Gitti ‘İstanbul Beyefendiliği, geldi ‘İstanbulinsanı’

Geçenlerde sosyal medyada gözüme çarptı. İstanbulinsanı (bitişik yazılıyor) diye bir insan tipi varmış. Yine sosyal medyadan gördüğüm ve anladığım kadarı ile bu istanbulinsanının özelliklerini maddeler halinde yazayım:

1. İstanbulinsanı doymayan ve doyması mümkün olmayan,
2. Hiçbir dini, ahlaki veya bir başka sisteme göre değer tanımayan, dolayısıyla istediğini yapabileceğine ve düşünebileceğine inanan,
3. Kendi zevkini tatmin, keyfini sürmek için toplumun veya bir başkasının zarar görmesinden rahatsızlık duymayan,
4. Dinle ve dini hayatla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sanki din hiç olmamış gibi yaşayan ve dini pratikler ve kavramlar hakkında hiç bilgisi olmayan,
5. New York ve Londra kapitalizmini Şark kurnazlığıyla birleştiren aç gözlü ve sömürücü hayatının merkezinde paranın olduğu,
6. İslam medeniyeti ve kültürünün İstanbul’undan habersiz,
7. Yahya Kemal’in Türk İstanbul’una olabildiğince uzak,
8. Son yıllarda dindan insanların çocuklarının da aralarına katıldığı,
9. Hakkı olup olmadığına bakmaksızın her şeyden pay isteyen,
10. Çıkarları söz konusu olduğunda her şey yapabilen,
11. Herhangi bir düşünceye sahip olmayan ve kendisine gösterilen düşüncelere sahip çıkan,
12. Ulusalcı lümpen,
13. Mülteci ve yabancı düşmanı,
14. Hayvanları insanlardan daha çok seven, binlerce insanın öldürülmesi veya sıkıntı çekmesini görmezlikten gelip kanadı kırılmış bir kuşun tedavi edildiği video ile coşan,
15. Hayata dair değerleri ve anlamı sadece parada ve konforda bulan,
16. Akrabalık ilişkileri zayıf
17. Erkekleşmiş kadınlar, otoritesi olmayan babalar,
18. Cinsiyetsizliği meşrulaştıran,
19. Zengin olmak isteyen zengin düşmanları,
20. Sosyal medya veya farklı şekillerde çeteleşebilen gruplar kuran,
21. Devlet ve milleti dert edinmeyen,
22. İstanbul’un tarihi değerinin farkında olmayan,

Belki bunlara birkaç madde daha ilave edilebilir ancak bu kadarı istanbulinsanının kim olduğunun anlaşılması için yeterli.

İstanbul beyefendisi

İstanbul bizim medeniyetin ulaşabildiği en üst seviye idi. Dolayısıyla koca imparatorluk coğrafyasının insan modeli İstanbullu idi. Birisinin İstanbul beyefendisi olması için İstanbul’da doğup büyümüş olmasına gerek yoktu. İstanbul beyefendisinin sahip olduğu özellikleri taşıması yeterli idi.

İstanbul beyefendisi her şeyden önce örnek alınacak model bir şahsiyettir. Bu şahsiyetin özelliklerini de sıralamaya çalışayım.

İstanbul beyefendisi, Müslüman Türkün yaşam tarzının en üst temsilcisidir. Devletini sever, milletine muhabbet besler, dine hürmeti vardır.

İstanbul beyefendisinin Türkçesi güzeldir, konuşması düzgündür. Mekke’den Mekke-i Mükerreme, Medine’den Medine-i Münevvere, Şam’dan Şam-ı şerif, Kudüs’ten Kudüs-i Şerif olarak bahsederler. Süleymaniye’ye gitmez, Süleymaniye Camii-i Şerifine gider.

İstanbul beyefendisinin ağzından düşürmediği kelimelerden bir diğeri efendim idi. Muhatabından bir şey isteyeceği veya soracağı vakit sözünü mutlaka efendim ile bitirirdi.

İstanbul beyefendisi ikamet ettiği mahalleye sahip çıkar.

İstanbul beyefendisi eşyaya zarar vermez, doğayı kirletmez. Çevresindekileri asla rahatsız etmez.

İstanbul beyefendisi kibardır. Kimseyi kırmaz, incitmez. Davranışları ölçülüdür.

İstanbul beyefendisi kıyafetine dikkat eder. Temiz ve bakımlıdır.

İstanbul beyefendisi hatır nedir bilir. Onun için bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Vefa onlar için sadece bir semt adı değildir.

İstanbul beyefendisi için terbiye ve edep her şeyden önce gelir. Haddi aşan davranışlar onda görülmez. Selamı önce küçük verir, hatırı ise büyüğe aittir. Otobüste, vapurda bir hanım veya kendisinden yaşça büyük biri olduğunda asla oturmaz.

İstanbul beyefendisi müsamahakardır. Işık yeşile döner dönmez hemen kornaya basmaz.

İstanbul beyefendisi iyi eğitimlidir. Bu eğitim ile kastedilen hangi okuldan mezun olunduğuna bakılmaksızın iyi bir eğitim almış olmasıdır.

İstanbul beyefendisi alçakgönüllüdür, melamet derecesinde mahviyetkârdır. O yüzden evinden bahsederken fakirhane der. Muhatabının evi isterse tek göz olsun, devlethaneleri der. Ziyafete davet ederken, çorba içmeye gidelim mi, diye sorar.

İstanbul beyefendisi izzetine düşkündür, mahcup olmayı bilir. Utanacak bir duruma düşmek onun için en büyük züldür.

İstanbul beyefendisi, mürüvvet sahibidir. Yaptığı iyilikleri kimsenin, hatta kendisine iyilik yapılanın bile bilmesini istemez. Yedirmeyi ve ikram etmeyi sever.

İstanbul beyefendisi olgundur, çelebidir, görgülüdür, şımarıkça hareket etmez. Yediği içtiği yemeklerden bahsetmez. İma ederek anlatmayı sever.

İstanbul beyefendisi haluktur, yani güzel huyludur ve geçim ehlidir. Beyefendi için söylenen sözlerin hepsi hanımefendileri için geçerlidir. Hatta hanımefendileri beyefendilere göre toplum hayatında daha önemlidir.

İstanbul beyefendisi İslam ahlakı ile Türkün töresinin terkibinden teşekkül etmiş örnek insandır.

Biliyorum, yukarıda sıraladığımız özelliklere sahip olmak kolay değil ama en azından bir kısmına sahip olmak için gayret edebiliriz.

Hepimizin İstanbul beyefendisi olamayacağını biliyorum. Ama en azından az da olsa bir kısmımız olmalı, bir fener gibi bize İstanbul beyefendisi olmayı hatırlatmalı.

Eğitim-öğretim sistemimizi çocuklarımızı İstanbullu yapacak şekilde kurmazsak korkarım çok uzak olmayan bir gelecek içinde istanbulinsanı olacağız. İstanbulinsanına dönüştüğümüz gün ise tarih sahnesinden çekildiğimiz an olacak.

Allah milletimizi bu illetten ve zilletten muhafaza buyursun. Milletimizi güzel hasletlerine sahip çıkarak kıyâmete kadar pâyidâr kılsın. Amin.




Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Zikrullah nedir, neden yapılır?

Zikrullah nedir? Zikir denildiğinde siz ne anlıyorsunuz?
Zikrullahın Kur’an ve sünnette bir temeli var mıdır?
Zikir ibadet midir yoksa hâl midir?
Zikirde telaffuz mu önemlidir niyet mi yoksa hal mi?
Toplu zikirde zikri yönetecek kişide birtakım şartlar aranmalı mıdır?
Tarikat ve zikir
Bir tarikatte zikir usulleri nasıl belirlenir, kim belirler?
Zikir sadece dergâhta mı yapılır, gündelik hayata nasıl taşınır?
Mürşid olmadan zikir mümkün müdür?
Osmanlı coğrafyasında zikir ayinleri ve İstanbul’un önemi (sistematik, asker toplum, ayinlerde kıyafet) tarikat ayinlerinde estetik boyut
Modern hayat zikrullahı etkiledi mi?
Günümüz insanının zikrullaha ihtiyacı var mı?
Beden hareketleri ile ne amaçlanır?
Derviş için önemi
Dervişe neler kazandırır?
Nefis terbiyesi için önemi nedir?

Bir şair niçin ve nasıl Mevlid yazar?

Bu şiir kitabına neden Mevlit adını verildi?
Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i ile benzer tarafları
Bir şair için Mevlit yazmak ne demektir?
İçindekilerim yedi bölümden oluşmasının anlamı
Kuran, Mevlid ve Hüsn ü Aşk’a yapılan telmihler
Bölümlere naat adı verilmesinin sebebi
Girişteki beyan bahsi
Bölümler miraç kademeleri mi süluk mertebeleri mi?
Aralardaki nesir bölümlerinin işlevi
Bu metni anlamak için sadece kelimelerin anlamlarını bilmek yetmez. Sanki daha fazlasını da bilmek gerekiyor. Daha fazlası nedir?
Üçüncü naatte şiirlerin başlıkları Gülşen-i Raz, Bustan, Füsûs iken dördüncüsü illiyyîn ve sonuncusu merhaba.
Dördüncü ef’âl, sıfat, zât ve zâtü’z-zât.
Beşinci terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hestî ve terk-i terk.
Altıncı bölüm regâip, miraç, berat, kadir adını taşıyor. Bununla nelere işaret edilir?
Yedinci hüve, sühan mülkü, hatm, zikreden Kuran adını taşıyor.

ismailgulec.net