Tanpınar ve Tasavvuf Şiiri
Ahmet Hamdi Tanpınar, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en önemli figürlerinden biridir. Onun klasikleşmiş ve kanon haline gelmiş 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi kitabına atıfta bulunmadan yeni Türk edebiyatına dair bir şey söylemek ve yazmak mümkün olmadığı gibi bir şair ve romancı olarak yer almadığı edebiyat kitapları da eksik kalır. Kanaatimce Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında yazılmış en başarılı biyografi merhum Orhan Okay hocamızın kaleme aldığı Bir Hülya Adamının Romanı: Ahmet Hamdi Tanpınar isimli kitabıdır.
Tanpınar’ın eserlerinde birçok beste, şarkı, türkü ve ilahiye atıfta bulunulur. Bazılarından bir veya birkaç mısra alıntılanır. Dinlediği musiki eserleri hakkında yorumlar yapar. Ben onun eserlerinde geçen ilahilerden yola çıkarak tasavvufla olan ilgisini anlamaya çalışacağım. Tanpınar’ın tasavvufa dair görüşleri hakkında yazılmış birçok makale olduğunu biliyorum. Ayrıca sadece eserleriden geçen ilahilere bakarak Tanpınar’ın tasavvuf anlayışı hakkında kesin bir hüküm verilemeyeceğinin de farkındayım. Yapmaya çalıştığım şey eserlerinde geçen ilahilerden yola çıkarak bu büyük edebiyatçının dünyasında tasavvufun ne şekilde yer aldığını anlamaya çalışmak.
Tasavvuf Kültürü Dersi
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında imam-hatip liselerinde okutulmak üzere Tasavvuf Kültürü Dersi konulduğu ve öğretim programı hazırlandığını görünce çok heyecanlandım ve sevindim. Bildiğim kadarı ile tasavvuf ilk defa müstakilen bir dersin konusu oluyordu. Medreseleri de düşünecek olursak belki de bu topraklarda ilk defa tasavvuf kültürü bir ders olarak müfredata dahil oldu.
Ders hakkında bilgi veren broşür veya kitapçıkta derste hangi konuların üzerinde durulacağı ve nasıl öğretileceği açıklanmış. Buna göre dersin amacı öğrencilerin tasavvufu temel kaynaklara dayanarak doğru bir şekilde tanımalarını, tasavvufun Müslümanların yaşamındaki yerini ve önemini fark etmelerini, aynı zamanda millî ve manevi bilinci yüksek bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır. Bunu da beceri temelli bir anlayışla ele alıp öğretilmesi gerektiği söylenmiş. Bireyin manevi gelişimini esas alan bir yaklaşımla aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim bireylerin yetiştirilmesini, öğrencilerin mütevazılık, sevgi, saygı, merhamet ve vatanseverlik gibi temel insani ve ahlaki değerleri içselleştirmeleri hedeflenmiş. Bu hedefleri hem amaç hem de uygulama bakımından pek gerçekçi bulmadığımı üzülerek ifade etmeliyim.