Bir öğretmende aranan vasıflar

Malum 24 Kasım öğretmenler günü. Bugün öğretmenler konuşacak ve konuşulacak. Hepimiz ilkokuldan üniversiteye kadar üzerinde emeği olan öğretmenlerimizi hatırlayacak, onların günlerini kutlayacağız.

Basılı ve görsel medyada da bu vesile ile öğretmenlerin sorunları konuşulacak, tartışılacak. Öğretmenlere yapılan saldırılar, tacizler dile getirilecek, maaşlarının azlığından bahsedilecek, kimi dilek ve temennilerde bulunulacak.

Ben ise bu vesile ile büyük İslam alimi Gazali'nin (ö. 1111) iyi bir öğretmenin hangi özelliklere sahip olmasına dair söylediklerini aktarmaya çalışacağım.

Gazali, İhyâu Ulûmi'd-Dîn isimli eserinin birinci cildinin muhtelif yerlerinde öğretmenlerin özelliklerinden bahseder. Ona göre iyi bir öğretmende şu özellikler bulunmalıdır.

" Şefkatli olmalıdır. Hz. Peygamber'in; "Ben sizler için, bir baba evlâdı için nasılsa öyleyim" buyurduğu gibi öğrencileri kendi çocukları gibi görmeli ve onlara karşı şefkatli olmalıdır.

" Öğretmen takva sahibi olmalıdır.

" Öğrenciden ücret almamalıdır. Öğrettiği şeyler için kimseden hiçbir ücret istememelidir. Hatta teşekkür bile beklememelidir. Sadece Allah'ın rızasını kazanmak için çalışmalıdır. Öğrettiği insanları minnet duygusu altında bırakmamalıdır. Gerçi talebeler kendisine saygı besleyecektir, fakat bunu öğreten beklememelidir.

" Öğrencilere eksiksiz rehberlik yapmalıdır.

" Öğretmen bildikleriyle amel etmeli, söyledikleri ile yaptıkları uyumlu olmalıdır. Çünkü ilim; kişide, gözle görülen ve elle tutulan bir mal değildir. Amel ise, gözle görülebilen hareketlerden olduğu için insanların değer verdikleri bir hâldir. Öyleyse kişiler, bir âlimin ilmine değil ameline bakmalıdır. Bu nedenle ilmiyle âmil olmayan âlimin ne kendisine ve ne de etrafındakilere bir faydası dokunmaz.

" Vakur ve onurlu olmalıdır.

" İnatçı, kibirli ve dik kafalı olmamalıdır.

" Boş işlerle uğraşmamalıdır.

" Sabırlı olmalı, öğrencilerine karşı son derece sabırlı davranmalıdır.

" Yumuşak huylu olmalı, yaramazlık yapanları cezalandırmada acele etmemelidir.

" Bilmiyorum, kelimesini kullanmaktan çekinmemelidir.

" Anlayışı kıt olanlara bile güzel sözlerle hitap etmeli, iyi davranmalıdır.

" Sorulan soruları dikkatlice dinlemeli ve anlamalıdır.

İyi bir öğretmen ders anlatırken ve ilim öğretirken şunlara dikkat eder.

" Öğrenciye anlayabileceği kadar öğretmelidir. Öğrencinin aklının eremeyeceği veya kalbine usanç getiren yahut aklını çok zorlayan konuları, derste tekrar edip durmamalıdır. Öğretme sanatında, beşeriyetin efendisine uymalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur: Biz peygamberler, Allah Teâlâ tarafından, insanları kendilerine uygun derecelerinde tutmakla ve akıllarının yeteceği bir şekilde kendileriyle konuşmakla emrolunduk. Öğrencinin aklının almadığı bir bahsi (hakikati) bir kavme söyleyen bir kimse, o kavmin bir kısmının sapıtmasına vesile olur.

" Öğrencilere daha sizin bilmediğiniz çok şey var, diyerek şevkleri kırılmamalıdır.

" Zekâsı kıt olan bir öğrenciye daha basit ve yaygın bilgileri öğretmelidir. Böyle bir talebeye 'Sana öğrettiğim ilmin daha nice incelikleri vardır, fakat şu anda bunları kavrayacak durumda olmadığın için söylemiyorum' dememelidir. Çünkü böyle bir söz o talebenin açık ilimlerdeki gayretini gevşetir, zihnini karıştırır ve hayalini, daima hocasının kendisinden sakladığı şeyler işgal eder.

" Öğrenci önce bilmesi gerekenleri bilmeli, daha sonra bilmese de olabileceği bilgileri almalıdır.

" Her öğretmen, bildiklerini her yerde söylememelidir. Talebenin anlayacağı, fakat söylenildiğinde herhangi bir faydanın olmayacağı hallerde böyledir. Müstahak olmayana bilgi vermek, müstahak olana vermemekten daha az zulüm değildir.

" Kendi branşları dışında kalan dersleri talebesinin gözü önünde kötülememelidir. Bir ilme sahip olan muallim, böyle kötü ahlâka düşmemek için başka ilimleri küçük görmemelidir. Öğrenciye ilim öğrenmenin yollarını açmalı ve başka ilimlerin de büyük faydaları olduğunu iyice anlatmalıdır.

Öğretmenin görevlerinden biri de öğrenciye güzel ahlak kazandırmaktır. Bunun için de;

" Öğrenciye zararı olan bilgiden korumalıdır. Talebeye yapılması gereken her nasihatı yapmalı, fakat katiyyen gurura kapılmamalıdır. Meselâ, talebenin lâyık olmadığı bir mertebeyi istemesine müsaade etmemelidir. Bir talebenin basit ilim bölümlerini öğrenmeden gizli ve nisbeten kapalı sayılan bölümleri öğrenmesine mâni olmalıdır.

" Öğrenciler kötü alışkanlık ve huylara sahip olduklarında onlara herkesin huzurunda apaçık bir şekilde değil ima ve tariz yoluyla uyarmalıdır. Açıktan söylemesi öğrencinin hocasına karşı olan hürmetini azaltabilir.

" Öğretmenliğin inceliklerinden biri de öğrencileri kötü alışkanlıklardan azarlayarak ve döverek değil merhamet ve şefkatle kötü huylarından vazgeçirmeye çalışmalıdır. Çünkü insanlar kendilerinden istenilen şeylerin tersini yapmak istemesi Hz. Adem'den kalan mirastır.

Görüyorsunuz, öğretmen olmak o kadar da kolay değil. Belki o zamanlarda pedagojik-formasyon sertifikası ile ALES yoktu ama onlar kadar zor başka sınavlar varmış. İyi bir öğretmen olmanın ilk şartı iyi bir insan olmak imiş.

İkinci bir konu da öğretmenlerin sadece bilgi öğreten kişiler olmadığı aynı zamanda öğrencinin ahlakını da güzelleştiren birer mürebbiye oldukları. Geleneğimizde talimin (öğretim) yanında terbiyenin (eğitim) de zikredilmesinin nedeni bu olmalı.

Bu vesile ile başta refikam olmak üzere tüm öğretmenlerimizin gününü kutluyorum.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Zikrullah nedir, neden yapılır?

Zikrullah nedir? Zikir denildiğinde siz ne anlıyorsunuz?
Zikrullahın Kur’an ve sünnette bir temeli var mıdır?
Zikir ibadet midir yoksa hâl midir?
Zikirde telaffuz mu önemlidir niyet mi yoksa hal mi?
Toplu zikirde zikri yönetecek kişide birtakım şartlar aranmalı mıdır?
Tarikat ve zikir
Bir tarikatte zikir usulleri nasıl belirlenir, kim belirler?
Zikir sadece dergâhta mı yapılır, gündelik hayata nasıl taşınır?
Mürşid olmadan zikir mümkün müdür?
Osmanlı coğrafyasında zikir ayinleri ve İstanbul’un önemi (sistematik, asker toplum, ayinlerde kıyafet) tarikat ayinlerinde estetik boyut
Modern hayat zikrullahı etkiledi mi?
Günümüz insanının zikrullaha ihtiyacı var mı?
Beden hareketleri ile ne amaçlanır?
Derviş için önemi
Dervişe neler kazandırır?
Nefis terbiyesi için önemi nedir?

Bir şair niçin ve nasıl Mevlid yazar?

Bu şiir kitabına neden Mevlit adını verildi?
Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ile benzer tarafları
Bir şair için Mevlit yazmak ne demektir?
İçindekilerim yedi bölümden oluşmasının anlamı
Kuran, Mevlid ve Hüsn ü Aşk’a yapılan telmihler
Bölümlere naat adı verilmesinin sebebi
Girişteki beyan bahsi
Bölümler miraç kademeleri mi süluk mertebeleri mi?
Aralardaki nesir bölümlerinin işlevi
Bu metni anlamak için sadece kelimelerin anlamlarını bilmek yetmez. Sanki daha fazlasını da bilmek gerekiyor. Daha fazlası nedir?
Üçüncü naatte şiirlerin başlıkları Gülşen-i Raz, Bustan, Füsûs iken dördüncüsü illiyyîn ve sonuncusu merhaba.
Dördüncü ef’âl, sıfat, zât ve zâtü’z-zât.
Beşinci terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî ve terk-i terk.
Altıncı bölüm regâip, miraç, berat, kadir adını taşıyor. Bununla nelere işaret edilir?
Yedinci hüve, sühan mülkü, hatm, zikreden Kuran adını taşıyor.

ismailgulec.net