Özgeçmiş
...
Arkadaşım ilk şaşkınlığını sınavını yapmaya gittiği adayın odasının kapısındaki tabelayı görünce yaşamış. Adayın isminin önünde doçent yazıyormuş. Aday bu unvanı kullanmakta haklı, çünkü ÜAK kendisine bu unvanı almaya hak kazandığını bir belge ile bildirmiş. O belgeyi aldıktan sonra artık o aday doçent ve unvanını kullanmak onun ve onun durumunda olanlar için gayet normal.
Arkadaşımız o anda niye buraya geldim diye kısa süreli de olsa düşünmüş. Derken sınava girmişler. Aday kazanacak performansı göstermemiş. Eski durumda olsa kesinlikle kalırmış. Ancak üyeler sınav sonunda yaptıkları değerlendirmede adayın zaten doçent olduğunu, odasına tabelayı asmış birini bırakmaları durumunda adayın içine düşeceği durumu düşünmüşler. Ayrıca ilan edilen kadronun yanması da söz konusu olunca, üstüne bir de altı ay sonra aynı sınava aynı yerde tekrar yapmak durumu da olunca tüm jüri adayı başarılı bulmuş.
Arkadaşımı dinledikten sonra doçentlik mülakat sınavı hakkındaki kanaatim değişti. Bu haliyle mülakat yapmanın devlete zararı var çünkü jüri üyelerinin ulaşım ve konaklama masraflarını karşılıyor. Jüriye zararı var çünkü eğitim-öğretimin ortasında onca işlerinin arasında bir günleri boşa gidiyor. Kadro ilan eden üniversitenin zararı var, bir sürü gereksiz bürokrasi ile uğraşıyor. Eskiden aday jürinin ayağına giderken bu defa jüri adayın ayağına gidiyor ve bu durum da ayrı bir rahatsızlığa neden oluyor.
Son söz: Doçentlik mülakat sınavı bu haliyle amaca hizmet etmiyor ve mülakat sınavı yapmayan üniversiteler daha akıllıca davranmış görünüyor. Peki ne yapmalı?
Ya eskisi gibi unvan verilmeden mülakat olmalı ya da unvan verildikten sonra sınav yapılmamalı, vesselam.
...
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Ortadoğu'da ne olup bittiğini doğru anlamak ve tahlil etmek için nasıl bir yöntem izlemeliyiz?
Zahide Tuba Kor, son çıkan kitabında bir bölgeyi tarih, ekonomi ve siyaset bakımından inceleyecekler, araştıracaklar için bize bir yöntem teklif ediyor.
Yapılmaması gereken hataları sıralıyor ve bizim nelere dikkat etmemizi hatırlatıyor.
Uzun yıllardan beri Ortadoğu çalışan Zahide Tuba Kor'un BİSAV'da yıllardan beri verdiği derslerden süzerek çıkardığı tecrübelerini bizimle paylaştı.
Taberî’yi özel kılan şey nedir?
Taberi dinî ilimler çalışanlar için neden önemli bir isimdir?
Taberî'nin yetiştiği ortam
Taberî’nin birçok hacimli eser hazırlamasının sebebi
Taberî Tefsirî neden önemli?
Onun tefsirini diğer tefsirlerden ayıran özelliği nedir?
“Bir de tarih kitabı var, Tarikh al-Rusul wa al-Muluk. Bu eser bize nasıl bir dünya sunuyor?
Taberi’nin görüşleri genel olarak kabulü mü yoksa eleştirildi mi?
Tabarî’yi yaşadığı dönemde nasıl karşılıyorlardı?
Bugün Taberi’nin eserleri hâlâ okunuyor mu? Kimler okuyor?
Tefsir okumak isteyen birinin Taberi’den başlaması doğru mudur?
Kimler tefsir okuyabilir? Tefsir okumaya nereden başlamak lazım?
Taberi hakkında yanlış bilinen şeyler var mı?
Bu alana ilgi duyan izleyicilere nereden başlamalarını önerirsiniz?