Kellik kut mudur, kusur mudur?

Havaalanında başına saç ektirmiş, bandana ile ortalıkta dolaşan birçok adam görünce aklıma kel, kör ve abraşın hikâyesinin anlatıldığı hadis-i şerif geldi. Hz. Peygamber’in anlattığı hikâyeyi özetliyorum:

İsrâiloğulları arasında biri ala tenli (abraş, bir nevi deri hastalığı), biri kel, biri de kör üç kişi vardı. Allah Teâlâ onları sınamak istedi ve kendilerine bir melek gönderdi. Melek önce abraşa geldi:

- Ey ala tenli! En çok istediğin şey nedir?

- Güzel bir ten ve insanların iğrendiği şu halin benden giderilmesi, dedi.

Melek eliyle sıvazladı ve hastalığı gitti, teni normal oldu. Melek bu defa:

- En çok sahip olmak istediğin mal nedir?

- Deve. Ona on aylık gebe bir deve verildi ve melek “Allah sana bu deveyi bereketli kılsın” diye dua edip ayrıldı.

Öğretilmesi ihmal edilmemesi gereken konular

Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular

Bizde Üniversite Böyle Olur Çelebi (Üniversiteye İçeriden Eleştirel Bir Bakış)

Kosova Tekke ve Türbeleri

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Öğretilmesi ihmal edilmemesi gereken konular

Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular

Mecelle ve Osmanlı hukuk tarihindeki yeri

Mecelle hangi ihtiyaçtan doğmuştur? Dönemin yöneticileri neden böyle bir kanun hazırlama gereği duydu?
Mecelle’nin hazırlanmasında görev alacak hukukçuları kim nasıl seçti? Hangi özelliklerine dikkat edildi?
Mecelle hazırlanırken klasik fıkıh geleneği ile modern hukuk arasında nasıl bir ilişki kuruldu?
Mecelle’nin başındaki küllî kaideler neden bu önemli?
Bu kaidelerin günlük hayatta bir karşılığı var mı?
Mecelle’nin dili ve üslubu hakkında ne söyleyebiliriz? Diğer hukuk metinlerinden farklı bir tarafı var mı?
Mecelle daha çok hangi konuları ihtiva ediyor? İnsanların günlük hayatını nasıl etkiledi?
Osmanlılarda Mecelle hükümleri nasıl öğretiliyor ve uygulanıyordu?
Mecelle bugünün hukuk sistemine hitap ediyor mu?
Günümüz hukuk düşüncesinin Mecelle’den alabileceği ilkeler var mı?
Mecelle’yi bugün yeniden okumak bize nasıl bir düşünce ufku kazandırabilir? Hukuk talabeleri okumalı mıdır?

Güncel Yazılar

Kellik kut mudur, kusur mudur?

Havaalanında başına saç ektirmiş, bandana ile ortalıkta dolaşan birçok adam görünce aklıma kel, kör ve abraşın hikâyesinin anlatıldığı hadis-i şerif geldi. Hz. Peygamber’in anlattığı hikâyeyi özetliyorum:

İsrâiloğulları arasında biri ala tenli (abraş, bir nevi deri hastalığı), biri kel, biri de kör üç kişi vardı. Allah Teâlâ onları sınamak istedi ve kendilerine bir melek gönderdi. Melek önce abraşa geldi:

- Ey ala tenli! En çok istediğin şey nedir?

- Güzel bir ten ve insanların iğrendiği şu halin benden giderilmesi, dedi.

Melek eliyle sıvazladı ve hastalığı gitti, teni normal oldu. Melek bu defa:

- En çok sahip olmak istediğin mal nedir?

- Deve. Ona on aylık gebe bir deve verildi ve melek “Allah sana bu deveyi bereketli kılsın” diye dua edip ayrıldı.

Ölüler Ölmemiştir

Süheyl Ünver, Yahya Kemal’in Dünyası isimli eserinde şairin “Biz 18 milyon Türk değiliz. Malazgirt’ten beri ölülerimizle birlikte belki 200 milyondan fazla, belki de daha fazlayız. Biz ölülerimizle birlikte yaşıyoruz. Ölüler ölmemişlerdir.” sözünü nakleder. Büyük şairin bu sözle tam olarak neyi kastettiğini bilmiyorum ama bayramda gördüğüm bir manzara üzerinden size ne anladığımı söyleyebilirim.

Bizde mezar ziyaretinin kökeni en eski Türklere kadar uzanır. Türkler Müslüman olmadan önce de atalarının ruhlarının yaşadığına inanırdı. Özellikle bey veya ona eş değer biri öldüğünde kurgan adını verdiğimiz mezarının bulunduğu alan kutsal kabul edilir, ölenin ruhunun orada bulunduğuna inanıldığı için onu incitmemek için saygıyla ziyaret edilirdi. Eşyaları ile birlikte gömülmesinin nedeni olarak da öldükten sonra ihtiyacının olacağına inanılması olduğu görüşü ileri sürülür. Mezarlığın tahrip edilmesi büyük günahlardan kabul edilir, yapanlar en ağır bir şekilde cezalandırılırdı. Her önemli olaydan önce ve sonra mezarların ziyaret edilmesi de töre idi.

Kitaplar

ismailgulec.net