Özgeçmiş
...
“Sonra akşam oldu ve yattım. Gece bir rüya gördüm. Rüyamda: Bir deniz kıyısında denizi seyrediyordum. İlerde bir karartı gördüm. O karartı bana yaklaşıyordu. Biraz daha yaklaşınca, onun bir kayık olduğunu fark ettim. Kayık iyice yaklaşınca, kayıkçı eliyle binmemi işaret etti. Ben de bindim. Bundan sonra kayık öyle hızlı gitmeye başladı ki, bir rüzgâr oluştu. O rüzgârın zevkini hâlâ içimde hissederim. Sanki içim açılmış ve ben delikli bir elek gibi olmuştum. Rüzgâr bir tarafımdan girip, diğer tarafımdan çıkıyor gibiydi. Bir ara takırtılar duydum. Etrafıma baktığımda kayık denizden çıkmıştı. Ama, kayıkçı karada da kürek çekiyor ve biz gidiyorduk. Karşımızda koca bir dağ vardı ve hızla ona yaklaşıyorduk. Biraz daha yaklaşınca dağın altında bir delik olduğunu görüp, onun bir tünel olabileceğini düşündüm. Tünele yaklaşınca kayıkçı ilk kez dile gelip: “Sıkı tutun, ben seni buradan çabuk geçireceğim.” dedi ve dediği gibi de oldu. O tünelden bir anda, kurşun gibi geçiverdik ve geçtiğimiz anda da kendimizi havada bulduk. Havada olmamıza rağmen kayıkçı yine kürek çekmeye devam ediyor, ben de küreklerin hareketiyle meydana gelen hışırtıyı duyuyordum. Nihayet, yavaş yavaş aşağı indiğimizi hissettim. İndiğimizde sanki Tire’de, bir tarafında kabristan, diğer tarafında Şemsi camii olan Derekahve semtindeydik. Kayıkçı: “Oğlum, burası Uşşak. Uşşak, âşıklar memleketi demektir.” dedi ve gözden kayboldu.
Yalnız kalınca: “Bari camide namaz kılayım.” dedim. Saate bakınca namaz için daha erken olduğunu gördüm. Kabristandaki kabir taşlarını okumaya başladım. Kabir taşlarından birinde:
“Ziyaretten murat bir duâdır
Bugün bana ise yarın sanadır”
diye bir yazı gördüm. Bunu okurken, büyük, dikdörtgen şeklinde bir taş daha dikkatimi çekti. Üst kısmında ta’lik bir yazıyla, ‘Yâ Hazret-i Mevlâna’ yazılıydı. Taşın geri kalan kısmı boştu.
Bu yazıyı görünce: “Burası Uşak, Mevlâna ise Konya’da. Onun kabir taşının burada ne işi olabilir?” diye düşünürken, taşa bir daha gözüm takıldı ve taşın titrediğini gördüm. Ben de titremeye başladım. Bir süre karşılıklı titreştikten sonra, taş yavaş yavaş Mevlâna halinde tecessüm etti. Bunun üzerine ben iyice korkup, daha fazla titremeye başlayınca Mevlâna’nın sırtıma dokunarak bana: “Lâ havf, lâ havf” (Korku yok, korku yok) dediğini duydum ve uyandım. Tabii, kalbim küt küt atıyordu. “Allah hayra getirsin.” dedim.”
Bu vesile ile her iki buyuk insani anıyor ve muhabbetlerinin gönullerimizden eksik olmamasını niyaz ediyorum.
(Lutfi Filiz’in hatıraları icin bk. Evveli Nokta Ahirir: Noktadan Noktaya Ömrü Hayatım, İstanbul: Pan Kitap, 2006)...
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular
Mecelle hangi ihtiyaçtan doğmuştur? Dönemin yöneticileri neden böyle bir kanun hazırlama gereği duydu?
Mecelle’nin hazırlanmasında görev alacak hukukçuları kim nasıl seçti? Hangi özelliklerine dikkat edildi?
Mecelle hazırlanırken klasik fıkıh geleneği ile modern hukuk arasında nasıl bir ilişki kuruldu?
Mecelle’nin başındaki küllî kaideler neden bu önemli?
Bu kaidelerin günlük hayatta bir karşılığı var mı?
Mecelle’nin dili ve üslubu hakkında ne söyleyebiliriz? Diğer hukuk metinlerinden farklı bir tarafı var mı?
Mecelle daha çok hangi konuları ihtiva ediyor? İnsanların günlük hayatını nasıl etkiledi?
Osmanlılarda Mecelle hükümleri nasıl öğretiliyor ve uygulanıyordu?
Mecelle bugünün hukuk sistemine hitap ediyor mu?
Günümüz hukuk düşüncesinin Mecelle’den alabileceği ilkeler var mı?
Mecelle’yi bugün yeniden okumak bize nasıl bir düşünce ufku kazandırabilir? Hukuk talabeleri okumalı mıdır?