Karga ile leylek/keklik arkadaş olur mu?

Topallık: Kusurlarımız, hatalarımız, ayıplarımız. İki türlü topallık vardır, biri bacağımızın topallığı. Diğeri ise bizi güzel işler yapmaktan alıkoyan aklımızın yani arzularımızın topallığı. Kastedilen ikinci tür topallıktır.

Arkadaşlık: Aynı duygu ve düşünceleri taşıyan, benzer iyi ve kötü huylara sahip kişilerden her biri. Arkadaşlarımız, bizim aynamızdır. Nasıl biri olduğumuzu görmek istiyorsak arkadaşlarımıza bakmamız yeter. Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim, sözü bu durumu gayet güzel açıklar.

Çöl: Hayatın zorlukları, güç işler.

Bilge: Bilgilerin ne için olduğunu ve ne işe yaradığını, nasıl kullanılacağını bilen akıllı ve tecrübeli kimse.

Leylek: Akıllı, iyi huylu, temiz görünüşlü, güzel hasletli kimseler.

Karga: İşi karanlık olan, kötü işler peşinde koşan kimseler.

Zaman zaman gördüğüm iki insan var. Bunlardan biri kaba, adap erkan bilmez, üstüne başına dikkat etmez, mektep medrese görmemesine rağmen kendisini profesörlerden daha akıllı sanır, cesareti cehaletinden gelen bir küstah idi. Diğeri ise naif, kırılgan, mütevazı, saygılı, konuşurken karşısındaki incitmemeye çalışan, bir toplulukta varlığıyla yokluğu belli olmayan, ötekinin aksine ütüsüz pantalon ve boyasız ayakkabı giymeyen zahirde kibar bir arkadaş idi. Bu iki arkadaş birbirleri ile çok iyi anlaşırlardı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama ben sözü uzatmamak için bir tane ile yetineceğim. Gençken görsem şaşırırdım ama hikayeden formülü bildiğim için şaşırmadım, hakikatini anlamaya çalıştım. Bu iki farklı insanı bir araya getiren şey ne idi?

Biraz yakından takip edince görmekte ve anlamakta gecikmedim. Kaba saba olanın derdi makam, mevki ve şöhret idi. İnsanlar onun ismini duysunlar, gazetelerde, televizyonlarda görünsün, meşhurlarla birlikte fotoğraf çekilsin. Derdi bu idi. Diğerinin böyle dertleri yok idi. Onun derdi ise ortalıkta görünmeden herkes hakkında bilgi toplamak, topladığı bu bilgileri kendi çıkarları için bazen çarpıtarak kullanmak, bir gizem oluşturarak çevreye derin ve güçlü adam imajı vermek, tabiri caizse kuklacı gibi her şeyi arkadan kontrol etmek ve yönetmek idi.

Bu iki arkadaş bu amaçlarını gerçekleştirmek için birbirlerine kör ile kötürüm hikayesinde olduğu gibi yardım ederlerdi. Bunları bir araya getiren şey de birinin şöhrete, diğerinin güce olan zaafıydı.

Siz de tecrübe edebilirsiniz. Çevrenizde bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını düşündüğünüz insanlar olursa daha dikkatlice bakın. Onları bir araya getiren mutlaka bir kusurları olduğunu göreceksiniz.

 

Atalarımız boşuna dememişler bozacının şahidi şıracı diye. Bir de bunun tam tersi var. Bir yere gidersiniz, bu adamın burada ne işi var dersiniz. Onu da bir sonraki yazıda konuşalım isterseniz.





Bu yazıyı, Facebook'ta paylaşayım...

Bu yazıyı, Twitter'da paylaşayım...

Bu yazıyı, LinkedIn'de paylaşayım...

Bölümler

Yazılarım

Yazılarımı okuyabileceğiniz sayfadır.

Kitaplarım

Kitaplarımı görebileceğiniz sayfadır.

Basında

Basındaki haberleri görebileceğiniz sayfadır...

Etkinlikler/Takvim

Tüm etkinlik, toplantı ve konuşmalarımın haberini takip edebileceğiniz sayfadır.

Videolar

Ezelden Ebede Kudüs: Hz. Peygamber'in Mirac ettiği Kudüs

Kudüs'ün İslam'daki yeri
15:29 Hz. Peygamberimiz (sav) Miraç Gecesi neler yaşadı?
22:10 Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın önemi
33:08 Dinler tarihi açısından Kudüs
46:03 Mehmet Akif İnan - Mescid-i Aksa
48:28 Ezelden ebede kutsal şehir: Kudüs
54:15 Hz. Peygamberimizin (sav) Taif duası
1:10:19 Bakara Suresi son iki ayet - İsmail Coşar
1:17:23 Hz. Ömer zamanında Müslümanların Kudüs'ü fethi
1:25:24 Hz. Ömer'in Emannamesi
1:27:48 Osmanlı döneminde Kudüs'te neler yaşandı?

Kısa Kıbrıs Tarihi ve Rehberi

Kıbrıs, Türkiye’ye sadece yetmiş km uzaklıkta, Kuzey sahillerinden Toros dağlarının rahatlıkla görülebileceği kadar Anadolu yarımadasına yakın bir ada. Anadolu’dan kopan bir kara parçası olan Kıbrıs, adeta şehadet parmağıyla İskenderun körfezini işaret ederek “ben buranın bir parçasıyım” demekte.

Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Lübnan’ın batısında, İsrail ve Filistin’in kuzeybatısında, Mısır’ın güneyinde yer alan ve Sicilya ve Sardunya’dan sonra Akdeniz’in en büyük üçüncü adasına, bir zamanlar çok zengin bakır madenleri olduğu için bakırlık anlamında Kıbrıs denilmiş.

Kıbrıs’ta eskiden yalnız dağlar değil ovalar da sık ormanlarla kaplı imiş. Fakat bu ormanlar bir yandan bakır ve gümüş madenlerinin işletilmesi, bir yandan gemi yapımı ve Mısır gibi ağaçsız ülkelere kereste ihracatı yüzünden tahrip olmuş. Üstüne bir de yangınlar ve keçiler gelince ortada orman namına pek bir şey kalmamış.

ismailgulec.net