Özgeçmiş
...
Kabe-Taksim benzetme meselesine geçmeden önce benzetmenin ne olduğunu kısaca hatırlatmak isterim. Teşbih de dediğimiz benzetme aralarında bir veya birden fazla nitelikte benzerlik bulunan iki şeyin birini diğerine benzetmek şeklinde tarif edilir. Bir benzetmede dört unsur bulunur. Bunlar, benzeyen, benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatıdır.
Yukarıda verilen demece baktığımızda Kabe’nin doğrudan Taksim’e benzetilip benzetilmediğini anlamak için bu dört unsuru arayalım.
Benzeyen: Taksim
Benzetilen: Kâbe, Kudüs gibi dini merkezler.
Benzetme yönü: Kutsallık, bayramı kutlamak için senede bir kez gitmek zorunda kalınan mekan, verilen değer, bir ritüeli yerine getirmek için yapılan eylem. Senede bir defa olması da benzetilen yönler arasında sayılır.
Benzetme edatı: Lafzen zikredilmemiş. Kıyastan anlaşılıyor.
Bu açıdan baktığımızda Taksim ile Kâbe arasında kutsallık, senede bir defa olması, değer verenlerin gözünde tek olması yönleriyle bir benzetme olduğu söylenebilir. Benzetme var diyenler haklı.
Bu demeçte aynı zamanda bir akıl yürütme de var. O da şu:
Kabe ve Kudüs inananlar için çok değerlidir.
Bu verilen ilk hüküm, kabul edilen ilk önerme. İkinci öncülümüz de şu:
Taksim işçiler için çok değerlidir.
Bu durumda sonuç cümlesi de şöyle olur.
Taksim değer bakımından Kabe ve Kudüs’tür.
Acaba bu kıyas doğru mu? Mantıkçılar bu tür kıyasları doğru olarak kabul etmezler. Birkaç nedeni var. İlki işçiler ve inananların aynı türden eylem sahibi olmamalarıdır. Biri emekleriyle çalışır, somuttur. Diğeri ise inanç ile ilgili olup soyuttur.
İkinci durum inananlar ile işçiler arasında bir kaplam-içlem durumu söz konusu değildir. Dolayısıyla çıkarılan hüküm yine yanlıştır. Buna mantıkçılar dağıtılmamış orta terim yanlışı adını veriyorlar. Dolayısıyla yapılan kıyastan üretilen bilgi de yanlıştır.
Belli ki demeç sahibi Taksim’in işçiler için ne anlama geldiğini güçlü bir şekilde ifade etmek için bu sözleri söylemiş. Ancak bunu söylerken inançlar yerine Rus işçiler için Kremlin Meydanı, Çinli işçiler için Tianenmen Meydanı ne ise bizim için de Taksim meydanı odur, deseydi sanırım böyle bir tartışma olmazdı.
Konuşmayı belagat açısından incelediğimizde ise sözün duruma uygun bir şekilde ve açıklıkta ifade edilmediğini, örnek seçiminde isabetli olunmadığı, kısacası beliğ olmadığını söyleyebiliriz.
Benzetmeye verilen tepkilere gelince; eğer demeç veren zatın görüşlerini paylaşıyor olsaydım, solcu olsaydım, söylemlerine dini değerleri kattığı için, sol için daha değerli bir mekan bulamayıp Kâbe gibi manevî alana dair bir değeri teşbih unsuru olarak kullandığı için kızardım. Sıradan bir okur olarak baktığımda Taksim’in işçiler için çok önemli olduğunu söylemeye çalıştığını düşünürdüm ve benzetme şık olmamış der, geçerdim. İnançlı bir kimse olarak baktığımda ise Kâbe gibi, Kudüs gibi kutsal mekanların günlük siyasete alet edilmesinden ve ne şekilde olursa olsun Taksim’e benzetilmesinden rahatsız olurdum, oldum da. Nereden bakarsak bakalım sonuç aynı kapıya çıkıyor: Benzetme sorunlu.
Bu ülkede, halkın büyük bir kısmının milli ve manevi değerlere çok önem verdiğini ve bu değerlerin herhangi bir şekilde kısır siyasi tartışmalarda yer alıyor olmasından rahatsız olduğunu ve olacağını siyaset yapmayı düşünen herkes aklının bir kenarına not etmeli.
Biz de bir benzetme ile bitirelim. Sinek pis değildir ama mide bulandırır. Zihinleri bulandırmayalım.
...
Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.
Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.
Youtube videolarını izleyebileceğiniz, A'mâk-ı Hayal Sohbetleri, Kültürümüzde Şiir ve Mûsikî (TRT Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav Radyo), Enderun Sohbetleri (Vav TV) ve Mürekkep Damlaları (Vav Radyo)'ni dinleyebileceğiniz sayfadır.
Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...
Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.
Taberî’yi özel kılan şey nedir?
Taberi dinî ilimler çalışanlar için neden önemli bir isimdir?
Taberî'nin yetiştiği ortam
Taberî’nin birçok hacimli eser hazırlamasının sebebi
Taberî Tefsirî neden önemli?
Onun tefsirini diğer tefsirlerden ayıran özelliği nedir?
“Bir de tarih kitabı var, Tarikh al-Rusul wa al-Muluk. Bu eser bize nasıl bir dünya sunuyor?
Taberi’nin görüşleri genel olarak kabulü mü yoksa eleştirildi mi?
Tabarî’yi yaşadığı dönemde nasıl karşılıyorlardı?
Bugün Taberi’nin eserleri hâlâ okunuyor mu? Kimler okuyor?
Tefsir okumak isteyen birinin Taberi’den başlaması doğru mudur?
Kimler tefsir okuyabilir? Tefsir okumaya nereden başlamak lazım?
Taberi hakkında yanlış bilinen şeyler var mı?
Bu alana ilgi duyan izleyicilere nereden başlamalarını önerirsiniz?
Çocuklara felsefe ve düşüncenin aktarılması neden önemli?
Bir çocuk kaç yaşında felsefe ile karşılaşmalı?
Çocuklara yönelik yazmak ile yetişkinlere yazmak arasındaki fark
Çocuklar için düşünce yolculukları fikri nasıl doğdu?
Çocuklara mahsus bir dil oluşturulmalı mı?
Felsefe ve düşünceyi çocuklara anlatmayı başarmak için nelere dikkat edilmeli?
Çocuklara felsefe anlatırken en çok zorlanılan konu
Yazar bir hikâye anlatıcısı mıdır, eğitici midir ya da rehber mi?
“Düşündürmek” ile “bilgi vermek” arasındaki denge
Bilgiyi hikâye etmenin zorlukları
Çocuklar en çok hangi düşünmeye ihtiyaç duydukları konular