Dijital Vicdan Yahut "Ekmeğin kenarı gözyaşından daha iyi değildir."

Türk Dili Kurumu Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürüttüğü çalışmada, halktan gelen öneriler ve alanında uzman 23 kişiden oluşan Değerlendirme Kurulunun çalışmaları sonucunda belirlenen beş kavramı kendi sitesinde halk oylamasına sundu.

“Dijital vicdan”, “vicdani körlük”, “çorak”, “eylemsiz merhamet” ve “tek tipleşme” olarak belirlenen beş kavram arasında -ben eylemsiz merhamet”i daha şiirsel bulup oy vermiştim- en çok oy alan dijital vicdan oldu.

TDK dijital vicdanı şöyle açıklamış:

“‘Vicdan’, TDK’ye göre ‘kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine düşünmesini sağlayan duygu’ olarak tanımlanır. Ancak dijital çağda bu kavram farklı bir boyut kazanmıştır. İnsanlar çoğu zaman gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda, sosyal medyada bir paylaşım ya da beğeniyle ‘vicdanlarını rahatlatma’ eğilimine girmektedir. Bu durum, bireysel duyarlılığı pasifize ederek vicdanı ‘tıklanabilir bir işlem’e indirgemektedir. Beğeni, paylaşım ve yorum yapan bireyler bir ‘tıklama’ aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Merhamet ve insaf duygusunu ise sembolik görünürlükle sınırlamaktadır. Bu nedenle ‘dijital vicdan’ kavramı, çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini almalıdır.

Bu açıklamayı okuyunca aklıma Mesnevî’nin beşinci cildinde geçen “Torbası ekmekle doluyken köpeğine bir lokma dahi vermeyen, can çekişen köpeğine ağlayan ağıtlar yakan bedevînin hikâyesi” geldi. Merhamet ve insaf duygusunu sembolik olarak ağlayarak gösteren bir bedevinin hikâyesi. Kısaltarak aktarıyorum.

Ekmeğin kenarı gözyaşından daha mı değerli?

Adamın birinin bir köpeği varmış, bir gün ölmüş. Köpeğinin ardından ağlayıp inlemeye başlamış. Ah benim güzel köpeğim, diyormuş, sen ne güzel bir arkadaştın. O sırada sokaktan bir dilenci geçiyormuş. Sormuş adama:

- Neden ağlıyorsun be adam! Bu söylediğin ağıtlar kimin için?

Adam cevap vermiş:

- İyi huylu bir köpeğim vardı, işte şurada, öldü ve yol ortasında yatıyor. Gündüz benim av köpeğimdi. Geceleri ise evimi beklerdi. Avlarımı yakalar, hırsızları kaçırırdı.

- Peki, neden öldü? Avda mı yaralandı, yoksa hırsızlar mı öldürdü? - Hayır, açlıktan öldü.

- Vah vah, çok yazık. Ama sen bu ölüme sabret. Allah sabredenlere yardım eder, diyerek teselli etmiş. Tam ayrılacakken adamın yanında bir torba görmüş ve merak edip sormuş:

- Bu torba da nedir? İçinde ne var?

- Dün geceden artan ekmek.

- Peki köpeğine neden o azıktan ve ekmekten vermedin?

- Onu, ekmek verecek kadar çok sevmiyordum. Bana kimse ekmeği parasız vermiyor. Ama gözyaşı parasız. Bunun üzerine dilenci adama dönerek:

- Ey içi boş, hava dolu tulum! Toprak senin başına! Sana göre ekmeğin kenarı gözyaşından daha mı iyi? Gözyaşı kandır, kederle su olur. Ekmek ise topraktandır, boş yere toprak için kan akıtılır mı?

Hikaye kısaca böyle. Dijital vicdan sahiplerinin sosyal medyada yaptığı paylaşımlar ağlamak oluyor. Ağlamak ise yalancıktan üzülmek, üzülmüş gibi görünmek, gösteriş olsun diye ağlamak demek. Dürrî’nin,

Cümle hep gözlerinin yaşı riyâdan dökülür

Dediği türden ağlama. Bu ağlamanın kalple ve vicdanla ilgisi yoktur.

Dilenci ise bir hakikati arayan ve isteyen, peşinde koşan, hakikati dilenen akıllı ve bilge kimse. Görüntüsü her ne kadar fakir ve hakir ise de kendisi akıllı bir bilge olan kişi. Görünüş sizi aldatmasın. Hem dilencinin hem de bedevinin ağlama görüntüsü.

Bedevî dijital vicdan sahibi. Yapması gerekeni yapmayıp vicdanını rahatlatmak üzülüyormuş gibi yapan gayr-i samimi kimseler.

İçi boş tulum da dijital sahibini tanımlayan sıfat. Boş adam, başkalarına zerre faydası olmayan işler yapan, kendisinden başkasını düşünmeyen ve başkaları için en ufak fedakarlık yapmayan bencil ve cimri kimseler.

Ekmeğin kenarı bu dünyada sahip olduğumuz değersiz şeyler. Dijital vicdan sahiplerinin daha fazlasını yapabilecekken yapmaktan kaçındıkları işler. Topraktan olması ise harcamaktan kaçındıkları şeylerin bu dünyaya ait olduğunu ve bu dünyada kalacağını işaret eder.

Köpeğe gelince sadakatle yaptığı hizmetlerinin karşılığını alamayan, değeri bilinmeyen kimse. En küçük bir yardımla kurtulabilecek iken görünürde yardım edenler yüzünden helak olan zavallı.

Şimdi lütfen siz söyleyin. Dijital vicdan sahibi olanların açlıktan ölen köpeğinin ardından üzülüyormuş gibi yapan bedeviden bir farkı var mı?




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Avrupa’da Endülüs Bilim Mirası

Endülüs’ten önce İspanya nasıl idi? Endülüs fethedildikten sonra İber yarımadasında ne değişti?
Endülüs medeniyetine bilim nereden geldi ve nasıl gelişti?
Endülüslü alimlerin hepsi burada mı yetişti yoksa başka bölgelerden gelenler de var mıydı?
Müslümanları ve İslam’ı anlatan eserlerden bahsediyorsunuz. Bunların Batı’da İslam ve Müslüman algısına ne tür bir etkisi oldu?
Mozaraplar kimlerdir?
Avrupa’da Endülüs’teki İslam bilimlerine yönelik ilgi ne zaman, nerede ve nasıl başladı?
Toledo Tercümanlar Okulu’nun katkısı ve işlevi neydi?
Arapçadan tercüme edilen eserlerin tercüme süreçleri
Tercümeler hangi konularda ve hangi amaçlarla yapıldı? Kastilya-Leon Kralı X. Alfonso kimdir ve neden bu kadar çok İslam kültürü ve medeniyeti ile ilgilendi? Üniversitelerin kurulmaya başladığı döneme denk geliyor. Üniversitelere etkisine dair bir şeyler söylemek mümkün müdür?

Geometrik desenin nesi İslam ile ilgili? Desenin İslam ile nitelendirilmesini sağlayan özelliği nedir?
İslam geometrik desenlerinin özellikleri
Bu desenleribir yapının hangi unsurlarında görüyoruz?
Daire, kare ve yıldız biçimlerinin tercih edilmesinin özel bir nedeni var mı?
İslam sanatında geometrinin bu denli zengin bir içerikle yer alması sadece hayvan figürlerinin hoş görülmemesi ile açıklanabilir mi?
Geometrik desenlerin kökeninde bir felsefe var mı?
Geometrik desen pergel ve cetvelsiz olmaz. Mimarlar ve sanatkârlar pergel ve cetvel kullanmayı nerede ve nasıl öğreniyorlardı?
İslam geometrik desenleri kendisinden öncekilerden etkilendi mi?
İslam geometrik deseni diğer din ve milleri etkiledi mi?
En yoğun ve derin geometrik desenler hangi dönem ve devletlerin eserlerinde görüyoruz? Bunun medeniyet düzeyi ve eğitim sistemi ile ilgisi var mı?

ismailgulec.net