Uzaktan eğitim tek çözüm mü?

Zor günlerden geçiyoruz. Yüzbinlerce insan gece-gündüz çalışıyor, milyonlar da dualarıyla, topladıkları ve gönderdikleri yardımlarla deprem bölgesindeki yaralara merhem olmaya çalışıyor.

Deprem alanı geniş, şiddeti büyük, sarsıntısı derin, etkilenen insan sayısı milyonlar. Bu durumda anlatılanlardan yola çıkarak bir karar vermek, verilen kararları eleştirmek, oturduğumuz yerden akıl vermek pek doğru doğru olmasa gerek. Uzmanlığı ve kesin bilgisi olanlar dışında kimsenin konuşmaması gerektiği zamanlardayız amma maalesef içinde bulunduğumuz durum tam aksi. Bilenlerin sesi, bilmeyenlerin bağırtısı ve çağırtısı arasında kaybolup gidiyor.

Birkaç günden beri Cumhurbaşkanımız bölgeyi ziyaret ediyor. Acıyı derinden hissettiği yüzünden ve konuşmasından belli. Devletin tüm birimlerini harekete geçirmesi ve aksayan bir yer görülürse hemen müdahale edecek ekipler kurulması, sahaya sahip çıkması ve hâkim olması halka güven verdiği gibi onca eksikliğe ve aksayan yön olmasına rağmen geleceği ümitle bakmamızı da sağlıyor.

Bölgeyi ziyaret eden Cumhurbaşkanımız dün (11 Şubat 2021) üniversitelerde ikinci dönemin uzaktan yapılacağını ilan etti. Uzaktan eğitime karşı olmamakla birlikte bu kararın duyguların yoğun olduğu bir anda acele ile alındığını düşünenlerdenim. MEB’in orta öğretimde yaptığı gibi üniversitelerin açılışı iki hafta ertelenir, büyük resmin iyice ortaya çıkmasından, eldeki verilen netleşmesinden, hasarın tespit edilip ihtiyaç sahiplerinin belirlenmesinden sonra yapılacak bir değerlendirme sonucunda karar verilmesini daha doğru bulduğumu ifade etmek isterim.

Elimde herhangi bir veri yok, o yüzden Cumhurbaşkanımızın söylediklerine kayıtsız- şartsız itiraz edemiyorum. Ancak uzaktan eğitim için gösterilen gerekçeye bakarak bazı değerlendirmeleri yapabilecek veriye sahibiz. Bu veriler ışığı altında uzaktan eğitim kararını neden erken verilmiş bir karar olduğunu düşündüğümü gerekçeleriyle açıklamaya çalışayım.

Üniversite sayısının çok ve yaygın olması

Bugün Türkiye’de 209 üniversitede yaklaşık 8.300.000 öğrenci var. Bu öğrencilerin %70-75’i üniversitenin bulunduğu şehir ve çevresinden gelen öğrencilerden oluşuyor. Bu oran İstanbul ve Ankara gibi şehirler dışında daha da düşmekte. Bu öğrencilerin 3.250.000 ön lisans öğrencisi. Ön lisans öğrencilerinin %90’ı bulundukları şehrin çocukları öğrenim görüyor. Büyük bir kısmı da son döneminde staj yapıyor. Dolayısıyla devam edecekler. Lisans öğrenci sayısı 4.580.000. Bunun 2.250.000’i açık öğretim. Yaklaşık 2.330.000 öğrenci örgün eğitimde. Bu 2.300.000 öğrenciden deprem olan illerde bulunan on sekiz üniversitedeki öğrenci sayısı ise 304.700. Diyarbakır ve Urfa’nın depremden öğrenimi etkilemeyecek kadar az etkilendiğini düşündüğümüzde bu sayı daha da düşmekte.

Öğrencilerin sayısını depremden etkilenenlerin sayısına oranlarsak %10 gibi bir rakam çıkıyor. Dolayısıyla karar verirken geriye kalan %90lık öğrenci diliminin, 2.025.300 öğrencinin durumunu da düşünmek zorundayız. (Tüm verileri YÖK’in istatistiklerinden aldım https://istatistik.yok.gov.tr/ )

KYK Yurtlarında kalan öğrenci sayısı

KYK’nın verdiği bilgiye göre 776 yurdunda 760 bin öğrenci kalıyor. Toplam 2.330.000 örgün öğrenciden KYK yurtlarında kalanların sayısını düştüğümüzde geriye kalan 1.570.000 öğrencinin büyük bir kısmı ise ailelerinin yanında kalıyor. Dolayısıyla KYK yurtları depremzedeler için kullanılması durumunda 1.570.000 öğrencinin barınma sorunu bulunmuyor ve yurtlarda kalan öğrencilere istedikleri takdirde bu dönemli ailesinin bulunduğu şehirde özel öğrenci olarak okuyabilme imkânı getirildiğinde bu sorun da kendiliğinden çözülmüş olacak, KYK yurtları sorunsuz bir şekilde depremzedelerin kullanımına açılabilecektir. Çoğu boş olan özel yurtların devreye sokulması ve özel öğrenci imkânı ile bu sorunun çözülmesi mümkün görünüyor.

Bu rakamlara uzaktan eğitimden muaf tutulan tıp, diş hekimliği vs gibi bölümler ile staj yapanlar da eklendiğinde KYK’da kalan sorun olabilecek öğrenci sayısı azalmakta. Bu sorun da özel/misafir öğrenci, kayıt dondurma gibi yasa ve yönetmelikler ile çoğu boş olan özel yurtlardan istifade edilerek kolayca çözülecek gibi duruyor.Vakıf üniversiteleri için yurtta kalan öğrenci sayısı çok daha az olup neredeyse hiç etkilenmemektedir.

Ekonomik boyut

Meselenin bir boyutu da öğrencilerin şehrin ekonomisine verdiği katkılardır. Ülke uzaktan eğitime geçildiği takdirde bu katkıdan da mahrum kalacak, binlerce kişinin işten çıkarılması tehlikesi ile karşı karşıya kalma tehlikesi olacaktır.

Pandemiden farklı bir durum

Pandemi döneminde alternatif olarak uzaktan eğitim değerlendirildi. Herkes evlerindeydi ve derslere katılım oranı buna rağmen düşüktü. Özellikle baharın da gelmesiyle gençleri evlerde tutmanın zorluğu, derslere katılımın düşüklüğünü daha da artıracak, hem öğretim üyelerinin hem de öğrencilerin motivasyonu iyice düşürecektir.

Psikolojik destek ve sosyalleşme

Üniversiteler öğretime devam ettiği takdirde öğrencilerin sosyalleşerek acılarını paylaşacakları ve deprem travmasından kurtulmasına da yardım edeceği muhakkak. Uzmanlar okulların öğrencilerin maruz kalınan trawmanın atlatılmasında ve geleceğe ümitle bakılmasında çok katkısının olacağını söylüyorlar.

İnternet sorunları

Özellikle deprem bölgesindeki iletişim sorunularını yakınen gördük. Olası internet kesintilerini de düşünmek gerekir. Öğrencilerin internete ulaşımında sorun yaşayabilecekleri ihtimal dahilinde. Bu ciddi bir risk. Mutlaka bu risk de göz önünde bulundurulmalı.

Uzaktan eğitim uygulamasından kaynaklı sorunlar

Uzaktan eğitim alternatif bir eğitim sistemi olarak çok önemli iken maalesef uygulamada yeterince başarılı olamadığımız bir alan. Bunun da getirdiği sıkıntıları göz önünde bulundurmak gerekiyor ve uzaktan eğitime geçildiği takdirde eğitim yapılmamış gibi bir durumla karşı karşıya kalacağız. Bu da öğrencilerin bir döneminin gitmesi anlamına gelmektedir.

Burada saydıklarım yanında daha birçok şey söylenebilir. Ancak alınan kararın gerekçesi sadece KYK yurtlarının depremzedelere tahsisi ile öğrencilerin açıkta kalacağı korkusu ise bu sorun halledebilir. Sorunu üniversitelere bırakmak, üniversitenin şehrin dinamiklerini de harekete geçirerek, boş olan özel öğrenci yurtları ve hayırseverlerin evlerini öğrencilere açmasını sağlayarak bu dönemi atlatabiliriz.

Ben ikinci dönem için verilen bu kararın gözden geçirilmesini, mümkünse kararın üniversitelere bırakılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Bölge üniversiteleri durumlarını bizden daha iyi bilir. Belki de şu ortamda bölge üniversitelerinin öğrenciler, ayakta kalabilmek ve sorunlarını aşabilmek için örgün eğitime her zamankindan daha çok ihtiyaçları var. Bunu en iyi değerlendirecek üniversite yöneticileri ve alanın uzman hocalarıdır.

Devlet KYK yurtlarını depremzedeler için kullanırken eğitimin nasıl olacağını üniversitelere bırakmalıdır. Üniversitelerimizin büyük kısmı süreci yönetebilecek olgunlukta olduğunu düşüünüyorum.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Dervişlik ve Melamilik

Tasavvuf Ekolü Olarak "Melamilik"
15:00 Esma-ül Hüsnaların insan üzerinde tecellisi
19:30 Tarikatların oluşmasında Esmaların etkisi var mı?
45:00 Tasavvuf ve ahlak ilişkisi
59:00 İnsan Hakka ulaşmak için neler yapılmalı?
01:03:00 İslam düşüncesi bağlamında tasavvuf
01:25:00 Tasavvufta riyazet ve mücahede kavramları
01:31:00 Dervişlik nedir?

Büyük İslam Mütefekkiri Ahmed Avni konuk kimdir?

Enderun Sohbetleri
04:00 Büyük İslam Mütefekkiri Ahmed Avni Konuk
07:00 Savaş Barkçin'in "Ahmed Avni Konuk Görünmeyen Umman" Kitabı
48:00 Ahmet Avni Konuk'un Hayatındaki Dönüm Noktaları
01:03:00 Ahmet Avni Konuk'un Tasavvufi Hayatı
01:13:00 Musikişinas ve Bestekar Ahmed Avni Konuk
01:25:00 Ahmet Avni Konuk'un Eserleri

ismailgulec.net