Maraş’tan bir haber gelmesin

İstemediği biriyle evlenmek zorunda kalan Meyrik adında bir kızın öyküsünün anlatıldığı ve üzülerek dinlediğimiz bu türküyü bilmeyeniniz, duymayanınız yoktur.

Pazarcıklı olan Meyrik zorla evlendirildikten sonra hasta olur ve tedavi için gittiği Maraş’tan ölüm haberi gelince Meyrik’in yakınları bir ağıt yakarlar:

Maraş’tan bir haber geldi
Dediler ki Meyrik öldü

Dün sabah, Maraş’tan keşke gelmeseydi diyeceğimiz, Türkiye tarihinin gördüğü en şiddetli depremlerden birinin haberi geldi.

Haberlerde depremin şiddetinin 7.7 olduğunu görünce korktum, Antep, Adıyaman, Hatay, Malatya, Osmaniye, Adana’yı duyunca korkum arttı. Sokağa çıkan insanları düşününce onlar gibi üşüdüm. Bu soğukta göçük altında kalanları düşününce ezildim, büzüldüm. Kurtarılmayı beklerken donarak ölme ihtimallerini düşününce içim yandı. Ne kadar âciz bir varlık olduğumu iliklerime kadar hissettim.

Yıkılan binlerce binanın olduğu depremde göçük altından bir ümitle canları çıkarmak için canını dişine takarak çalışanları gördüm, o çalışmalardan çıkacak güzel haberi bekleyen göçük altında kalanların akrabaları, yakınlarını düşündüm. Buz gibi bir havada evlerine gitmekten korkanlar, gidecek başka evi olmayanlar ve sıcak evlerinde haberleri izleyip bir şey yapmak için çırpınan, birkaç içinde yardım tırları hazırlayıp yola çıkaran, kan vermek için sıraya giren, tüm imkanlarıyla seferber olan bir millete mensup olmak bir nebze de olsa acımızı hafifletti. Elinden gelen bir şey olmayan her vatandaş gibi ellerimi kaldırım Allah’a yalvardım.

Ey sabahların ve akşamların sahibi, ey gündüzlerin ve gecelerin maliki, “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim" buyuruyorsun. Ellerimizi açtık sana yalvarıyoruz, dualarımızı kerem ve lütfunla kabul eyle.

Ey ins ü cinnin hâlıkı olan Allahım! Umûrumuzu sana havale ettik. Senin rızanı kazanmak için çırpınan bu millete merhamet et ve muhafaza eyle. Büyük bir imtihanla bizi sınıyorsun! Kaldıramayacağımız yükleri sırtımıza yükleme ya Râbbî!

Bizi depremden, afetten, yangından, musibetten, kazadan, beladan her türlü tehlikeden, kötülükten koru, muhafaza eyle.

Yâ Rabbî! Biz kulların hiç akıllanmayacağız. Safâmızı hazmedemeyince belâmızı bulduk. Deprem olacağını bile bile çürük binalar inşa etmeye devam ettik, bu binalara ruhsat verip insanların ölümüne sebep olduk. İnsanoğlu gafil ve hırslıdır. Bunu en iyi sen bilirsin. Hâlimiz hâl değil. Hâlimize bakarak değil, kendi ikrâm ve ihsânına göre muamele eyle.

Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyacını en iyi bilen Rabbim. Sen varken bir başkasının kapısına gitmek, sığınmak, yardım istemek ve bir şey ummak lâyık değildir. Biz senin kapına geldik, ihtiyaçlarımızı karşılamak için imkanlar yarat, bu belâyı savuşturmamıza yardım et.

Ya Rabbi! İçinden geçtiğimiz ve bize şeb-i yeldâ gibi gelen şu zor günleri idare eden, yöneten, toplumun/kamunun önünde olanlara yardım eyle, ferasetle bakmalarını, basiretle görmelerini sağla, hikmet ehli olmalarını nasip et. Devlet işlerinin gayet mükemmel olması için aramızda kâmil olanları yücelt ve yükselt. Senin rıza gösterdiğin, Resul'ünün kabul buyurduğu şekilde gördükleri işlerinde önlerini aç, kararlarını isabetli kıl, muzaffer eyle, adil eyle,

görünmeyen ordularınla destekle, onları basiret ve feraset sahibi eyle, Hikmet ehli olanlardan eyle.

Ya Rabbi! Kazmalarıyla, kürekleriyle, kazma-küreğin olmadığı yerde tırnaklarıyla göçük altında kalanları çıkarmaya çalışanlara, zor şartlar altında mücadele, eden görevlilere, gönüllülere, onlara yardım eden askerlerimize güç ve kuvvet ver. Onları kudretinle ve nusretinle muvaffak kıl. Enkaz altında kalanların sağ salim kurtarılmalarını mümkün kıl.

Yâ Rabbî! İçimizde fesat çıkarmak isteyenler var. Onlara fırsat verme, ellerini böğürlerinde, niyetlerini kursaklarında bırak.

Yâ Rabbî çok ihtiyacımız var. Senin deryâ-yı izzetin sonsuzdur. Lütfunla kereminle maddi-manevi şifalar, müjdeler, rızıklar ihsan eyle.

Hayra giden yolları kolaylaştır ve bizi sıdk ve ihlas üzere daim eyle.

Ya İlahî! Malikimiz sensin. Fatihü’l-ebvab sensin. Rahmet kapılarını bize ancak sen açarsın. Gücümüzün yetmediği, karşılayamadığımız ihtiyaçlarımız var. Sebeplerin haliki de sensin. Bizlere hayırlı sebepler ihsan eyle.

Yâ Rabbî! Mülkün sahibi sensin. Her şey senin rızan ve kaidenle oluyor. Başta deprem olmak üzere her türlü âfet ve belâyı;

Evlerinde oturup dua eden, aşkınla tutuşan gönüller hürmetine,

Zikrinle coşan diller hürmetine,

Gözlerden akan yaşlar hürmetine,

Huzurunda eğilen başlar hürmetine,

Anasının karnındaki bebeler hürmetine,

Oğul döşeğinde oturan nineler hürmetine,

Aramızdaki zayıflar, mazlumlar, mağdurlar, yaşlılar, hastalar, kimsesizler hürmetine,

Bu bela ve musibeti bizlerden en hafif şekilde savuştur.

Şu rahmet günleri hürmetine cümlemize merhametinle rahmet denizine gark eyle,

Birliğimizi, beraberliğimizi daim eyle,

Devletimizi ve milletimizi kaim eyle,

Yetime, yoksula, garibe, mazluma, mağdura ve millete sahip çıkan devletimize güç ver, düşmanları karşısında zaafa düşürme.

Sen her şeye kadirsin ve gücü yetensin. Âmin.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

İstanbul Camileri Kubbeleri

Kubbelerde insanları etkileyen şeyler
Kubbe bir cami için ne anlam ifade ediyor?
Kubbe tezyinatı ve nakışları
Ayasofya kubbesi
Kendine has kubbesi olan camiler
Kubbe fotoğrafı çekmenin zorlukları nelerdir?
İyi bir kubbe fotoğrafı çekmek için nelere dikkat edilmelidir?
Çatılı camilerin tavanlarının güzelliği
Mihrap, minber, kürsü, maksure, giriş kapısı, sütunlar, avlular, şadırvanlar vs.
Yeni yapılan camiler ile eskiler arasında farklar

İstanbul Efsaneleri

Her döneme ait bir İstanbul efsanelesi var.

Efsanelerin işlevi
Efsaneleri, şehrin “gayriresmî tarihi” olarak okumak mümkün müdür?
Efsaneler tarihsel hakikati çarpıtır mı, yoksa başka bir tür hakikati mi dile getirir?
Bizans döneminden Osmanlı’ya devrolan efsaneler var mı? Bunlar nasıl dönüşmüştür?
Osmanlı şehir kültüründe efsanelerin yayılma mecraları (tekke, çarşı, saray, mahalle vb.)
Bir “efsane aktarıcısı” olarak Evliya Çelebi
İstanbul’un fethinin efsaneler üzerinden anlatılması bize ne söyler?
İstanbul’da neden özellikle bazı mekânlar efsane üretir?
Kız Kulesi, Ayasofya ve Galata Kulesi gibi yerlerin sürekli efsaneleştirilmesini nasıl açıklarsınız?
Yeraltı mekânları (sarnıçlar, tüneller) neden korku ve gizem efsanelerinin merkezindedir?
Bir mekânın “kutsal” ya da “uğursuz” olarak algılanması zamanla değişebilir mi?
İstanbul efsanelerinde dinî motifler mi, yoksa halk inançları mı daha baskındır?
Cin, tılsım, lanet gibi temalar şehir hayatında nasıl bir işleve sahiptir?
Efsaneler insanları korkutmak için mi, korumak için mi anlatılır?
Bu anlatılar mahalle kültürünü ve toplumsal denetimi nasıl etkiler?
Günümüzde İstanbul efsaneleri hâlâ üretiliyor mu, yoksa sadece tüketiliyor mu?

ismailgulec.net