Ne zaman bayram edelim?

Teşrîfiyle müşerref olduğumuz ramazan-ı mağfiret-nişân, , bana mı öyle geldi bilmiyorum, bu sene göz açıp yummuş gibi geçti ve şükürler olsun bayrama eriştik.

Hâneleri bayram telaşı sarmışken ve hazırlıklar had safhaya ulaşmışken dervişler ve aşıklar da kendilerince bir telaşa kapılır. Ancak onların telaşı bayrama hakkıyla erişmeyi murad etm telaşıdır. Onların bayramdan anladıkları biz sıradan insanların anladıklarından biraz farklı. Farkı bir nutk-ı şerîf üzerinden göstermeye çalışayım.

Merhûm Muzaffer Ozak Efendi’nin Hakan Alvan tarafından bestelenen ‘Bayram edelim’ redifli müstesna güzellikte bir nutk-i şerîfi vardır. Bayram içinde bayramı anlatan bu ilâhinin hem sözlerinde hem bestesinde öyle bir coşku vardır ki dinleyenin hem ruhuna hem aklına hitap eder, sarar, sarmalar, adetâ çifte bayram sevincini yaşatır, mecâzını da hakikisini de hissettirir. Hazret, öyle güzel söylemiş ki dinleyenler cennet muştusu almış gibi sevinir. Üç günlük bayramı da ebedî bayramı da yaşatır, ruhu da bedeni de bayram sevinci ile donatır. Bu kadar etkili olmasında işittiklerini değil görüp yaşadıklarını anlatmasının büyük etkisi olduğu muhakkak.

Nutk-ı şerîf şu dörtlükle başlar:

Şarâb-ı aşkını nûş ettir yâ Rab
İçelim im’ânla bayrâm edelim
İrci'î hitâbın gûş ettir yâ Rab
Göçelim îmânla bayrâm edelim

Ey Allah’ım! Aşk şarabını dikkatlice ve özenle içip bayram edelim. Bize “Rabbine dön” hitabını işittirerek sana hulûs-i kalp ile inanmış olarak bayram edelim. Kişiye bayram ettirecek iki şey var: İm’ânla aşk şarabını içmek ve “İrciî” hitabını işitip imanla göçmek. İm’ân bir şeyi inceden inceye incelemek, çok dikkat etmek, derinliğine nüfuz etmek anlamına gelir. Aşk şarabını içmek kalbi Allah sevgisi ile doldurmak, ömrü onun rızasını kazanmak için geçirmektir. İm’ânla içmek ise Allah’ın rızasına muvafık bir ömür sürme konusunda gösterilen hassasiyete işaret eder. İrci’î ilâ rabbiki râdiyeten merdiyye(ten) O, senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön! (Fecr 28) ayetinin başı olan ‘irci’î’ yani ‘dön’ emri ise Hakk’ın yolunda kemâl-i dikkatle yürüyenlerin muhatap olacakları hitaptır. Bu mertebeye erişmek ise im’ân ile yaşayıp imân ile göçmekle mümkündür.

Muzaffer Ozak Efendi dörtlüğün sonunda imânla göçmekten bahsediyor. Göçmek bir yerden kalkıp bir yere gitmektir. Her yolcu yola çıkmadan önce azık ve arkadaş alır. Dünya yurdundan ahiret yurduna göç edecek olanların azığı da yoldaşı da imân ile dolu selîm bir kalptir. O yolculuk ancak böyle bir kalp ile tamamlanabilir.

Îmândan Kur'ân’dan ayırma bizi
İlâhî haramla doyurma bizi
Yolundan şaşarsak afv eyle bizi
Seçelim irfânla bayrâm edelim

Ey Allah’ım! Bizi imandan ve Kuran’dan ayırma. Bizi haram yemekten koru. Olur ya yolundan şaşar çıkarsak veya durursak bizi bağışla. Onca yol arasında bizi sana kavuşturacak yolu seçmeyi nasip et. Biz de senin yolunu seçtiğimiz için bayram edelim.

Bu dörtlükte iman dolu selim bir kalp sahibi olmanın yolları gösteriliyor. İmân kalbimize, Kuran bedenimize hitap eder. Şeriat ve hakikatten bizi ayrıma demenin farklı bir yoludur. Haramlar, müminler ve dervişler için farklıdır. Mümin için haram olan her şey derviş için de haramdır ancak derviş için haram olan mümin için haram olmayabilir. Sıradan bir mümin olsak da bir derviş olsak da bizi senin yasaklarına karşı gelmekten koru diye dua edilmekte. Beşer şaşar, demişler. Bu da insan olmanın bir özelliği. Şaşmak ise hem yoldan çıkmak hem unutmak, ihmal etmek anlamına gelir. Ufak tefek kusurlarımızı bağışla. Hatta büyük günahlarımızı da bağışla. İrfan ile seçmek ise hakikatı hakkıyla bilmek, şaşmayan gözle bakmak demektir. Bayram bu şekilde bilmek ve görmekle mümkündür. Bizi ondan mahrum bırakma.

Rızâ-yı ilâhin olsun bendimiz
Kelâm-ı ilâhin olsun pendimiz
Sırât-ı müstakîm üzre kendimiz
Geçelim iz'ânla bayrâm edelim

Bendimiz, sınırımız, bağlandığımız şey senin rızanı kazanmaktır. Bunu kazanmak için ise dinleyeceğimiz sözler, öğütler senin ilâhî kelâmın olan Kuran’dır. Dosdoğru yol üzere olmak ancak bu şekilde mümkündür. Sırat-ı müstakim üzere yani emrolunduğumuz gibi olmak ve yaşamak ise en zor iş. Bunun için de mutlak itaat ve dervişliğe layık olmak gerekir. Bizi layık olanlar eyle de bayram edelim.

Mahşerde ak eyle yüzlerimizi
Nûrunla nûrlandır gözlerimizi
Günâhdan arındır özlerimizi
Ölçelim mîzânla bayrâm edelim

Efendi Hazretleri, bu dörtlükte duayı belirginleştiriyor. Kıyamet sahnesini resmediyor adetâ. Yarın mahşer gününde yüzümüzü ak eyle, bizi mahcup etme. Senin rızana muvafık bir hayatın ardından suçsuz ve günahsız bir şekilde huzuruna çıkmayı bize nasip et. Gözlerimizi nurunla nurlandır ki dünyaya hakikat penceresinden bakalım, nefis gözümüz kapansın. Nefsimizi her türlü günah işleme arzusundan kurtar. Kıyamet günü terâzi kurulduğunda iyiliklerimiz daha ağır bassın ve biz de bayram edelim.

Kendine kul eyle Resûl'e ümmet
“Livâ-yı Hamd”inin altında cem' et
Açılsın bizlere ebvâb-ı cennet
Uçalım Rıdvân'la bayrâm edelim

Bir önceki dörtlükte mizandan bahsedilmişti. Mizanı geçen müminler, Hz. Peygamber’in kıyamet gününde cümle müminleri himayesi altına alacağı mânevî sancak olan Liva-yı Hamd’in altında toplanmayı bize nasip eyle. Böylece bize cennetin kapıları açılsın ve cennetin muhafızı Rıdvân ile cennetine girelim ve bayram edelim.
Cennet ü cemâlin lutf et görelim
O büyük ni'mete biz de erelim
Muhammed bağından güller derelim
Saçalım elvânla bayrâm edelim

Cennete girince cemalullahı görelim. Çünkü Allah’ın cennette müminlere en büyük ikramı cemali ile müşerref kılması olacak. Muhammed bağında güller dermek ise ikinci en büyük lütuf olan onun habib-i kibriyâsına komşu olmak, sohbetlerine erişmektir. Elvan saçmak ise sevinci izhar etmektir. Bir mümin için en büyük bayram budur.

Aşki'ye bezl eyle sen dîdârını
Lutfunla sevindir ben dildârını
Firdevs-i âşiyân eyle dârını
Açalım ihvânla bayrâm edelim

Allah’ım! Bir lütuf olan cemâlini, Aşkî kulundan esirgemeyerek meftunun ve aşığın olan kulunu sevindir. Onun yurdunu, ancak iman edip iyi davranışlarda bulunanların girecekleri, namazlarında huşû gösterip boş şeylerden yüz çeviren, zekâtlarını veren, iffetlerini koruyan, emanete ve verdikleri söze riayet edenlerle namazlarını sürekli kılanların hak edecekleri Firdevs cenneti yap ki aynı yolda yürüdüğüm kardeşlerimle birlikte oraya girip bayram edelim. Her şeye gücü yeten Allah’tan bizlere Aşkî’nin anlattığı bayramları yaşatmasını nasip etmesi niyazıyla bayramınızı tebrik ediyorum.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Edebiyatımızda Mitolojik Unsurlar

Mit: Milletlerin, özellikle Yunan ve Latinler’in eski çağlardaki tanrı, yarı tanrı ve kahramanlarının olağanüstü mâceralarını anlatan efsânelerin bütünü.

Mitoloji, mitler olarak adlandırılan kültürel ögeler arasındaki dini masalların ve bu tarz anlatıların incelenmesi ve yorumlanması şeklinde tarif edilir. Bu tür hikayeler insanlık durumunun çeşitli yönlerini ele alır. Mitler, belirli bir kültürün bu konularda sahip olduğu inanç ve değerleri ifade eder.

Bu videoda Dede Korkut hikayelerinden Basat’ın Depegöz’ü Öldürmesi Hikâyesini Yunan mitolojisi ile mukayeseli okumaya çalışıyoruz.

Metinlerle Eğitim Tarihi
Baba bu kitabı niye yazdın?

Metinlerle Eğitim Tarihi, 2012-2104 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları Tezsiz Yüksek Lisans Programında verdiğim aynı adla verdiğim dersin notlarından oluşuyor.

Çin, Hind, Sümer, Mısır, Yahudilik, Yunan, Roma ve Hristiyanlıkla ilgili muhtelif metinlerde eğitim ile ilgili bölümlerinin özetlenmesinden ve kısa örneklerden oluşuyor.

ismailgulec.net