Cahit Sıtkı’nın “Gel çadır kur” Şiirindeki Söz Sanatları
Otuz Beş Yaş şairinin güzel şiirlerinden biri de Gel Çadır Kur şiiridir. Mehmet Kaplan’ın dünya ile boşluk arasına sıkışıp kalmış dediği şairi okudukça günümüz insanının dinî ve tarihî değerlere ilgi duymayan çâresiz hâlini görür gibi olurum. İçinde bulunduğu kendisini pek mutlu etmeyen durumdan tabiata sığınarak çıkmaya çalışan yazıya konu olan şiirinde kendisini özdeşleştirdiği ağaçla konuşur. Ağaç üzerinden kendini tarif eder. Aslında konuştuğu ağaç değil, kendisidir.
Duyuların şairi olarak bilinen Cahit Sıtkı denilince akla gelen ilk şey ölümdür. Ölümü bu kadar çok anlatan bir başka şair var mı, bilmiyorum. Çevresindekilerin yakışıklılığı konusunda hemfikir olmadığı şairin hastalığı ve zayıflığı ona ölümü hatırlatır. Onun trajedisi de burada başlar. Yaşamak istemektedir ve bunun önündeki engel ölümdür. Ölüm ise yok oluştur. Ölüme ve sonrasına dair bir inancı olmaması ise günlük hazları çok başarılı anlatan şairi derinden etkiler. Kaplan’ın ifade ettiği sıkışıklık onu bunaltır, ölüm korkusu ve yaşam sevgisi arasında gider, gelir.
