Arap Ahmet Paşa Camii ve Mahallesi

Cami ve mahalle adını 1580’de Ada’ya beylerbeyi olarak atanan Arap Ahmet Paşa’dan alıyor. Paşa camii eski bir katedralin kalıntılarının olduğu bir alana yaptırmak ister. Bir rivayete göre ise bu katedral Müslümanlar tarafından yaptırılan bir cami yıktırılarak yapılmış. Dolayısıyla aslına rücu etmiş oluyor.

Paşa, Lefkoşa’nın fethi esnasında harap olan katedralin kalıntıları üzerine bir camii inşa etmek ister. İster ama parası yetmemektedir cami inşa etmeye. Ne yapacağını da bilememektedir. Rüyalarına girer bu camii yaptıramama korkusu. Rüyasında mihrabın bulunduğu yerin altını kazması söylenir kendisine. Bulacağı bir küp altınla da camii yapabilecektir. Rüyayı birkaç kez üst üste görünce rüyasında gördüğü gibi kalıntıları gezer ve rüyasında kendisine gösterilen yeri kazdırır. Rüyasında gördüğü gibi bir küp altın bulunur. Böylece cami inşaatı başlar.

Cami yapıldıktan sonra etrafına Müslüman aileler taşınmaya başlar. 1764 yılında da camiin avlusunda bir medrese inşa edilmiş. Arap Ahmet ve Hamidiye Medresesi olarak bilinen bu medreseden bir iz göremedim ben. Sorduğum kimseler de pek bilmiyor. Zaten Kıbrıs’ta meraklı bir kaç amatör tarihçi dışında bu tür yapılarla ilgilenen kimse de pek yok.

Camiin Lefkoşa için önemli olduğunu Kıbrıs’ta bulunan dört sakal-ı şeriften birinin burada olmasından anlıyoruz. 1950’lere kadar bir kutu içinde muhafaza edilen sakal-ı şerif bugün bir hayırsever tarafından alınan çelik kasa içinde muhafaza ediliyor. Din İşleri Başkanlığı mübarek gecelerde muhtelif camilerde bu sakal-ı şerifi sergiliyor.

Camiin bahçesinde doğusunda ve batısında hazire var. Ne yazık ki kendi askeri veya bir forsa tarafından 1598’de öldürülen Arap Ahmet Paşa’nın mezarı burada değil. Yine kendisinin yaptırdığı Mevlevihane’deki hazirede. Bu arada Kıbrıs’ın fethedilmesinden 20 yıl sonra Mevlevihane’nin yapılmış olması üzerinde durulması gereken bir konu. Maalesef gelenek devam etmemiş ve bugün en azından benim bildiğim kadarı ile herhangi bir tören veya zikir yapılmıyor.

Hazirede medfun en meşhur kişi Kıbrıslı tek sadrazam  olan Mehmet Kamil Paşa. Bunun dışında muhassıldan hoca efendilere kadar bir çok görevliye ait mezarlar var. Sanırım Vakıflar İdaresi bu mezarların envanterini çıkarmış.
Paşa, bulduğu bu altınlarla sadece camii yaptırmaz, şehre su da getirtir, çeşmeler yaptırır, fakirlere yardım eder. Böylece kısa sürede camiin etrafı Müslümanlar tarafından doldurulur. Bu yüzden mahalledeki evlerin çoğu Osmanlı mimarisin güzel numunesidir.


Arapahmet Mahallesi

Arap Ahmet Paşa’nın yaptırdığı vakıflar sayesinde camiin bulunduğu mahalleye Arap Ahmet Mahallesi adı verilmiş. Şimdi kısaca Arapahmet diyorlar.
Mahalle genellikle tek ve iki katlı cumbalı ve cumbasız evlerden oluşuyor. Araya sıkışmış gibi yeni yapılmış çirkin betonarme evler de var ama çok fazla değil çok şükür. Cumbalılar Türklere, cumbasız ve balkonlular ise Ermenilere ait. Giriş kapıları basık kemerli olan bu evlerin ahşap saçakları bulundukları sokakları süslüyorlar. Ancak o mahallede oturanların kaybolmadan dolaşabilecekleri bu mahallenin sokakları evlerin cumbalarından neredeyse karşıdaki eve bir şey uzatacak kadar yakın ve daracık.

Yüksek kerpiç duvarların gerisinde ise basık kemerli giriş kapısından içeri girdikten sonra karşımıza çıkan ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiş iç avlu bulunuyor. Sokakların darlığının aksine insanın gönlünü açan ve rahatlatan bir genişlikte olan bu avlu evin çok amaçlı kullanılan bir bölümü adeta. Bu bahçelerin iki karakteristik özelliği daha var.  İlki ilk bölümü taş, üst kısımları ahşap olan merdivenler. Diğeri ise genellikle merdivenlerin altında bulunan su hazneleri. Avlusunda kuyu bulunmayan ev yok neredeyse. Evlerin içindeki ahşap tavan süslemeleri, duvarların içine gömülen dolaplar ve sokağa taşan cumbalar ise bize bu evlerin Anadolu’daki herhangi bir geleneksel evden bir farkının olmadığını söylüyor.

Bu evler Osmanlı Türkünün genel bir özelliğini daha yansıtıyor. Birinci katları Lüsinyan dönemi evleri iken ikinci katta Osmanlı evlerine has yapılar görülüyor. Gittiği yeri yıkmadan tahrip etmeden Türkleştirmesini bu mahallede bulunan evlerde  de müşahede etmek mümkün. O yüzden bizde ele geçirmek, almak pek kullanılmaz. Fethetmek denir. Fetih yani tüm zerresiyle bize ait kılmak, kırmadan, yıkmadan.
Osmanlı Türkünün evlerini görmek isterseniz Arap Ahmet Mahallesinin ara sokaklarını mutlaka gezin derim.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Zikrullah nedir, neden yapılır?

Zikrullah nedir? Zikir denildiğinde siz ne anlıyorsunuz?
Zikrullahın Kur’an ve sünnette bir temeli var mıdır?
Zikir ibadet midir yoksa hâl midir?
Zikirde telaffuz mu önemlidir niyet mi yoksa hal mi?
Toplu zikirde zikri yönetecek kişide birtakım şartlar aranmalı mıdır?
Tarikat ve zikir
Bir tarikatte zikir usulleri nasıl belirlenir, kim belirler?
Zikir sadece dergâhta mı yapılır, gündelik hayata nasıl taşınır?
Mürşid olmadan zikir mümkün müdür?
Osmanlı coğrafyasında zikir ayinleri ve İstanbul’un önemi (sistematik, asker toplum, ayinlerde kıyafet) tarikat ayinlerinde estetik boyut
Modern hayat zikrullahı etkiledi mi?
Günümüz insanının zikrullaha ihtiyacı var mı?
Beden hareketleri ile ne amaçlanır?
Derviş için önemi
Dervişe neler kazandırır?
Nefis terbiyesi için önemi nedir?

Bir şair niçin ve nasıl Mevlid yazar?

Bu şiir kitabına neden Mevlit adını verildi?
Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ile benzer tarafları
Bir şair için Mevlit yazmak ne demektir?
İçindekilerim yedi bölümden oluşmasının anlamı
Kuran, Mevlid ve Hüsn ü Aşk’a yapılan telmihler
Bölümlere naat adı verilmesinin sebebi
Girişteki beyan bahsi
Bölümler miraç kademeleri mi süluk mertebeleri mi?
Aralardaki nesir bölümlerinin işlevi
Bu metni anlamak için sadece kelimelerin anlamlarını bilmek yetmez. Sanki daha fazlasını da bilmek gerekiyor. Daha fazlası nedir?
Üçüncü naatte şiirlerin başlıkları Gülşen-i Raz, Bustan, Füsûs iken dördüncüsü illiyyîn ve sonuncusu merhaba.
Dördüncü ef’âl, sıfat, zât ve zâtü’z-zât.
Beşinci terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî ve terk-i terk.
Altıncı bölüm regâip, miraç, berat, kadir adını taşıyor. Bununla nelere işaret edilir?
Yedinci hüve, sühan mülkü, hatm, zikreden Kuran adını taşıyor.

ismailgulec.net