Saçlarını kim için bölük bölük yapmışsın

Mezunu ve bir zamanlar mensubu olduğum İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün önerisi ile Sezâi Karakoç’a fahri doktora verdiği haberlerini gururla okudum. Törenin akabinde usta şairin belgesinin takdimi için ayağına gidilmesi ise takdir ettiğimiz ve bize yakıştığına inandığımız bir davranış olduğunu da ifade edeyim. Uğursuzların ve kötülerin tezviratlarının bizi boğduğu şu günlerde bu haber bize nefes oldu.

Bu haber vesile ile, Sezai Karakoç’un beğenerek okuduğum farklı zamanlarda yazılmış beş bölümden oluşan “Köşe” isimli şiirinin ilk bölümün ilk bendini sizlerle paylaşmak istedim. Yazıya konu olan dizeler şunlar:

KÖŞE 1

Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın
Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen
Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin
Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir
Sen kaç köşeli yıldızsın

Şiiri açıklamaya geçmeden önce ifade etmem gereken -itiraf mı demeliydim- bir husus var. Sezai Karakoç şiirini ilk okuyuşta anlamak pek mümkün değil, en azından benim için. Müslüman bir şair olarak saf şiir arayışında olan ve yüzlerce şaire öncülük eden şairin şiirinde, İslam tarih, kültür, medeniyet ve felsefe birikiminin yanı sıra iyi şiirlere has estetik yapı ve sağlam bir dil var. Buna modern şiiri de ekleyince anlaşılmasının ve zevk alınmasının hemen mümkün olmadığını ifade ettikten sonra şiirin ilk dizesi ile başlayalım.

Saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın

Şair, şiirine sevgiliye seslenerek başlıyor. Akla gelen soru şu: Şairin seslendiği sevgili kim? Şiirin “Üçüncü Köşe” bölümünde yapılan göndermelere bakarak seslenilen sevgilinin Hz. Peygamber olduğunu mu düşünmeliyiz, yoksa dördüncü bölüme bakıp şairin Leyla’sı olduğunu mu? Acaba şiir, bir babanın muhabbet, hasret ve özlemle seslendiği küçük kızı mı? Veya müridinin dünyasını değiştirerek yeni bir hayata başlatan mürşit mi?

Hangisi olursa olsun fark etmiyor, biz sevilen diyelim, sevilenin kim olduğunu da okura bırakalım. Siz kim için okuyorsanız o olsun sevgili. Biz, bir babanın kızı için yazılmış olduğunu düşünerek okuyacağız.

Seslenilen kişi yani sevgili saçlarını ortadan ikiye ayırmış. Bunu ne veya kim için yaptığını bilmiyoruz. Kuaförlerin bu kadar sanatkâr olmadığı ve saçları annelerin veya arkadaşların taradığı ve ördüğü dönemlerde yapılan en yaygın tarama biçimi saçı ortadan ikiye ayırmaktı. Ortadan ikiye ayrılan saçın her bir tarafına belik denilirdi. Bölük bir rivayete göre bu belikten gelmekte. Şair saçlarını kim veya ne için ortadan ikiye ayırarak taradın, diye sorarken sevgilinin bir şeylere hazırlandığını biliyor. Okula gitmeden önce saçlarını ortadan ikiye ayıran kızına bunun ne kadar çok yakıştığını düşünen bir babanın hisleri olabilir mi? Daha küçük bir çocuk olmasına rağmen ileride gelin olacağı günü düşünerek söylemiş de olabilir. Kız çocuk babaları bu sözlerin ne anlama geldiğini çok iyi bileceklerdir. Çünkü onlar hem anı hem geleceği düşünür.

Bir an için saçın iki tarafını iki bölük askere benzetmiş olsun şair. Öyle bir asker ki klasik şairin benzettiği gibi, aşıkları dağıtan, onların gönüllerini yağmalayan, gönül şehirlerini perişan eden iki bölük askere benzetilen saçlar.

Saçlarını ruhumun evliyalarınca örülen

İlk mısrada saçlarını ikiye ayırarak ördüğünü söyledikten sonra saçları kimin ördüğünü şairce ifade edişine şahit oluyoruz. Saçı ören şairin ruhunun evliyaları. Babanın eliyle örmediği açık. Ancak ruhunun evliyalarının himmet eli eksik olmamış kızının saçlarının üzerinden. Görünen el belki annenin belki ablanın veya teyzenin eli idi. Ama kesin olan bir şey var. Babanın ruhunun evliyası, dostları, manevi yardımcıları, görünmez destekçileri, melekler yardım etmiş. Babanın aklı, ruhu, canı hâsılı her şeyi kızının saçlarını tarayan el ile birlikte. Bu yardım olmasa dünyanın en başarılı kuaförü bile tarasa o kadar güzel olamayacak belli ki. Saçları güzelleştiren onu tarayan eller için dua eden bir dilin ve sevgiyle çarpan bir yüreğin varlığı. Kim bilir saçların üzerinde eller gezindikçe babanın ruhunda ne fırtınalar kopuyor, acaba bir teli kopacak mı diye duyulan endişe o eli nasıl yumuşatıyor, kadifeleştiriyor, müşfikçe dokunuşa döndürüyor. Şair, babaların, kızlarının görünmez bekçileri olduğunu ifade ediyor.

Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin

Bu sefer hayran olunan ve övülen uzuv gözler. Gözlerin ve bakışın içindeki yakıcılığı, güzelliği tarif edilemez olan güllerin bir yankısı olarak tahayyül ediyor. Bu arada benzetme edatı olarak ‘yankı’nın kullanılmasına dikkatinizi çekerim. Bir aşığın gözleri benzetilmiş olsa idi kan çanağına dönmüş, derdik. Ama burada sevilen birinin gözleri söz konusu. Bu durumda kırmızılık mecaz yoluyla ateşe ve hararete benzetilmiş oluyor. Tarif edilmez güller ile de en güzel güller kastediliyor. Kızının kendisine sevgiyle bakan gözler karşısında helak olmayan bir baba olabilir mi? Bebekliğinde başka, çocukluğunda başka, gençliğinde başka ateşler vardır o gözlerde ve her biri babaları ayrı yakar. Gözlerin kaç kişinin gözlerinde gezinir

Her baba için kızı biriciktir ama kızı için baba her zaman biricik olmaz. Her şeyden önce kızın sevgisini paylaşacağı bir annesi vardır, bir kardeşi vardır. Büyüdükçe önce arkadaş ve sonra onun da sevgiyle bakacağı bir sevgili, bir eş. Ve doğacak çocuklar ile bu sevginin istikameti değişecektir. Bunları düşünen baba üzülmesin de ne yapsın? Bakmaya kıyamadığı ö gözler başkalarına baktıkça mahvolmasın da ne yapsın! O yüzden gözün başkalarının gözlerinde gezinmesin diye adeta yalvarıyor. Çünkü baktığı gözlerden biri ona göz koyabilir. Bu ihtimal de babanın üzülmesi için tek başına yeter.

Sen kaç köşeli yıldızsın

Sonunda hakikati kabul eden babanın isyankâr pes edişinin tonu var bu dizelerde. Kızının, kendisinden başkasına bakmasını kabul edemeyen bir babanın kızgınlıkla karışık itirazı var bu dizede. Hem ağlarım hem giderim diyen kızına benden başka köşen olmasa keşke diye düşünüp ama bir köşe daha olması gerektiği hakikati karşısında sükût eden babanın sessizce haykırışı.

Kızlar babaların yıldızıdır. Hayatlarına o yıldıza bakarak istikâmet verirler. Bir babanın kızı için yapamayacağı şey yoktur. Kızları bunu bilir ve babalarını çok sever. Ama babalarından öğrendiği saf aşkı bir başka erkekte de görmek onların kaderi. Bu da babaların trajedisi olsa gerek. Yıldızların köşe sayısı hakkında farklı rivayetler var ama biz şiirin bölüm sayısına bakarak beş olduğunu düşünelim. Her bir köşe hayatın bir anı mı yoksa sevilen kişi ve grupları sembolize ediyor, bilmiyorum, biz kişiler olduğunu düşünelim. Baba bir köşe, anne bir köşe, kardeşler bir köşe, arkadaşların en özeli bir köşe, çocukları ise en son ve en büyük köşe. Öyle bir köşe ki diğer tüm köşeleri neredeyse içine alacak kadar büyük.

Şiirin uzun ve biz sadece bir bendini vermekle yetindik. Kalan kısmı bir tık uzağınızda.

Ben bu dizeleri, başına geleceklerin farkında olan bir babanın kızına baktıkça hissettiklerini dile getirmesi şeklinde okudum. Siz baba-kız yerine, annenin oğluna, aşığın sevgiliye, müridin mürşidine, öğrencinin öğretmenine, sevdiğiniz bir arkadaşız düşünerek de okuyabilirsiniz. Şiirin güzelliği de burada.

Sezai Karakoç Türk şiirinin yaşayan en büyük üç şairinden biri, belki de birincisi. Büyük ustaya fahri doktora verilmesinde katkısı olan Türk Dili ve Edebiyatı bölüm başkanı Prof. Dr. Ali Şükrü Çoruk’u, Dekan Prof. Dr. Hayati Develi’yi, rektör Prof. Dr. Mahmut Ak’ı ve şahsında İstanbul Üniversitesi Senatosu’nu tebrik ediyorum.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Edebiyatımızda Mitolojik Unsurlar

Mit: Milletlerin, özellikle Yunan ve Latinler’in eski çağlardaki tanrı, yarı tanrı ve kahramanlarının olağanüstü mâceralarını anlatan efsânelerin bütünü.

Mitoloji, mitler olarak adlandırılan kültürel ögeler arasındaki dini masalların ve bu tarz anlatıların incelenmesi ve yorumlanması şeklinde tarif edilir. Bu tür hikayeler insanlık durumunun çeşitli yönlerini ele alır. Mitler, belirli bir kültürün bu konularda sahip olduğu inanç ve değerleri ifade eder.

Bu videoda Dede Korkut hikayelerinden Basat’ın Depegöz’ü Öldürmesi Hikâyesini Yunan mitolojisi ile mukayeseli okumaya çalışıyoruz.

Metinlerle Eğitim Tarihi
Baba bu kitabı niye yazdın?

Metinlerle Eğitim Tarihi, 2012-2104 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Programları Tezsiz Yüksek Lisans Programında verdiğim aynı adla verdiğim dersin notlarından oluşuyor.

Çin, Hind, Sümer, Mısır, Yahudilik, Yunan, Roma ve Hristiyanlıkla ilgili muhtelif metinlerde eğitim ile ilgili bölümlerinin özetlenmesinden ve kısa örneklerden oluşuyor.

ismailgulec.net