Hangi kitapları okuyalım?
Yaz gelince gündeme gelen konulardan biri de okunacak kitap meselesidir. Bu mesele özellikle dijitalleşmenin hayatın her anını sardığı günümüzde ayrı bir önem kazandı.
Alev Alatlı’nın ilk duyduğumda çok etkilendiğim nöropsikoloji literatürüne kazandırdığı bir kavram var: Toplumsal afazi yahut celbedilmiş afazi (aphasie). Afazinin tıptaki anlamı kanama ve zedelenme gibi travmalar nedeniyle beyindeki kortikal lisan alanları boşalan insanların konuşamamaları ve konuşulanları anlamaması durumu. Afazi olan hasta duyduğunu ve okuduğunu neredeyse hiç anlamaz. Konuşulan her şey onlar için boş ve anlamsızdır çünkü hafızası kaybolmuştur, silinmiştir. Alev Alatlı bu kavramı sosyalleştirerek yeniden tanımlar ve bugün içinde bulunduğumuz iklimin insanlarının durumunu afezi hastalarına benzetir.
Hırka-ı Şerif sadece bir semt midir?
Semt monografisi, bir şehrin belirli bir semtini/mahallesini konu alan; o yerin tarihini, coğrafyasını, sosyal ve kültürel yapısını, ekonomik özelliklerini ve günümüzdeki durumunu ayrıntılı, sistematik ve derinlemesine ele alan bilimsel bir inceleme türü olarak tarif edilir. Tarih, coğrafya, şehircilik, sosyoloji ve halkbilimi (folklor) disiplinlerinin birleştiği bir alandır. Bununla birlikte semtin sakinleri tarafından akademik bir kaygı gözetilmeden yazılan monografiler de vardır ve bunların okunması diğerlerine göre çok daha zevklidir. Bir de yazanın kalemi işlek Türkçesi güzel ise bir çırpıda okunur.
İlk örneklerini 19. asrın ikinci yarısının sonlarına doğru gördüğümüz semt monografisi yazma geleneğini 1950’lerden sonra Rakım Ziyaoğlu, Zeki Teoman, Çelik Gülersoy, Mahmut Yesari, Samiha Ayverdi, Süheyl Ünver, Sedad Hakkı Eldem, Bedii Şehsuvaroğlu, Celal Esad, Semavi Eyice gibi İstanbul’u çok iyi bilen isimler sürdürdü.