbi kapkara olanın suyu da kara olur ve bulunduğu vücudu simsiyah yapar. Her zaman insanları korkutan ve iğrendiren yılanlar ve akrepler kaplar her tarafını. Her tarafı yılanlarla kaplı olan birisine kimse yaklaşır mı? Hiç kimse sever mi? O zaman herkes kendine dikkat etmeli ve kalbini her türlü kötülükten temizlemeli. Çünkü kalp insanın aynasıdır. İyi kalp insanı iyi, kötü kalpse kötü gösterir. Yaşlı kadın aslında kâmil bir şeyh efendi. İnsanlara içindekileri gösteriyor. Kimin içinde ne varsa onu dışarı çıkarıyor. Ayna oluyor adeta.

Yazının başında bir soru sormuştum. Beyaz su akan, sarı su akan ve kara su akan ırmak deyince aklınıza ne gelir, diye. Acaba bu soruyu yinelesem hâlâ saçma bir soru olduğunu düşünür müsünüz?





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Edebiyatımızda Mitolojik Unsurlar

Mit: Milletlerin, özellikle Yunan ve Latinler’in eski çağlardaki tanrı, yarı tanrı ve kahramanlarının olağanüstü mâceralarını anlatan efsânelerin bütünü.

Mitoloji, mitler olarak adlandırılan kültürel ögeler arasındaki dini masalların ve bu tarz anlatıların incelenmesi ve yorumlanması şeklinde tarif edilir. Bu tür hikayeler insanlık durumunun çeşitli yönlerini ele alır. Mitler, belirli bir kültürün bu konularda sahip olduğu inanç ve değerleri ifade eder.

Bu videoda Dede Korkut hikayelerinden Basat’ın Depegöz’ü Öldürmesi Hikâyesini Yunan mitolojisi ile mukayeseli okumaya çalışıyoruz.

Metinlerle Eğitim Tarihi
Baba bu kitabı niye yazdın?

Metinlerle Eğitim Tarihi, 2012-2104 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları Tezsiz Yüksek Lisans Programında verdiğim aynı adla verdiğim dersin notlarından oluşuyor.

Çin, Hind, Sümer, Mısır, Yahudilik, Yunan, Roma ve Hristiyanlıkla ilgili muhtelif metinlerde eğitim ile ilgili bölümlerinin özetlenmesinden ve kısa örneklerden oluşuyor.

ismailgulec.net