Kaç türlü bayram var?

Sizi merakta bırakmadan hemen cevabını vereyim: Üç türlü bayram vardır efendim. Müsaadenizle sırasıyla izah edeyim.

İlki yakınen bildiğiniz, içinde bulunduğumuz günlerde idrak ettiğimiz takvime bağlı olarak kutladığımız bayram. Eriştik çok şükür ve milletçe kutluyoruz. Hepinizin bildiğini düşündüğüm için bu bayramı hemen geçiyorum.

İkinci bayramımız şükrettiğimiz her andır. Bu bayramı Can Yücel izah etsin bize:

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz

kalınca anlar insan...

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;

sevmeninkini yalnızlık...

Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.

Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni

kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek...

Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.

Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir

ilişkiyi bitirmek de öyle...

En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini

bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara

düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.

Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede

üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle

okşayan anne bayramdır.

"Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.

Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...

Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış

ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son

taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.

Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda

karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi,

nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.

Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta

ölebilmek bayram…

Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.

Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.

Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

Her gününüz bayram olsun..!

Bu bayramı kutlamak için senenin belli bir vaktini beklemeye gerek yok, eğer şükretmesini öğrenirsek her gün kutlayabiliriz.

Üçüncüsü ise havassu'l-havass denilen seçkinlerin bayramı. Bunu da Lütfi Filiz'den dinleyelim.

Bayram oldu dosta geldik îd-i ekberdir bugün

Bayram oldu dostu gördük rûz-i enverdir bugün

Bayram oldu dostla olduk kenz-i gevherdir bugün

Lütf-ı Hak'la gönle girdik bayram oldu çok şükür"

Bayram dostlara gidilen gündür, dostun görüldüğü gündür, dostla vakit geçirildiği gündür, dostun gönlüne girildiği gündür. Böyle bir bayram günü de en büyük bayramdır, aydınlık, güneşli bir gündür ve inci mücevherle dolu hazineye sahip olmaktır.

Dost mu kim? Dost anadır, babadır, kardeştir, eştir, arkadaştır, mürşittir, ihvandır, candır, sevendir, sevilendir.

Gerçek bayram önüne yiyecek konmayan hayvanın aç kalması gibi aç kalarak tutulan oruçtan sonra değil, masivadan uzaklaşarak tutulan oruçtan sonra gelir. Bunun için de kişinin kendini tüm varlığıyla Hakk'a vermesi gerekir. Çünkü, varlığıyla oruç tutmayan, benliğinden uzaklaşamaz. Benliğinden uzaklaşamayan da oruç tutmamış, sadece aç kalmış olur. Aç kalanlar ise dostlarını görmeyi değil, yemekleri beklerler. Birinci marifet orucu, ikincisi ise şeriat orucu olur. Birinci orucun sonunda marifet bayramı, ikincisinin sonunda da şeriat bayramı gelir.

Bu durumda marifet bayramı, kişinin kendini terk ederek benliğinden vaz geçerek tuttuğu orucun ardından Hakk'ın varlığıyla bayram etmek olur. Hakk'ın varlığı ise insanın güneşinin doğması, yani didarın görülmesiyle idrak edilir. Peki didar nerede ve nasıl görülecektir? Bu sorunun cevabını yine Lütfi Filiz versin;

"Cennet cemal istenilen

Göster didarın denilen

Her ne ki var gönle gelen

Mürşit imiş cümle heman"

Lütfi Filiz, kendi güneşinin doğması ile güneşinin ışığıyla sahibini bilmiş, yanına varmış ve kendini bulmuş, kendini ve didâr-ı cemâlin yansımalarını mürşidinde görmüş, mürşidi Hakk bilmiş, bayram etmiştir. Kısaca kemâle ermiştir.

Bir de bir diğer insan-ı kâmil Nasreddin Hoca'nın bayramı var.

Hoca bir gün bir şehre gider ve halkın yiyip içtiğini görür. Hoca'ya da ikram ederler. Meğer o sene Hoca'nın köyünde kıtlık varmış ve çok sıkıntı çekmiş. Hoca bolluğu ve ikramı görünce, burası ne güzel yer böyle, deyivermiş. Çevresindekiler hemen cevabı yetiştirmiş:

- Behey adam mecnun musun? Bu gün bayram da o yüzden bu ikram.

Bunun üzerine Hoca iç geçirip kendi kendine söylenmiş:

- Keşke her gün bayram olsa!

Peki her günümüzün bayram olması mümkün müdür? Takvime bağlı bayram için mümkün değil ama diğerleri için elhak mümkündür. Hak Teala'nın verdiklerine şükrettiğimiz her gün bayramdır bizim için. Benliğimizden geçip gaflete düşmeden dilimizle gönlümüzle Hakk'a yöneldiğimiz her günümüz Hakk'ın bizi, manevi ikramlar ve rızıklarla doyurduğu gün olur ve öyle geçirdiğimiz her gün de bayram olur.

Şeriat bayramına ömrü olan herkes yetişiyor, mübarek olsun.

Tarikat bayramına ancak fark edenler varıyor, kutlu olsun.

Marifet bayramına ise sadece nasibi olanlar yetişiyor, aşk olsun.

Allah bizleri her üç bayramdan da mahrum bırakmasın.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Geylani İlahiler

Güfte: Belirsiz Beste: Abdullah Uysal
Hamdülillah keşfedip alemleri ser-tâ-be-pâ
Düştü râhım câyına sultânım Abdülkadir'in
2. Güfte: Hüseyin Vassaf Beste: Abdullah Uysal
Mest etti beni mithat-i Abdülkadir
Cezbetti beni Hazret-i Abdülkadir
3. Güfte ve Beste: Hüsnü Sarıer
Hiç bulunmaz akrânı
Mahz-ı lutf-i Yezdânî
Gavsu'l-a'zam Geylânî
Sultân Abdülkâdir'in
4. Hicaz-Uşşak Şugul
Abdülkâdir Geylânî yâ ze’l-fazli ve’l-ihsânî
5. Güfte: Anonim Beste: Abdullah Uysal
Geylan’dan yürüdü dil-güşâ ile
Erenler sultanı Pir Abdülkâdir
6. Güfte: Aşkî Beste: Aşkî
Meded yâ gavsü’l-a’zâm pîr Sultan Abdülkadir
Mevhibe-i muazzâm pîr Sultan Abdülkadir
7. Güfte: Anonim Beste: Hafız Hüsameddin Efendi
Abdülkadirü’l-Geylani zü’t-tasrî ve fi’l-ekvânî
Ya Mevlâye ferdâ ‘anhu rıdvânen alâ rıdvânî
8. Güfte ve beste: Anonim
Allah Allah Rabbünâ yâ men aynî sâdîrî
Sultanu küllün evliyâ pîrim Abdülkâdirî

Neyzen Tevfik'in Tasavvuf Dünyası

Neyzen Tevfik’in layıkı veçhile tanınıyor mu?
Neyzen dervişlerin gölgesi altına ne zaman ve ne vesile ile girdi?
Mevlevihane yılları ona ne kazandırdı?
Mevlevî olduğunu açıkça beyan ettiği şiirleri var.
Mısır’a neden gidiyor ve orada neler yapıyor?
Mehmet Akif’le tanışması ve dostluğu
Bektaşilikle tanışması
Sohbetlerine gittiği veya çevresinde bulunduğu tasavvufî yönüyle bilinen zâtlar
Şiirlerinde en çok üzerinde durduğu konular
Fuzulî’nin tahmis ettiği gazelin nesini beğendi?
Hicivleri
Onunla ilgili anlatılan fıkraların özellikleri
Hakkında yazılan yazılarda en çok hangi özelliği üzerinde duruluyor?
Resulullah neşesinde olmasının sırrı nedir?

ismailgulec.net