Saferi zafer eylemek

Allah’a şükürler olsun, eskilerin saferü’l-hayr dedikleri safer ayını da gördük. Hiç düşündünüz mü, neden safer ile hayır bir araya getirilmiş? Bu sorunun cevabı Hz. Peygamberimiz öncesi döneme kadar gidiyor. Cahiliye dönemi Araplarının içini, Safer gelince huzursuzluk kaplar, başına gelecekleri düşündükçe tedirgin olurlarmış. O yüzden safer ayını hiç sevmezler ve uğursuz safer derlermiş. Bunun da birkaç nedeni var. İlki saferle birlikte savaşların başlaması. Haram aylarda savaşmayan Araplar, muharrem ayı biter bitmez savaşa kaldıkları yerden devam ederlermiş. Savaş, felaket anlamına geldiği için safer demek felaket ve savaş demek oluyor haliyle. Bir diğer rivayete göre, bu ayda veba salgını olmuş ve insanların yüzü sararmış. Bu yüzden sararmak anlamında safer demişler. Yemen’de düzenlenen Saferiyye panayırına katılamayanlar büyük sıkıntı çektikleri için saferin uğursuz sayıldığına dair bir rivayet de var.

Hz. Peygamber, bu inanışı değiştirmek için bu aya “saferü’l-hayr” veya “saferü’l-muzaffer” adını vermiş ama yine de insanların bu ayda başlarına felaket gelme korkusunu tam olarak silememiş. Bu ayda umre yapmanın uğursuzluk getireceğine, bu ayda yapılan evliliklerin uzun süreli olmayacağına, başlanan işlerin tamamlanamayacağına inanmaya devam edenler olmuş.

Hal böyle olunca sufi çevrelerde de safer ile ilgili birtakım inanışlar devam etmiş. Kimi tarîklerde, dervişler saferde olması muhtemel olumsuz olaylardan korunmak için “Az sadaka çok belayı def eder” sözü gereğince çokça sadaka vermeyi tavsiye etmişler.

Bu ayda, olması muhtemel kötü şeylerden korunmak için yapılan işlerden biri de her gün, içinde selâm geçen ayetleri okumak idi. Sözlük anlamı “eman, kurtuluş, esenlik, barış” olan selâm geçen ayetler, saferdeki olası kötü olaylardan korunmak için dua olarak da zikredilir. Karşılaşan iki kişiden birinin diğerine “selâmün aleyküm” demesi, “Selâm sizin üzerinize olsun”un yanı sıra “Allah sizi her türlü kaza ve belâdan korusun” anlamına da geldiği için içinde selâm lafzı geçen âyetleri okumak, Allah’tan emin ve sulh içinde olmayı istemek anlamına da gelir.

Kuran’da selam geçen ayetler

Selam, Kuran’da kırk yerde geçmekte. Her gün bu kırk ayeti okumanın zor olacağını düşünen kimi şeyh efendiler, sayının maneviyatından da istifade ile içlerinden seçtikleri yedi ayeti okumalarını tavsiye eder. Birkaç gün okuduktan sonra kolayca ezberlenen bu yedi ayeti hatırlatayım.

1. Ra’d 24: سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ

“Sabrettiğinizden dolayı size selâm olsun! Bakın, dünya hayatının mutlu sonu ne kadar güzelmiş!”

2. Yasin 58: سَلَامٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَحيمٍ

Bir de, merhameti pek bol olan bir Rabden onlara hitâben “Selâm!” sözü vardır.

3. Saffat 79: سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَمينَ

Bütün âlemler içinde selâm olsun Nûh’a!

4. Saffat 109: سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰهيمَ

Selâm olsun İbrâhim’e.

5. Saffat 120: سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ

Selâm olsun Mûsâ ve Hârûn’a!

6. Saffat 130: سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاسينَ

Selâm olsun İlyâs’a ve onun yolundan gidenlere!

7. Kadr 5: سَلَامٌ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

Bütünüyle esenliktir o gece, tâ şafak atıncaya kadar.

Bu yedi arasında yer alan Saffât suresindeki dört ayet yerine şu ayetin söylendiği veya ilave edilerek sekize iblâğ edildiği bir rivâyet daha var:

Saffât 181: وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلينَ

Selâm olsun gönderilen bütün peygamberlere!

Bir de duamız var bu ayda dilimizden düşürmediğimiz:

Allahümme bârik fî şehri’s-saferi v’ahtim lenâ bi’s-saâdeti ve’z-zafer.

Üzerimizden sıkıntı bulutlarının eksik olmadığı şu nuhûsetli günlerde selâmet içinde emin olmak için büyüklerimizin tavsiyelerine uyup ayetleri ve duayı okumayı ihmal etmeyelim, aşıyı ve diğer önlemleri de tabi. Biz de dua ile yazıyı hitâma erdirelim.

Allah’ım, safer ayını bizim için mübarek eyle ve bizi sağlık, sıhhat ve afiyete kavuştur. Amin




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Akademi

Akademik çalışma, tez, makale ve sunumlarımı görebileceğiniz sayfadır...

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Yurdudur engin: Balık kanmaz suya,
Rızk eğer eksikse: Gün dolsun mu ya!

Balıktan başka herkes suyuna kandı; rızkı olmayanınsa günü uzadı da uzadı.

Rûze gün gün takdir olunan vazife iken genelleşerek bir günlük rızık için kullanılır olmuştur.

Bu sözlerde âşık balığa, feyzi de suya benzetilmiştir. Balığın hayatı suyun içinde geçtiği gibi âşıkın sebatı da Hakk’ın feyziyle ve yardımıyladır. Bundan toprak üzerinde olan canlıların yaşaması hava ile balığın su ile olduğu anlaşılır. Hava ile suyun arasında fark havanın Hayy isminin, suyun ise Muhyî isminin mazharı olmasıdır. Hayy’da hayat gerçekten var olup diriltme tasavvur halinde iken, Muhyî’de ise ikisi de gerçekten vardır. Hava cisimlerin dışını, su ise içini soğutur. İlim ve marifetin ruhun sıfatları olmalarının nedeni de budur.

Kur’ân’da “Bütün canlıları sudan yarattık.” (Enbiyâ, 21/30) gelir. Yani her nesnenin aslı hayat ve hayatın aslı da sudur. Şehâdet ehli balık ve suya bağlı, hicab ehli ise toprakta yaşayan ve havaya bağlıdır. Tersi olmadı. Çünkü cisimle bilgi arasında bir ilişki yoktur.

Mesnevi 15-16. Beyitler

Derdimizden gün zamansız dolmada,
Her yanış bir günle yoldaş olmada.

“Geçti gün!” der, etmeyiz yersiz keder;
Var ol ey sen tertemiz insan! yeter.

Mevlana hazretleri burada eskilerin üslûb-ı hakîm dedikler, başkasına söyleyeceği sözü ve edeceği şikayeti veya uyarıyı sanki kendine söylüyormuş gibi dile getiriyor. Bunu neden yaparlar? Muhatabını incitmemek için, kızdırmamak ve önyargısız bir şekilde dinlemesi için yapar. Aksi takdirde kızıp dinlemeyebilir. Ama bu uyarının ilk mertebesidir, baktın anlamıyor, biraz daha açık söylemek gerekebilir. Mevlana’nın burada yaptığı kendi durumundan örnek vererek dinleyenlere ve okuyanlara ümit vermekte, ben de sizin gibiyim, sizin başınıza gelenler normal demekte.

Gamımız derken kamillerin de nakısların da gamını kasteder ancak ikisi de farklıdır. Kamil için makam, şöhret, zenginlik gamdır, kederdir, sıkıntıdır. Nakıs için ise onlardan ayrı kalmak, onlara kavuşamamak.

ismailgulec.net