Görünüşe aldanma

Kapıya açınca görgülü ve ince bir zevk sahibi olduğu her halinden belli, orta yaşın üzerinde çok sade ve şık giyimli bir hanımla karşılaştım. Şaşırdım, çünkü böyle güzel ve uyumlu giyinen ve giydiğini üzerine yakıştıran hanımlarla buradalarda pek sık karşılaşmıyoruz. Selam verdim, hoş geldiniz dedikten sonra beni internetteki resmime göre daha genç göründüğümü söyleyince hafif şımardım ve hemen ciddileşip içeri davet ettim.

Kendisine gösterdiğim yere oturdu. Kendisi az şekerli bir kahve söyledi, ben de her zamankinden. Kahveler gelene kadar bana kendini tanıttı. Kendisi emekli öğretmenmiş. Üç çocuğu varmış, ikisi kız biri erkek. Hepsi evliymiş. Kocasını kaybettikten sonra rahatsızlanmış bir süre. Tedavinin ardından sıhhatine dikkat etmesi gerektiği için çocukları yalnız bırakmak istememişler. O da önce kızlarının yanında kalmak istemiş ama oğlu bırakmamış annesini. Annesi büyük kızın evi büyük olduğu için onunla kalacağını söyleyince ertesi gün oğlu geliniyle birlikte gelmiş bu sefer. Annelerini almadan evden gitmeyeceklerini, kendisi gelmezse onların yanına taşınacaklarını söylemiş. Kadın da çaresiz oğlunu ve gelinini kırmamak için onlarla birlikte buralara gelmiş.

Buraya kadar anlattıklarımın havaalanındaki kadın ile ne ilgisi var diyenleriniz olabilir. Yavaş yavaş ilgi kuranlarınız da. Azıcık daha sabır lütfen.

Ben de çok tatlı bir İstanbul aksanı ile konuşan bu hanımefendiyi büyük bir zevkle sözlerini hiç kesmeden dinliyordum. O kadar güzel konuşuyordu ki saatlerce dinleybilirdim. Bir ara bu kadın bana niye bunları anlatıyor diye aklımdan geçirdim. Geçirmez olaydım, kadın şimdi siz bu kadın buraya gelip hikayesini bana niye anlatıyor diye merak edersiniz, demez mi! Bir mahçup oldum, sormayın. Estağfirullah felan diyecek oldum ama kadın beni daha fazla mahçup etmeden anlatmaya devam etti.

Oğlunun çok meşgul olduğunu, gelinin ona nasıl baktığını ve ilgilendiğini, ilaçlarını nasıl takip ettiğini örnekler vererek anlattı durdu. Ben lafın nereye varacağını anladım. Tahmin etmek zor değil tabi. Anladığımı hafif tebessüm etmemden anladı ve bana dönerek her duyduğuma ve her gördüğüme inanmamamı söyledi. Herkesin kendi bakış açısına göre olayları değerlendirdiğini, meselenin tüm cepheleriyle ortaya konulmadan anlaşılmayacağını ve taraflar dinlenmeden de bir hükme varılmaması gerektiğini söyledi. Sonra bana Mesnevi’deki Papağan ile Bakkal hikayesini tekrar okumamı tavsiye etti. Müsaade isteyip ayrıldı. Ben biraz şaşkınlıktan, biraz hayranlıktan ne adını sorabildim, ne de adresini. Allahaısmarladık demesiyle çıkması bir oldu.

Arkasından hemen söylediği hikayeyi buldum.

Bakkal ile Papağan

Bir bakkal ve onun da güzel sesli, yeşil renkli, tatlı dilli güzel mi güzel bir papağanı varmış. Bu papağan, bakkal olmadığı vakitlerde dükkana bekçilik eder, çarşıdaki esnafa ve tüccara güzel sözler söyler, onları eğlendirirmiş.

Bakkal her zamanki gibi dükkanı papağana emanet etmiş ve evine gitmiş. O esnada bir fare ve onu kovalayan bir kedi dükkâna girince kıyamet kopmuş! Kediden korkan papağan dükkanın içinde bir o yana uçmuş bir bu yana. Uçarken de gülyağı şişelerini devirmiş, her yer yağ olmuş.

Evinden dönen bakkal, dükkânı yağ içinde görünce bunu papağanın yaptığını anlamış ve nedenini sormadan kafasına vurmuş. Papağının başındaki tüyler dökülmüş ve kel olmuş. Bu olaydan sonra da papağanın ağzını bıçak açmamış.

Bakkal papağanına vurduğu ve onu kel yaptığı için çok üzülmüş, pişman olmuş. O kadar üzülmüş ki, elim kırılsaydı da o tatlı dilli papağanımın başına vurmasaydım, diyerek saçını başını yolarak ağlamış.

Bakkal, papağanının tekrar konuşması için elinden gelen her şeyi yapmış. Ona sevdiği şekerlerden mi vermemiş, fakirlere sadakalar mı dağıtmamış, ama yok! Papağanın ağzından bir harf bile çıkmamış. Bakkal, kuşunun tekrar konuşmaya başlayacağı vakti merak ederek kederli ve üzüntülü bir hâlde dükkânında oturur dururmuş.

Bir gün bakkalın önünden başı kel bir derviş geçmiş. Kafası tas ve leğen gibi cascavlakmış. Bu dervişi gören papağanın dili çözülmüş ve konuşmaya başlamış:

- Ey başı benim gibi kel olan derviş! Yoksa sen de benim gibi gülyağı şişelerini mi devirdin?

Hikâyeyi okuyunca kadının bana papağan gibi görünüşe göre karar vermememi söylediğini anladım. Papağan görünüşe ve kendi matığına göre yaptığı kıyasla ürettiği bilgiye göre konuşmuştu. Okuduğum kitapta papağan ile ilgili yapılan açıklama ise şöyleydi.

Papağan taklit yeteneği yüksek olan bir kuş, gördüklerini taklit eder, ezberlediklerini anlamlarını düşünmeden tekrar eden sıradan insanları temsil eder. Tasavvufta en alt mertebedir. Derviş ilk başta, neden olduğunu bilmese ve anlamasa da sadece kendisine öyle yap dendiği için yapar, şeyhini taklit eder. İbadetlerini anlamlarını bilmeden yapan kimseler de papağan mertebesindedir.

Şimdi siz benim yerimde olsanız şaşırmaz mısınız? Bir kaynana gelini yerden yere vuruyor. Başka bir kaynana gelip gelinini yere göre sığdıramıyor. Söz, bu sefer bir gelin yolumu keserse şaşırmayacağım!





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Avrupa’da Endülüs Bilim Mirası

Endülüs’ten önce İspanya nasıl idi? Endülüs fethedildikten sonra İber yarımadasında ne değişti?
Endülüs medeniyetine bilim nereden geldi ve nasıl gelişti?
Endülüslü alimlerin hepsi burada mı yetişti yoksa başka bölgelerden gelenler de var mıydı?
Müslümanları ve İslam’ı anlatan eserlerden bahsediyorsunuz. Bunların Batı’da İslam ve Müslüman algısına ne tür bir etkisi oldu?
Mozaraplar kimlerdir?
Avrupa’da Endülüs’teki İslam bilimlerine yönelik ilgi ne zaman, nerede ve nasıl başladı?
Toledo Tercümanlar Okulu’nun katkısı ve işlevi neydi?
Arapçadan tercüme edilen eserlerin tercüme süreçleri
Tercümeler hangi konularda ve hangi amaçlarla yapıldı? Kastilya-Leon Kralı X. Alfonso kimdir ve neden bu kadar çok İslam kültürü ve medeniyeti ile ilgilendi? Üniversitelerin kurulmaya başladığı döneme denk geliyor. Üniversitelere etkisine dair bir şeyler söylemek mümkün müdür?

Geometrik desenin nesi İslam ile ilgili? Desenin İslam ile nitelendirilmesini sağlayan özelliği nedir?
İslam geometrik desenlerinin özellikleri
Bu desenleribir yapının hangi unsurlarında görüyoruz?
Daire, kare ve yıldız biçimlerinin tercih edilmesinin özel bir nedeni var mı?
İslam sanatında geometrinin bu denli zengin bir içerikle yer alması sadece hayvan figürlerinin hoş görülmemesi ile açıklanabilir mi?
Geometrik desenlerin kökeninde bir felsefe var mı?
Geometrik desen pergel ve cetvelsiz olmaz. Mimarlar ve sanatkârlar pergel ve cetvel kullanmayı nerede ve nasıl öğreniyorlardı?
İslam geometrik desenleri kendisinden öncekilerden etkilendi mi?
İslam geometrik deseni diğer din ve milleri etkiledi mi?
En yoğun ve derin geometrik desenler hangi dönem ve devletlerin eserlerinde görüyoruz? Bunun medeniyet düzeyi ve eğitim sistemi ile ilgisi var mı?

ismailgulec.net