Ahmet Murat, “İnsanlığın ortak eseri"

Soru: İsmail Hakkı Bursevi’nin şerhini diğerlerinden ayıran başlıca özellikler nelerdir? Bir de bir sıralama yapmak istesek- eğer böyle bir şey doğru olursa- bu şerh diğer Mesnevi şerhleri içinde ilk kaça girer?

 İ. G:  Her şeyden önce şunu belirteyim, İsmail Hakkı Bursevî Mesnevî’nin tamamını şerh etmedi. Sadece birinci cildin ilk yedi yüz kırk sekiz beytini şerh etti. Dolayısıyla diğer şerhlerle mukayese etmek doğru olmaz. İsmail Hakkı Bursevî’nin şerhi daha çok tevhid nokta-ı nazarından yazıldığını düşündüğümüzde genel tasavvuf felsefesi dairesi içinde değerlendirilebilir. Bu açıdan bakıldığında Bursevî’de Mevlana bir Mevlevî değil, bir âşık-ı billah ve ehl-i tevhid bir mutasavvıftır. Mesnevi şerhleri arasında bir sıralama yapmanın doğru olmadığını, her şerhin kendine göre bir farklılığı olduğunu, sıralamanın okuyucuların eserden beklentilerine göre değişebileceğini belirterek sorunuzu cevaplamış olayım. 

Soru:  Yazar eserine neden Rûhü’l-Mesnevi ( Mesnevi’nin Ruhu) gibi iddialı bir isim koymuş? Gerçekten bu eserin Mesnevi’nin ruhu olma özelliği var mı? 

İ. G: Aslında bu isim iddialı bir isim değil. Eskilerin adetleri böyle. Bugün bize iddialı gibi geliyor. Eserin adı tam da Mevlana’nın Mesnevî’sine verdiği isimle yakından ilgili. Nasıl Mevlana eserine Mağz-ı Kuran, yani Kur’nın Özü adını veriyorsa, Bursevî’de eserine Mesnevî’nin ruhu, özü anlamına gelebilecek isimler verebiliyor. Bunun kendine göre sebepleri var. Bunu da eserinde belirtiyor. Bununla beraber eserin adının bu açıklamanın paralelinde bir iddiasının olduğu da düşünülebilir. 

Soru: Bu kitap Mevlana ve İsmail Hakkı Bursevi gibi, ilim ve düşünce geleneğimizin iki yıldızını buluşturan eserlerden biri. Bu yönüyle bu kitabı bizler heyecan verici bir keşif gibi karşılıyoruz. Şöyle bir şeyi merak ediyoruz: Eserde Mevlana mı yoksa Bursevi mi baskın?

İ. G: Bursevî’nin bu eseri bilinmeyen veya ilk defa bulunan bir eser değil. Dolayısıyla heyecan verici bir keşif gibi karşılama yerine, yayınlanmasıyla daha çok kimsenin eline ulaşabilecek sahasında önemli bir eser gibi değerlendirmek daha doğru olur kanaatindeyim. Sorunuza gelince bu eserde ne Bursevî baskın ne de Mevlana. Bu eserde tevhid felsefesi baskın. Zaten bu açıdan bakıldığında da şahısların bir önemi olmaz. Tevhid olan yerde sen ben, Bursevî Mevlana kalmaz. Tek şey kalır. Okumanın zevkine kendimizi kaptırırsak bu tip karşılaştırmaların olmadığını görürüz. Bunun dışında bir araştırmacı olarak eseri okuduğumuzda şerh olduğu için şarihin daha çok ortaya çıkmasının tabii olduğu görülür. Bu da şerhin tabiatı gereğidir.  Güzel bir söyleşi oldu teşekkür ederim.

İ.G: Ben teşekkür ederim.

(Ahmet Murat, “İnsanlığın ortak eseri”, Kılavuz Aylık Kültür Dergisi, 21 (Aralık 2004), s. 29.)




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Öğretilmesi ihmal edilmemesi gereken konular

Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular

Mecelle ve Osmanlı hukuk tarihindeki yeri

Mecelle hangi ihtiyaçtan doğmuştur? Dönemin yöneticileri neden böyle bir kanun hazırlama gereği duydu?
Mecelle’nin hazırlanmasında görev alacak hukukçuları kim nasıl seçti? Hangi özelliklerine dikkat edildi?
Mecelle hazırlanırken klasik fıkıh geleneği ile modern hukuk arasında nasıl bir ilişki kuruldu?
Mecelle’nin başındaki küllî kaideler neden bu önemli?
Bu kaidelerin günlük hayatta bir karşılığı var mı?
Mecelle’nin dili ve üslubu hakkında ne söyleyebiliriz? Diğer hukuk metinlerinden farklı bir tarafı var mı?
Mecelle daha çok hangi konuları ihtiva ediyor? İnsanların günlük hayatını nasıl etkiledi?
Osmanlılarda Mecelle hükümleri nasıl öğretiliyor ve uygulanıyordu?
Mecelle bugünün hukuk sistemine hitap ediyor mu?
Günümüz hukuk düşüncesinin Mecelle’den alabileceği ilkeler var mı?
Mecelle’yi bugün yeniden okumak bize nasıl bir düşünce ufku kazandırabilir? Hukuk talabeleri okumalı mıdır?

ismailgulec.net