Cahit Sıtkı’nın “Gel çadır kur” Şiirindeki Söz Sanatları

Otuz Beş Yaş şairinin güzel şiirlerinden biri de Gel Çadır Kur şiiridir. Mehmet Kaplan’ın dünya ile boşluk arasına sıkışıp kalmış dediği şairi okudukça günümüz insanının dinî ve tarihî değerlere ilgi duymayan çâresiz hâlini görür gibi olurum. İçinde bulunduğu kendisini pek mutlu etmeyen durumdan tabiata sığınarak çıkmaya çalışan yazıya konu olan şiirinde kendisini özdeşleştirdiği ağaçla konuşur. Ağaç üzerinden kendini tarif eder. Aslında konuştuğu ağaç değil, kendisidir.

Duyuların şairi olarak bilinen Cahit Sıtkı denilince akla gelen ilk şey ölümdür. Ölümü bu kadar çok anlatan bir başka şair var mı, bilmiyorum. Çevresindekilerin yakışıklılığı konusunda hemfikir olmadığı şairin hastalığı ve zayıflığı ona ölümü hatırlatır. Onun trajedisi de burada başlar. Yaşamak istemektedir ve bunun önündeki engel ölümdür. Ölüm ise yok oluştur. Ölüme ve sonrasına dair bir inancı olmaması ise günlük hazları çok başarılı anlatan şairi derinden etkiler. Kaplan’ın ifade ettiği sıkışıklık onu bunaltır, ölüm korkusu ve yaşam sevgisi arasında gider, gelir.

“Devri daim olsun” sözü üzerine

Son yıllarda sıkça duymaya başladığım kalıplaşmış bir söz: Devr-i daim olsun. İlk duyduğumdan beri ilk defa ne zaman söylendiğini merak ettiğim bu söz vefat eden birinin ardından “Allah rahmet eylesin” yerine söylenmeye başlandı.

Daha önce duymadığım ve bilmediğim bu sözü duyduğumdan beri ilk defa ne zaman söylenildiğini merak ettim. Buyruk, erkânnâme, menâkıbnâme, velâyetnâme gibi klasik Bektaşi ve Alevî metinlerine herhangi bir vesile ile baktıkça bu sözü de aradım. Ancak şu ana kadar hiçbirinde tesadüf etmedim.

Anonim Halk Edebiyatı. İstanbul: Pati Yayınları, 2014, 159 s.

Annemden Duyduklarım: Kutluca Köyü Atasözleri ve Deyimleri, İstanbul: Pan Yayıncılık, 2006, 112 s.

Bizde Üniversite Böyle Olur Çelebi (Üniversiteye İçeriden Eleştirel Bir Bakış)

Kosova Tekke ve Türbeleri

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Taberî tefsiri neden önemlidir?

Taberî’yi özel kılan şey nedir?
Taberi dinî ilimler çalışanlar için neden önemli bir isimdir?
Taberî'nin yetiştiği ortam
Taberî’nin birçok hacimli eser hazırlamasının sebebi
Taberî Tefsirî neden önemli?
Onun tefsirini diğer tefsirlerden ayıran özelliği nedir?
“Bir de tarih kitabı var, Tarikh al-Rusul wa al-Muluk. Bu eser bize nasıl bir dünya sunuyor?
Taberi’nin görüşleri genel olarak kabulü mü yoksa eleştirildi mi?
Tabarî’yi yaşadığı dönemde nasıl karşılıyorlardı?
Bugün Taberi’nin eserleri hâlâ okunuyor mu? Kimler okuyor?
Tefsir okumak isteyen birinin Taberi’den başlaması doğru mudur?
Kimler tefsir okuyabilir? Tefsir okumaya nereden başlamak lazım?
Taberi hakkında yanlış bilinen şeyler var mı?
Bu alana ilgi duyan izleyicilere nereden başlamalarını önerirsiniz?

Öğretilmesi ihmal edilmemesi gereken konular

Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular

Güncel Yazılar

Cahit Sıtkı’nın “Gel çadır kur” Şiirindeki Söz Sanatları

Otuz Beş Yaş şairinin güzel şiirlerinden biri de Gel Çadır Kur şiiridir. Mehmet Kaplan’ın dünya ile boşluk arasına sıkışıp kalmış dediği şairi okudukça günümüz insanının dinî ve tarihî değerlere ilgi duymayan çâresiz hâlini görür gibi olurum. İçinde bulunduğu kendisini pek mutlu etmeyen durumdan tabiata sığınarak çıkmaya çalışan yazıya konu olan şiirinde kendisini özdeşleştirdiği ağaçla konuşur. Ağaç üzerinden kendini tarif eder. Aslında konuştuğu ağaç değil, kendisidir.

Duyuların şairi olarak bilinen Cahit Sıtkı denilince akla gelen ilk şey ölümdür. Ölümü bu kadar çok anlatan bir başka şair var mı, bilmiyorum. Çevresindekilerin yakışıklılığı konusunda hemfikir olmadığı şairin hastalığı ve zayıflığı ona ölümü hatırlatır. Onun trajedisi de burada başlar. Yaşamak istemektedir ve bunun önündeki engel ölümdür. Ölüm ise yok oluştur. Ölüme ve sonrasına dair bir inancı olmaması ise günlük hazları çok başarılı anlatan şairi derinden etkiler. Kaplan’ın ifade ettiği sıkışıklık onu bunaltır, ölüm korkusu ve yaşam sevgisi arasında gider, gelir.

“Devri daim olsun” sözü üzerine

Son yıllarda sıkça duymaya başladığım kalıplaşmış bir söz: Devr-i daim olsun. İlk duyduğumdan beri ilk defa ne zaman söylendiğini merak ettiğim bu söz vefat eden birinin ardından “Allah rahmet eylesin” yerine söylenmeye başlandı.

Daha önce duymadığım ve bilmediğim bu sözü duyduğumdan beri ilk defa ne zaman söylenildiğini merak ettim. Buyruk, erkânnâme, menâkıbnâme, velâyetnâme gibi klasik Bektaşi ve Alevî metinlerine herhangi bir vesile ile baktıkça bu sözü de aradım. Ancak şu ana kadar hiçbirinde tesadüf etmedim.

Kitaplar

ismailgulec.net